1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kapsamında Hacı Hıdır Camisi önünde bir araya gelen KESK, DİSK, TMMOB, DEM Parti ve İnsan Hakları Derneği üyeleri ile çok sayıda vatandaş, saat 13.00’te Kent Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirdi. Yoğun katılımın olduğu yürüyüş boyunca emek, demokrasi ve eşitlik temalı sloganlar atılırken, Kent Meydanı’na ulaştıktan sonra burada basın açıklaması yapıldı. Yapılan açıklamalarda emekçilerin yaşadığı sorunlar, hak talepleri ve toplumsal eşitlik vurgusu öne çıktı.
“İşçiye, emekçiye, memura bayram yok”
DEM Parti Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, emekçilerin yaşadığı ekonomik sorunlara ve çalışma koşullarına dikkat çekti.
Hülakü, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Aslında bugün bayram diyoruz ama maalesef işçiye, emekçiye, memura bayram yok. Yine maalesef bugün bu meydanda bayram kutlamak için değil, işçinin, emekçinin hakkını hatırlatmak için, isyanını göstermek için toplanıyoruz. Çünkü bugün hâlâ Türkiye’nin dört bir yanında işçiler direniyor. Fabrikalarda, şantiyelerde, maden ocaklarında…
İnsanlar en temel hakları için direniyor. Daha birkaç gün önce işçiler, hak ettikleri ücretleri alabilmek için, evine ekmek götürebilmek için açlık grevine başlamak zorunda kaldı.
Düşünün… İnsanlar çalışıyor, üretiyor ama karşılığını alamıyor.
Ve seslerini duyurabilmek için günlerce aç kalmayı göze alıyor. İşte işçinin, memurun, emekçinin içine düştüğü bu durum bu iktidarın 24 yıllık fotoğrafıdır! Çünkü bu iktidar işçinin düşmanı, Patronun dostudur.
Bu iktidarın temsilcileri düzenli bir şekilde çıkıp halka utanmadan, sıkılmadan "ekonomi büyüyor" masalı anlatıyorlar.
Büyüyor dedikleri ekonomide
Kiralar uçmuş, market poşetleri dolmuyor, çalışan kesim sefalet içinde yaşıyor…
Ama biz kimin ekonomisinin büyüdüğünü biliyoruz:
Yandaş müteahhitlerin ekonomisi büyüyor,
Hırsızların, yolsuzların ekonomisi büyüyor,
Sırtını iktidara yaslayan patronların, bürokratların, milletvekillerinin ekonomisi büyüyor…
Ama milyonlarca işçi ve emekçi sefalet içinde yaşamaya devam ediyor.
Kıymetli arkadaşlar,
Buradan bu düzenin asıl sebebi olan iktidara ve sırtını onlara yaslayan patronlara sesleniyoruz:
İşçinin cebinden çaldığınız her kuruşun hesabını sorana kadar, insanca bir yaşamı inşaa edene kadar sizinle mücadele etmeye devam edeceğiz."
Eğitim Sen Bingöl Şube Başkanı Murat Korlaelçi, emek, demokrasi ve hak mücadelelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Demokrasi ve adalet olmayan yerde emek de yok sayılır”
Eğitim Sen Bingöl Şube Başkanı Murat Korlaelçi, emek, demokrasi ve hak mücadelelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Korlaelçi, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Her zaman söylüyoruz. Buradan bir kez daha altını çizelim.
Demokrasinin, adaletin, hukukun, eşitliğin olmadığı bir yerde emeğin, emekçilerin hakları da yok sayılır. Talepleri görülmez, duyulmaz olur.
İşte tam da bu yüzden ülkemizde düşünce ve ifade özgürlüğünden toplantı ve
gösteri yürüyüşü hakkına, seçme ve seçilme hakkından sendikal hak ve özgürlüklere,
Haber alma hakkına kadar uzanan saldırılar esasında emeğine sahip çıkanlara
yönelik sömürü zeminini güçlendirmek için yürütülüyor.
İktidar bu politikalarına rıza göstermeyen öğrencisinden gazetecisine, belediye başkanından sendikacısına kadar her kesime adeta savaş açıyor.
Hakkını, hukukunu arayan, adalet isteyen, herkesi hedef alan baskılarla tüm toplum nefessiz bırakılıyor. Halkın iradesi yok sayılıyor.”
“1 Mayıs, direniş ve özgürlük mücadelesinin simgesidir”
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde açıklama yapan Bingöl Demokratik Bölgeler Platformu Başkanı Şevket Kalındamar: "1 Mayıs; işçi sınıfının, emekçilerin, kadınların ve gençlerin sömürüye karşı ortak mücadelesinin, dayanışmasının ve direnişinin tarihsel simgesidir. Türkiye ve Kürdistan’da ise bu anlam, yalnızca ekonomik taleplerle sınırlı kalmayıp; özgürlük, eşitlik ve demokratik toplum mücadelesiyle iç içe geçmiştir.
Tarihsel olarak en ağır sömürü biçimlerinin yaşandığı coğrafyalardan biri olan Kürdistan, aynı zamanda kesintisiz direnişin ve özgürlük arayışının da merkezi olmuştur. Bu nedenle 1 Mayıs, sadece bir anma ya da kutlama günü değil; örgütlenmenin, itirazın ve toplumsal dönüşüm iradesinin güçlü bir ifadesidir.
1977 1 Mayıs’ında Taksim’de yaşanan katliam, bu mücadelenin bedellerle büyüdüğünü açıkça ortaya koymuştur. Aradan geçen yıllara rağmen 1 Mayıs’ın taşıdığı anlam değişmemiş; aksine emekçilerin ortak hafızasında daha da kökleşmiştir.” İfadelerini kullandı.
Basın açıklamalarının ardından alanda toplanan kalabalık, davul ve zurna eşliğinde halay çekerek 1 Mayıs’ı kutladı. Meydandaki etkinlikler, katılımcıların coşkulu katılımıyla bir süre daha devam etti.