<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Bingöl Kent Haber Gazetesi | Bingöl Haber Sitesi | Bingöl Son Dakika Haberleri  |  Bingöl Haberleri</title>
    <link>https://www.bingolkenthaber.com</link>
    <description>Bingöl Kent Haber, Bingöl ve çevresindeki en güncel, doğru ve tarafsız haberleri sunan yerel bir haber Sitesi. Son dakika Bingöl haberleri, politika, spor, ekonomi, kültür ve daha fazlası için takip edin. Bölgenin en kapsamlı Bingöl haber ajansı.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.bingolkenthaber.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 19 Jun 2026 07:01:06 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.bingolkenthaber.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak Havalarda Nörolojik Hastalara Uyarı]]></title>
      <link>https://www.bingolkenthaber.com/sicak-havalarda-norolojik-hastalara-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bingolkenthaber.com/sicak-havalarda-norolojik-hastalara-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan sıcaklıklar, özellikle nörolojik hastalığı bulunan bireylerde sağlık risklerini artırıyor. Vücut ısısındaki yükselme sinir sistemi fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilirken, uzmanlar bu süreçte dikkatli olunması ve gerekli önlemlerin alınması gerektiğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsimiyle birlikte etkisini artıran sıcak hava dalgaları, özellikle nörolojik rahatsızlığı bulunan kişiler için çeşitli sağlık risklerini beraberinde getiriyor. Uzmanlar, yüksek sıcaklıkların beyin ve sinir sistemi üzerinde olumsuz etkilere yol açabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Sıcaklık Artışı Şikayetleri Tetikleyebiliyor</strong></p>

<p>Fırat Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emrah Aytaç, beynin sıcaklık değişimlerine karşı oldukça hassas bir organ olduğunu belirterek, aşırı sıcakların sinir sistemi fonksiyonlarını etkileyebildiğini ifade etti. Vücut ısısındaki yükselmenin, mevcut nörolojik hastalıkların belirtilerini daha belirgin hale getirebildiği kaydedildi.</p>

<p><strong>MS, Migren ve İnme Hastaları Risk Altında</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre sıcak havalar, özellikle Multipl Skleroz (MS) hastalarında belirtilerin geçici olarak ağırlaşmasına neden olabiliyor. Migren hastalarında susuzluğa bağlı olarak atakların sıklaştığı belirtilirken, daha önce inme geçiren kişilerde de mevcut şikayetlerin artabileceği ifade edildi. Yetersiz sıvı alımının ise yeni inme riskini yükseltebileceği vurgulandı.</p>

<p>Alzheimer ve diğer demans türlerine sahip hastalarda da sıcak havanın unutkanlık, kafa karışıklığı ve davranış değişiklikleri gibi belirtileri artırabileceği belirtildi.</p>

<p><strong>Korunmak İçin Basit Önlemler Yeterli Olabilir</strong></p>

<p>Uzmanlar, özellikle günün en sıcak saatleri olan 11.00 ile 16.00 arasında dışarı çıkılmamasını öneriyor. Yeterli miktarda su tüketilmesi, serin ortamlarda bulunulması ve yaşlı bireylerin yakından takip edilmesi gerektiği belirtiliyor. Günlük sıvı tüketiminin artırılmasının ve evlerin düzenli havalandırılmasının sıcak havanın olumsuz etkilerini azaltmada önemli rol oynadığı ifade ediliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bingolkenthaber.com/sicak-havalarda-norolojik-hastalara-uyari</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 18:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bingolkenthabercom.teimg.com/crop/1280x720/bingolkenthaber-com/uploads/2026/06/6bde2e8b-c4bf-46a0-a14c-6d65e379a6e0.png" type="image/jpeg" length="73555"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erzurum'daki Şehir Hastanesinde Başarılı Biyonik Kulak Ameliyatı]]></title>
      <link>https://www.bingolkenthaber.com/erzurumdaki-sehir-hastanesinde-basarili-biyonik-kulak-ameliyati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bingolkenthaber.com/erzurumdaki-sehir-hastanesinde-basarili-biyonik-kulak-ameliyati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzurum Şehir Hastanesi’nde ilk kez yapılan operasyonla, 3 yaşındaki çocuğa biyonik kulak ameliyatı başarılı bir şekilde gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum Şehir Hastanesi’nde ilk kez yapılan operasyonla, 3 yaşındaki çocuğa biyonik kulak ameliyatı başarılı bir şekilde gerçekleştirildi. Biyonik kulak ameliyatı yapılan 3 yaşındaki Miran’ın babası Zülküf Karagöl,</p>

