Haber Detayı
27 Ağustos 2020 - Perşembe 20:30
 
“Derelerin işgal edilmesi yanlıştır”
BİNÇEVDER Başkanı Cuma Karaarslan, selin doğal bir olay olduğunu belirterek, neredeyse her dere üzerine kurulan HES’lerin, derelerin işgalinin ve yapılaşmanın doğala uyumsuz ve yanlış olduğunu söyledi.
GÜNDEM Haberi
“Derelerin işgal edilmesi yanlıştır”

BİNÇEVDER Başkanı Cuma Karaarslan, son yıllarda yerleşim yerlerinde artan ve son olarak Giresun’da yaşanan sel olayı üzerine açıklama yaptı.

Dereler üzerinde yapılan yapılaşmanın, HES’lerin yanlış olduğunu vurgulayan Karaarslan, bunun suçlularının da oraya izin veren kıt anlayışlar olduğunu söyledi.

İnsanların dereleri bastığını belirten BİNÇEVDER Başkanı Cuma Karaarslan: “O sele neden olan dereler hep vardı ve sel de birkaç yılda bir tekerrür eden kaotik bir iklim olayıdır. Dereler Dünya oluşturduğundan beri vardı, yerleşim yerleri sonradan oluştu. Bize göre dereleri basan insanlardır. Yerleşim yerleridir. Kimse uyarmasa da arazi kullanımı bilinci, tarihten gelen ve felaketlerin bir nimet sayılması ile şekillenen bilgi ve hafıza yenilenmesidir. Nereye ev yapılır, nereye ticari alan, nereye tarım yapılır, neresi korunur bu sınıflandırma için mucit olmaya gerek yok. Sadece dünyanın bize ait olmadığını ve bizimle beraber ekolojik bir bütünün parçası olduğumuzu hatırlarsak, suya, sele, ormana, tarıma, depreme göre yapılaşma ve korunma mümkündür.

Ülkede her dönem yaşanan ve son olarak Giresun’da yaşanan doğal afet ülkenin ne kadar plansız ve çarpık yapılaştığını, kentlerin felaketlere ne kadar hazırlıksız olduğunu bir kez daha gösterdi. Dereler selden önce de vardı. Ama yerleşim alanları sonradan oluşturuldu” diye konuştu.

YEREL YÖNETİCİLER NE YAPIYOR?
BİNÇEVDER Cuma Karaarslan, seçim aflarının ve geçim derdinin hem seli, hem de ahlak erozyonunu etkilediğini söyledi.
Yaşanan sel felaketinin erozyon ve kaybolan toprakların yanı sıra sel sonrası yapılan açıklamaların ahlak erozyonu içinde de olunduğunu gösterdiğini kaydeden Karaarslan: şunları söyledi: “Selden önce ne idiysek, selden sonra da yapımızı ortaya koyduk. Selden önce arazi, dere, orman, kamu alanlarını işgal ettik, talan ettik, selden sonra akıl talanına başladık. Kısaca bizim olmayan, yasaya ve yaşam alanlarına, arazi sınıf ve yeteneklerine uymayarak bir dağ, deniz, dere işgali ve talanına giden insanoğlu kendi talanına ses çıkarmayıp, selden sonra karar vericiler, yöneticiler doğal felaket algısı yaratarak adeta kendini kurtardı. Bu durum ahlaki erozyon içinde olduğumuzun bir kanıtı. Ya selden önceki talancıları niye kimse konuşmuyor. Selden önce ormanı talan eden, kıyıları işgal eden, ormana odun gözü ile bakan, çevreyi ve doğal varlıkları bir geçim kaynağı gören, dereleri satan, HES kuran, uyduran zihniyet hem talan ediyor hem de yasaları hiçe sayıyor. Peki, yasaları uygulamak durumunda olan yerel yönetimler, su ve taşkın alanları gözlemcileri ne yapıyor? Neye göre imar, neye göre plan yapıyorlar? Ben bu planların tamamının seçim ve geçim derdine kurban edildiğini söylüyorum.”

“MEMLEKET AFET MÜZESİ OLDU”

Selin yaşanan talan ve tahribat ile her yerde yaşanabileceğini belirten Cuma Karaarslan, selin, sadece bu felaketin yaşandığı bölgelerin değil, tüm Türkiye’nin sorunu olduğunu söyledi.

Türkiye’nin, başta sel olmak üzere, "afet risk haritaları ve eylem planları " hazırlanması gerektiğini vurgulayan Karaarslan, “Memleket afet müzesi oldu. Ama her afet sadece dosyadan ibaret oldu. Her gün bir yerden, aptallık-bilinçsizlik-bir hiç uğruna haberleri geliyor. Anlaşılan o ki, neye el atsanız erozyona uğramış. Anlatıncaya-anlaşılıncaya kadar mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

“DERELERİN İŞGAL EDİLMESİ YANLIŞTIR”

Karaarslan, “Sel doğal bir olaydır. HES, suyun satışı, derelerin işgali, yapılaşma doğala uyumsuz ve yanlıştır” dedi.

