12 Bingöl Spor’un başarısına ithafen kaleme alınmıştır.
Haritada küçük görünen ama insanın içinde geniş yer kaplayan şehirler olduğuna inanırım.
Bingöl, benim için tam olarak böyle bir yer.
Ben Bingöl’ü bir şehirden çok bir his olarak tanıyorum.
Bir hatıra, bir sığınak gibi içimde yaşayan bir yer…
Sabahın ilk ışıkları dağların omzuna düşerken vadilerde dolaşan ince sisi izlediğimde, bunun sadece doğanın nefesi olmadığını düşünürüm.
Sanki yıllardır ertelenmiş hayaller, yarım kalmış cümleler bu topraklarda dolaşır.
Bingöl henüz uyanmadan önce bile içimde bu şehrin huzurunu hissederim.
Çünkü her şehrin görünmeyen bir zamanı vardır.
Ben Bingöl’ün zamanının uzun süredir beklediğini düşünürüm.
Şehirden gidenlerin ardından kalan özlemi en iyi rüzgârı bilir.
Otobüs camından son kez geriye bakılan o dağ silüetinin...
Birçok insanın içinde aynı cümleyi bıraktığını hissederim; şairin deyişiyle:
“Ben giderken dönüp baktım ardından.
Siyah saçlarının döküldüğü sırtına gözlerimi bıraktım.
Çok uzakta, çok yakınsın.
Bir gün geri döneceğim.”
Bu mısraların Bingöl’ün toprağına düşen en sadık tohum olduğuna inanırım.
Toprak beklemeyi bilir.
Su sabretmeyi bilir.
Dağlar susmayı bilir.
Şehirler ise hatırlamayı…
Ben Bingöl’ün hatırlayan bir şehir olduğunu düşünüyorum.
Her sokakta yarım kalmış bir çocukluk, her mahallede eski bir kahkaha, her evin duvarında görünmeyen bir umut asılıdır.
Bazı şehirlerin büyümeyi zor yollardan öğrendiğine inanırım.
Bingöl’ün doğası bana bunu anlatır.
Yaylalar sabrın rengini taşır, dağlar direncin izini, göller ise yalnızlığın yansımasını…
Doğa burada yalnızca bir seyirlik manzara değildir; yaşayan bir karakter gibidir.
İnsanı dinleyen, insanı anlayan…
Bingöl’de zamanın biraz daha farklı aktığını hissederim:
Biraz daha yavaş,
Biraz daha derin,
Biraz daha gerçek…
Ama bilirim ki yavaşlık durmak demek değildir; büyümenin en görünmez hâlidir.
Son yıllarda bu şehirde bir değişimin filizlendiğini görüyorum.
Gençlerin gözlerinde daha uzun kalan bir ışık, sokaklarda biraz daha fazla duran bir umut, cümlelerin sonuna eklenen küçük bir soru:
“Neden olmasın?”
Ben değişimin bazen böyle başladığını düşünüyorum:
Büyük sözlerle değil; küçük gerçekleşmelerle.
Eskiden Bingöl için kurulan cümlelerin çoğu geçmiş zamanla biterdi.
Şimdi ise gelecek zaman yavaş yavaş yer buluyor.
Bir gün burada doğan çocukların hayallerini ufka bakarak kurduğunu düşünmek bana artık imge gibi gelmiyor.
Bir gün gidenlerin geri dönmek için bahane aradığı bir şehir fikri imkânsız görünmüyor.
Bir gün “Bingöl” adının yalnızca bir şehir değil; güzelliğin, iyiliğin ve başarının adı olarak anılacağına inanıyorum.
Çünkü şehirlerin en çok kendilerine yeniden inanıldığında değiştiğini biliyorum.
Ve bana göre bu yeniden inanma süreci başladı.
Her sabah güneş yine dağların ardından doğacak.
Vadiler yine sisle dolacak.
Rüzgâr yine aynı sokaklardan geçecek.
Ama ben biliyorum ki o sabah Bingöl aynı Bingöl olmayacak.
Çünkü Bingöl, ona inanan insanların emeğiyle 12 Bingöl Spor'u ile yeniden doğuyor.
Hepimiz görüyoruz...
Bingöl, uzun süren bir uykudan uyanan şehirler gibi gözlerini yavaşça aralıyor; güzel, mutlu ve hakettiği geleceğe doğru.