<p><img alt="Kulak2" height="720" src="https://bingolkenthabercom.teimg.com/bingolkenthaber-com/uploads/2026/06/kulak2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p>başarılı operasyonu gerçekleştiren Uzm. Dr. Hakan Taşkıran ve ekibine teşekkür etti.</p>

<p>Erzurum Şehir Hastanesi'nde, doğuştan ya da sonradan işitme kaybı tanısı konulan 4 yaşından gün almamış çocuklara Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Uzm. Dr. Hakan Taşkıran ve ekibi tarafından biyonik kulak ameliyatı yapılıyor. KBB Uzmanı Uzm. Dr. Hakan Taşkıran, devletin sağladığı imkanlar ve hastanenin teknolojik altyapısı sayesinde 4 yaşa kadar işitme kaybı olan çocuklara biyonik kulak ameliyatı yapabildiklerini söyledi. </p>

<p>Ebeveynlerin işitme engeli fark ettiği çocuklarını 4 yaşını geçmeden mutlaka doktora götürmesi tavsiyesinde bulunan Uzm. Dr. Taşkıran, "Erzurum Şehir Hastanesi'nde biyonik kulak ameliyatı başarıyla yapılmaktadır, artık hastaların farklı şehirlere gitmesine gerek yok. İlk biyonik kulak ameliyatımız, bunun gurur ve onurunu yaşıyoruz. Prof. Dr. Özgür Yörük’e ameliyata eşlik ettiği için teşekkür ederiz" dedi. </p>

<p>İHA</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bingolkenthaber.com/erzurumdaki-sehir-hastanesinde-basarili-biyonik-kulak-ameliyati</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 16:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bingolkenthabercom.teimg.com/crop/1280x720/bingolkenthaber-com/uploads/2026/06/kulak1.jpg" type="image/jpeg" length="65102"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[GEÇMEYEN BOYUN AĞRILARINIZI GÖRMEZDEN GELMEYİN!]]></title>
      <link>https://www.bingolkenthaber.com/gecmeyen-boyun-agrilarinizi-gormezden-gelmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bingolkenthaber.com/gecmeyen-boyun-agrilarinizi-gormezden-gelmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Boyun fıtığı yetişkinlerde boyun ağrısının yaygın nedenleri arasında yer alıyor. Hastalığın şiddeti hafiften şiddetliye ve hatta yaşamı tehdit edici düzeye kadar değişebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Boyun fıtığı özellikle, uzun süre masa başında, bilgisayar ekranı karşısında uzun zaman geçiren banka devlet daireleri gibi yerlerde çalışanlarda; diş hekimi, santral görevlisi gibi bazı meslek gruplarında yaptığı iş gereği sık görülüyor. Ayrıca genetik olarak kasları zayıf olanlarda, spor yapmayan kişilerle, bedenen ağır iş yapan inşaat işçiliği gibi meslek gruplarında boyun fıtığı ile daha fazla karşılanıyor. Memorial Antalya Hastanesi Beyin, Sinir, Omurga ve Omurilik Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Mahmut Akyüz, boyun fıtığı ve tedavisi hakkında bilgi verdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Kol ve ellerde kuvvet kaybına neden olabilir</strong></p>

<p>Boyun fıtığı aynı bel fıtığı gibi omur kemikleri arasında amortisör görevi gören jel kıvamındaki disklerin yırtılarak, çevrelerindeki omurilik ve sinir köklerine bası yapmasıyla ortaya çıkar. Fıtık hangi seviyede ise bu seviye uyan ve etkilenen sinir kökü alanında kaslarda zedelenmeler ve ağrı olur.</p>

<p></p>

<p>Fıtık hangi seviyede ise bu seviyeye uyan ve etkilenen sinir kökü alanında kaslarda ağrı gelişir. Eğer sadece tek bir sinir etkilenmiş ise, kolda, el ve parmaklara kadar vuran ağrı, sızlama, karıncalanma, eğer ciddi bası varsa kol ve ellerde kuvvet kaybı izlenir. Bundan bir aşama daha ileri gider ve omurilik sıkışırsa bu bulgulara ek olarak ayaklarda da karıncalanma yanma, uyuşma, yürüme zorluğu idrar ve büyük abdesti kaçırma gibi şikayetler ortaya çıkar. Burada oluşan hasar nadir de olsa zamanla vücut tarafından onarılabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Tedavi kişinin şikayetlerine göre şekillenir</strong></p>