Yanlış arazi kullanımı ve tahrip edilen ormanların sonucu bu olayların artacağını belirten Karaarslan: “İnsanlarımızı yutan, ekonomimize darbe vuran sel, sadece bu felaketin yaşandığı bölgelerin değil tüm Türkiye’nin sorunudur. Birkaç saat içinde yağacak yağmur yarın ya da bir sonraki gün bir başka yerde daha büyük zararlara da yol açabilir. Çünkü ülkemizin ‘Sel Risk Haritası ve Sel Eylem Planı’ yoktur. Selden zarar görebilecek alanların önceden bilinmesi halinde yerel yönetimler bu bölgelerdeki yapılaşmayı kontrol altına alabilecek ve insanları afet yaşanmadan bölgeden tahliye edebilecek. Ülkemizin ve ilimizin Sel Risk Haritası ve Sel Eylem Planı acilen hazırlanmalıdır. Köyden kente göçün kentler üzerinde oluşturduğu baskının da tetiklemesi ile dere yatakları, ormanlar, ovalar, çayır ve mera alanları, tarım alanları, kıyılar, hatta kurutularak sulak alanlar yapılaşmaya açılmaktadır. Yaşanan ilk olağanüstü talana karşı doğa kendisine ait olanı geri almaktadır. Son yıllarda yaşanan dere satışları suyun toprak ve canlılarla bağını keserek yeryüzünün florasını ve faunasını değiştirmiş, yağan suyun her damlasının akışa geçmesine neden olmuştur. Sel doğal bir olaydır. ama satılan sular felaketin habercisidir ” dedi.

NELER YAPILMALI?

Karaarslan, tüm yaşananların olmaması için alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:

“-Dere yatakları, 100–500 ve 1000 yıllık debilere göre yeniden çalışılmalı, ormansızlaşma ve bitki örtüsünün tahribine son verilmeli.

-Sel ve heyelan tehlikesi bulunan alanlar ağaçlandırılmalı, bitki örtüsü korunmalı ve arttırılmalı.

-Başta imar olmak üzere, Yeraltı Suları ve Kıyı Koruma yasaları yeniden düzenlenmeli, soruna yaşanmadan önce önlem alabilmek için sel başta olmak üzere Afet Eylem Planları hazırlanmalı.

-Sorunun yaşandığı bölgelere ait sel ve erozyon haritaları çıkarılmalı.

-Tespiti yapılan bölgelerin imar planları felaketlere göre yeniden düzenlenmeli. İmar aflarına son vermeli.

-Dere yatakları imara açılmamalı, kaçak yapılaşmaya göz yumulmamalı.

-Yol güzergâhları dere yatakları içinde yer almamalı.

-Yol yapımlarında kıyılara ve eğimli arazilere müdahalede dikkatli olunmalı, önlem alınmalı, yol geçişleri 500 yıllık sel ve feyezan debilerine göre planlanmalı.

-Yerleşim yerleri, yol güzergâh seçimleri ve arazi kullanım planlamasında bilimsel çalışmalar göz önüne alınmalı, dere, yağış havzaları, zemin etütleri yapılmalı.

-Yanlış tarım uygulamalarından ve arazi kullanımlarından vazgeçilmelidir.

-Bölgesel ve ülkesel ölçekte arazi kullanımı planlaması yapılmalıdır.”

‘Hayatımızdan keşkeleri kaldırmak için tüketimden yaşam ahlakına kadar her şeyi gözetmeliyiz’ diyen Karaarslan, şöyle devam etti:

“Keşke; tarım arazilerimizi amacı dışında kullanmasaydık.

Keşke; sanayi tesisleri ve yerleşim için uygun bölgeleri seçseydik.

Keşke; çarpık kentleşmeye ve göçlere dur deseydik.

Keşke; verimli tarım alanlarını, ormanlarımızı, meralarımızı korusaydık.

Keşke; geliyorum diyen felakete hazırlıklı olsaydık.

Dememek için Bilenin bilmeyene, olanın olmayana borcu olduğu bilinci ile sahiplilik ve korumacılık bilincinin yerleşmesi şarttır. Bu ülke derelerden ve sel yataklarından ibaret değildir. Dere boylarında ev olmazsa yine sel olur ama felaket olmaz.”

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: “Derelerin, işgal, edilmesi, yanlıştır”,
Yorumlar
Haber Yazılımı