Bingölspor’a Kıyım Var, Bingöl Hâlâ Sessiz

Abone Ol

Merhabalar değerli okurlarım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Son haftalarda Bingölspor’a verilen cezalar artık bir spor disiplini meselesi olmaktan çıkmış, açık bir adaletsizlik dosyasına dönüşmüştür. Tribün kapatma kararları, yöneticilere verilen men cezaları, futbolculara kesilen ağır cezalar… Bütün bunlar yan yana konulduğunda ortaya çıkan tablo şudur: Bingölspor, sahada değil, masada cezalandırılmaktadır.

Üstelik bu kararların benzerleri, aynı ligde başka kulüpler söz konusu olduğunda ya görmezden gelinmekte ya da çok daha “esnek” davranılmaktadır.

Demek ki mesele kural değil, kime uygulandığıdır. Ve ne yazık ki Bingölspor, bu adaletsiz sistemde kolay hedef olarak görülmektedir.

Ancak asıl sorun burada bitmiyor, burada başlıyor.

Asıl mesele, Bingölspor’a yönelik bu açık haksızlık karşısında Bingöl’ü temsil eden siyasi ve bürokratik aktörlerin derin suskunluğudur. Ne bir basın açıklaması, ne Ankara’da bir temas, ne de kamuoyuna dönük güçlü bir itiraz… Sanki bu takım Bingöl’ün değilmiş gibi, sanki bu cezalar bu şehri ilgilendirmiyormuş gibi bir kayıtsızlık hâkim.

Oysa Bingölspor, bu şehrin gençlerinin hayalini, tribünlerdeki çocukların sevincini, esnafın umudunu temsil ediyor. Bir maç günü şehirde oluşan heyecanı, birlik duygusunu görmezden gelmek mümkün mü? Peki, bu takım haksızlığa uğradığında neden herkes yüzünü başka tarafa çeviriyor?

Buradan açıkça sormak gerekiyor:

Bingöl’ün milletvekilleri nerede?

Bingöl’ün bürokratları nerede?

İl yöneticileri nerede?

Siyasi parti temsilcileri neden susuyor?

Ankara’ya gidildiğinde fotoğraf vermek kolay, protokolde görünmek kolay. Zor olan, Bingöl’ün hakkı gasp edildiğinde ses yükseltmektir. Zor olan, “Bu kararları kabul etmiyoruz” diyebilmektir. Ama anlaşılan o ki bazıları için koltukların konforu, Bingölspor’un adaletinden daha ağır basmaktadır.

Bugün Bingölspor’a yapılan bu muameleye ses çıkarılmazsa, yarın aynı anlayış Bingöl’ün başka değerlerine de yönelir. Çünkü bu ülkede suskun kalan şehirler, zamanla görmezden gelinen şehirlere dönüşür. Hak aramayanın hakkı da olmaz.

Bu nedenle bu yazı sadece bir spor yazısı değildir. Bu yazı, Bingöl’ün onuruna dair bir itirazdır. Bingölspor’a sahip çıkmak, sadece bir kulübe değil, bu şehrin itibarına sahip çıkmaktır.

Ve şimdi açık bir çağrı yapıyoruz:

Bu şehir adına yetki kullanan herkes bilmelidir ki;

Bingölspor sahipsiz değildir.

Bugün susanlar, yarın bu kararların vebalini de taşır.

Bugün üç maymunu oynayanlar, yarın “haberim yoktu” deme hakkına sahip değildir.

Milletvekillerini göreve çağırıyoruz.

Bingöl’ün bürokratlarını göreve çağırıyoruz.

Siyasi parti temsilcilerini, STK’ları, kanaat önderlerini göreve çağırıyoruz.

Bu cezalar için derhal girişimde bulunun.

Kamuoyuna açık ve net bir tavır koyun.

Bingölspor’un arkasında durduğunuzu lafla değil, eylemle gösterin.

Bu işler şehrin sağına soluna, ‘Bingölspor’a üçüncü lig yolunda başarılar dilerim’ pankartları asmakla sosyal medyadan başarı dilemekle olmuyor.

Hiçbir şey yapamıyor musunuz? Yapmıyor musunuz? Hiçbir şey yapmasanız da en azından takımın başına geçtiği ilk günden beri, elini değil gövdesini taşın altına koyan, Mehmet Engin Özturan’ın çeyreği kadar Bingöllü olun.

Aksi halde bu şehir şunu unutmayacaktır:

Bingölspor yalnız bırakıldı.

Bu bir uyarıdır.

Bu bir kayıttır.

Ve bu sessizlik, tarihe not düşülmektedir.

Ve kimlerin sustuğu, kimlerin seyirci kaldığı, bu kentin hafızasına kazınacaktır.

Aslında çok şeyler söylenebilirdi. "Bir cümle yeter sözden anlayana, destan yazsan fark etmez laftan anlamayanlara."

Söyleyeceklerim bu kadar.

Sürç-i lisan ettiysek affola…

Selam ve dua ile.