<p>Boyun fıtığında şikayetlerin oluş şekli ve hikayesinin tam olarak öğrenilmesi, ayrıntılı nörolojik muayene, uygun radyolojik incelemeler ve gerekli olan durumlarda uygulanan sinir elektrosu tetkiki (EMG) ile tanı konur. Boyun fıtığında tedavinin kişinin ağrıdan etkilenme derecesi, muayene ve radyolojik bulgular ve beklentilerine göre ayarlanması gerekir. Ufak ve sinir basısı oluşturmayan fıtıklarda yaşam konforunu artırmaya ve ağrıyı azaltmaya yönelik fizik tedavi, egzersiz, kaplıca ve medikal masaj tedavileri uygulanabilir. Bunların tedavi edici özelliğinden çok rahatlatıcı ve zaman kazandırıcı fonksiyonları vardır. Kimi zaman yıllar içinde küçülme ihtimali ortaya çıkar. Bunların dışındaki alternatif tedaviler çekme, lazer ve ozon tedavisi gibi yöntemlerin riskleri olabilir ancak etkinliği yoktur.</p>

<p></p>

<p><strong>Ameliyatı son çare olarak görmek doğru değil</strong></p>

<p>İlaç, istirahat ve diğer tedavi yöntemleri ile rahatlamayan ya da nörolojik belirtileri olan hastalara cerrahi tedavi yöntemleri önerilir. Uygun hastaya, uygun zamanda ve doğru girişimin yapılması önemlidir. Son çare olarak cerrahi tedaviye gitmek veya son aşamaya gelinceye kadar beklemek doğru değildir ve mikrocerrahinin etkinliğini düşürür. Boyun fıtığında mikrocerrahi güvenilir ve başarılı bir tedavi yöntemidir. Ameliyat 2 cm’lik kesilerden, özel ameliyat mikroskobu ile yapılır ve ortalama 2 saat sürer. Ameliyatın 2. haftasındaki kişiler normal yaşantılarına rahatlıkla dönebilirler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Ameliyattan sonra düzenli egzersiz önemli</strong></p>

<p>Hastalar, başarılı bir operasyondan sonra yaşantılarındaki risk faktörlerinden olabildiğince uzaklaşmalı, düzenli ve istikrarlı egzersiz programlarına mutlaka uymalıdır. Ameliyat sonrası yapılan egzersizler sonucu destekler. Ayrıca kilo azaltılması, düzenli egzersiz programları, fizik tedavi gibi yardımcı tedbirlere başvurulması önemlidir. Bu operasyonlardan sonra haftada 3 gün 1’er saatlik egzersiz programları, elde edilen başarılı sonucu destekleyecektir</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bingolkenthaber.com/gecmeyen-boyun-agrilarinizi-gormezden-gelmeyin</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 16:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bingolkenthabercom.teimg.com/crop/1280x720/bingolkenthaber-com/uploads/2026/06/1781250088-prof-dr-mahmut-aky-z.jpg" type="image/jpeg" length="64807"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Halı saha maçlarında gizli risk:  Hazırlıksız yüksek efor]]></title>
      <link>https://www.bingolkenthaber.com/hali-saha-maclarinda-gizli-risk-hazirliksiz-yuksek-efor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bingolkenthaber.com/hali-saha-maclarinda-gizli-risk-hazirliksiz-yuksek-efor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Halı saha maçları sırasında yaşanan ani kalp krizi vakaları, yoğun egzersizin kalp sağlığı üzerindeki etkilerini yeniden gündeme taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medyanın yaygınlaşması ve saha kameralarının artmasıyla bu tür olayların daha görünür hale geldiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ersin Özen, “Bu vakalar, özellikle hareketsiz yaşam süren kişilerin hazırlıksız şekilde yüksek tempolu sporlara başlamasının ciddi riskler doğurabileceğini bir kez daha hatırlatıyor” dedi.</p>

<p>Modern yaşamın getirdiği hareketsizlik nedeniyle birçok kişinin günün büyük bölümünü masa başında geçirdiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ersin Özen, “Uzun süre hareketsiz kalan bireylerin hazırlıksız şekilde yüksek efor gerektiren aktivitelere başlaması kalp üzerinde ciddi yük oluşturabilir. Özellikle halı saha gibi kısa sürede yüksek tempo gerektiren sporlarda kalp hızının ve tansiyonun ani yükselmesi, altta yatan kalp-damar hastalıklarını tetikleyebilir ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir” şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p><strong>Bu belirtiler varsa fiziksel aktivite sonlandırılmalı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalp krizinin en tipik belirtisinin göğsün orta kısmında hissedilen baskı, sıkışma, ağırlık veya yanma hissi olduğunu vurgulayan Özen, “Özellikle egzersiz sırasında ortaya çıkan ve kişiyi durup dinlenmeye zorlayan göğüs ağrıları mutlaka ciddiye alınmalı. Ani nefes darlığı, baş dönmesi, göz kararması, baygınlık hissi ve soğuk terleme gibi belirtiler de önemli uyarı işaretleri arasında. Bu şikâyetlerden herhangi biri görüldüğünde fiziksel aktivite derhal sonlandırılmalı ve vakit kaybetmeden tıbbi değerlendirme alınmalı” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>İlk dakikalar hayat kurtarıyor</strong></p>

