Mülkiyetinin büyük kısmı Bingöl İl Özel İdaresine ait olan BİNAŞ arsasının satışı ile ilgili hukuki süreç Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi'nde devam ederken, davacı şirket vekili Avukat Muammer Çolakoğlu, davanın yalnızca iki taşınmazın satışından ibaret olmadığını, kamuya ait yüksek değerli malvarlığının hukuka uygun şekilde yönetilip yönetilmediğinin de yargı denetimine konu olduğunu ifade etti.
Avukat Muammer Çolakoğlu, açıklamasında, şunları kaydetti:
“Vekili bulunduğumuz Binaş Hayvancılık Gıda Turizm İnşaat Petrol Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından açılan ve halen Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2026/342 Esas sayılı dosyasında istinaf incelemesi devam eden dava, yalnızca iki taşınmazın satışına ilişkin özel hukuk uyuşmazlığı değildir. Dava, yaklaşık 1,5 ila 2 milyar TL piyasa değerine ulaşabileceği değerlendirilen kamuya ait taşınmazların hukuka uygun şekilde yönetilip yönetilmediğinin yargısal denetimini konu almaktadır.
Davalı Bingöl Yem-Süt ve Besicilik A.Ş., sermayesinin yaklaşık %99'u Bingöl İl Özel İdaresi ile Bingöl Belediyesine ait bulunan, dolayısıyla kamu kaynaklarını yöneten bir anonim şirkettir. Bu nedenle şirket yöneticileri yalnızca Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde değil, aynı zamanda kamu kaynaklarını koruma, kamu yararını gözetme, hesap verebilirlik, şeffaflık ve eşit işlem ilkelerine uygun hareket etme yükümlülüğü altındadır.
Dosyada alınan 06/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu satış ihalesinin hukuken geçerli olmayan yönetim kurulu kararına dayandığı, şirketler hukukunun temel ilkelerine aykırılıklar içerdiği ve ihalenin iptal edilmesi gerektiği yönünde ayrıntılı tespitlere yer verilmiştir.
İlk derece mahkemesi ise bu raporun esasına ilişkin değerlendirme yapmaksızın davayı usule ilişkin nedenlerle reddetmiş, karar tarafımızca istinaf edilmiştir.
20/03/2025 tarihinde yapılan ihalede; 724 ada 59 parsel (13.000 m²), 511.000.000 TL bedelle, 724 ada 60 parsel (12.855,74 m²) ise 352.000.000 TL bedelle, aynı alıcı olan Dağdeviren Akaryakıt Madeni Yağlar İnşaat Lojistik Makina ve Ekipman Tekstil Hayvancılık Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.'ne ihale edilmiştir.
Her iki taşınmaz da tapuda "Yem-Süt Besicilik A.Ş. Kar. Binaları ve Arsa" vasfında olup, imar planında ticaret alanında yer almaktadır.
İhale şartnamesinin 10. maddesine göre ihale bedelinin belirlenen süre içerisinde peşin olarak ödenmesi zorunlu olmasına rağmen, ihale bedeli süresinde ödenmemiştir.
Buna rağmen ihale iptal edilmemiş; davalı şirket yönetim kurulunun 05/06/2025 tarihli kararıyla, ihale alıcısının talebi üzerine satış işleminin dava sonuna kadar ertelenmesine karar verilmiştir.
Ancak bu erteleme kararına rağmen, istinaf incelemesi devam ederken 724 ada 60 parselin 10/07/2026 tarihinde aynı şirkete tapuda devredildiği öğrenilmiş, bunun üzerine mahkemeden yeniden ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuştur.
Dava konusu iki taşınmazın yüzölçümleri, imar durumları ve kullanım nitelikleri dikkate alındığında, aynı ihale kapsamında biri için 511 milyon TL, diğeri için 352 milyon TL teklif verilmiş olması dikkat çekicidir.
Yalnızca ihale bedelleri esas alındığında dahi yaklaşık 159 milyon TL tutarında fiyat farkı bulunmaktadır.
Bunun yanında, ihale tarihinden itibaren yaklaşık 15 ay boyunca satış bedelinin tahsil edilmemesi, tarafların tacir olması nedeniyle ticari finansman maliyetleri ve gecikmenin ekonomik sonuçları birlikte değerlendirildiğinde, kamu şirketinin malvarlığı bakımından önemli ekonomik kayıplara yol açabilecek bir sürecin ortaya çıktığı yönünde ciddi değerlendirmeler bulunmaktadır.
Ayrıca dava konusu taşınmazların konumu, imar durumu ve bölgedeki emsal ticari taşınmazlar dikkate alındığında, toplam piyasa değerlerinin 1,5 milyar TL ile 2 milyar TL arasında olabileceği yönünde değerlendirmeler mevcuttur. Bu hususun kesin tespiti ise bağımsız bilirkişi incelemesi ve yargısal süreç sonunda ortaya çıkacaktır.
Türk Ticaret Kanunu uyarınca anonim şirket yönetim kurulu üyeleri, görevlerini basiretli bir yönetici özeniyle, şirketin ve pay sahiplerinin menfaatlerini gözeterek yerine getirmekle yükümlüdür.
Sermayesinin neredeyse tamamı kamu kurumlarına ait bir anonim şirkette bu yükümlülük, kamu yararını koruma sorumluluğu nedeniyle daha da önem kazanmaktadır.
Şirket yöneticileri; şirket malvarlığını korumak, ihale şartnamelerine uygun hareket etmek, rekabet ve eşitlik ilkelerini gözetmek, kamu kaynaklarının değer kaybına uğramasını önlemek, hesap verebilir ve şeffaf bir yönetim anlayışıyla hareket etmek zorundadır.
Bu yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği hususu, devam eden yargılama kapsamında bağımsız mahkemeler tarafından değerlendirilecektir. Hukuka aykırılık tespit edilmesi hâlinde ise, ilgili kişilerin hukuki ve diğer sorumlulukları da yine yetkili merciler tarafından belirlenecektir.
Kamu adına yönetilen bir şirketin yaklaşık 25.855 m² büyüklüğündeki, ticaret alanında bulunan iki değerli taşınmazına ilişkin süreçte kamuoyu şu soruların cevaplandırılmasını beklemektedir:
- İhale şartnamesindeki ödeme süresi neden uygulanmamıştır?
- 05/06/2025 tarihli yönetim kurulu kararıyla satışın dava sonuna kadar ertelendiği belirtilmesine rağmen, - 724 ada 60 parsel neden 10/07/2026 tarihinde devredilmiştir?
- İstinaf incelemesi devam ederken devir işleminin gerçekleştirilmesinin hukuki gerekçesi nedir?
- Kamu şirketinin ekonomik menfaatini koruyacak hangi tedbirler alınmıştır?
- İhale sürecinde ve sonrasında tüm isteklilere eşit davranılmış mıdır?
- Kamu malvarlığının gerçek piyasa değeri bağımsız şekilde araştırılmış mıdır?”