<p>Olası bir kalp krizi veya ani kalp durması durumunda ilk yapılması gerekenin 112'yi aramak olduğunu hatırlatan Özen, “Bu tür durumlarda kişinin bilinci ve solunumu hızla değerlendirilmeli. Bilinç kaybı ve nabız yokluğu varsa vakit kaybetmeden kalp masajına başlanması hayati önem taşır. Ani kalp durmalarının önemli bir kısmında ölümcül ritim bozuklukları rol oynar ve otomatik eksternal defibrilatör (AED) cihazlarının erken dönemde kullanılması hayatta kalma şansını belirgin şekilde artırabilir. Bu nedenle spor ve egzersiz yapılan alanlarda AED cihazlarının yaygınlaştırılması önemli bir halk sağlığı yaklaşımıdır. Ani kalp durmalarında ilk birkaç dakika içinde yapılan doğru müdahale hem yaşam kurtarır hem de kalıcı beyin hasarı riskini azaltabilir” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Risk yaşa göre değişiyor</strong></p>

<p>Spor sırasında ortaya çıkan kalp problemlerinin nedenlerinin yaşa göre farklılık gösterebileceğini dile getiren Özen, “Özellikle 35 yaş altındaki bireylerde; yapısal kalp hastalıkları, genetik ve doğumsal anomaliler, hipertrofik kardiyomiyopati gibi kalp kası hastalıkları, doğumsal ritim bozuklukları ve koroner damar anomalileri ön plana çıkar. Daha ileri yaş gruplarında ise vakaların büyük çoğunluğundan koroner arter hastalığı ve damar sertliği sorumludur. Sigara kullanımı, yüksek kolesterol, hipertansiyon, ailede erken yaşta kalp krizi öyküsü ve diğer kronik hastalıklar da riski artıran önemli faktörler arasındadır. Bu nedenle özellikle düzenli egzersiz alışkanlığı bulunmayan kişilerin yoğun fiziksel aktiviteye başlamadan önce sağlık kontrollerini ihmal etmemesi büyük önem taşır” uyarısında bulundu.</p>

<p></p>

<p><strong>Her kalp krizi ölümle sonuçlanmaz</strong></p>

<p>Ani kalp krizinin, kalbi besleyen koroner damarlardan birinin ya da birkaçının aniden tıkanması sonucu kalp kasının yeterli oksijen alamaması ve hasar görmesiyle ortaya çıktığını açıklayan Özen, “Ani kardiyak ölüm ise kalbin elektrik sisteminde gelişen ciddi ritim bozuklukları nedeniyle kan dolaşımının aniden durması sonucu meydana gelir. Ani kardiyak ölümlerin en önemli nedenlerinden biri kalp krizi olsa da her kalp krizi ani kardiyak ölüme yol açmaz. Bu nedenle iki tablonun farklı mekanizmalarla geliştiğini bilmek önemli” dedi.</p>

<p>Haber Merkezi</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bingolkenthaber.com/hali-saha-maclarinda-gizli-risk-hazirliksiz-yuksek-efor</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 15:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bingolkenthabercom.teimg.com/crop/1280x720/bingolkenthaber-com/uploads/2026/06/hali-saha-2026-15-44-29.jpg" type="image/jpeg" length="35141"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserin Zayıf Noktası Bulunmuş Olabilir]]></title>
      <link>https://www.bingolkenthaber.com/kanserin-zayif-noktasi-bulunmus-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bingolkenthaber.com/kanserin-zayif-noktasi-bulunmus-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanlarının yürüttüğü yeni bir araştırma, kanser hücrelerinin enerji ve besin kullanımındaki bağımlılıklarının hastalığın “zayıf noktası” olabileceğini ortaya koydu. Bulgular, tümörlerin metabolik süreçlerinin hedef alınmasının gelecekte yeni tedavi yöntemlerine kapı aralayabileceğini gösteriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD merkezli bilim insanlarının yaptığı yeni bir çalışma, kanser araştırmalarında önemli bir “zayıf nokta” ihtimalini gündeme getirdi. Çalışmaya göre kanser hücreleri, büyüme ve hayatta kalma süreçlerini sürdürebilmek için sağlıklı hücrelere kıyasla çok daha fazla enerji ve besin kaynağına ihtiyaç duyuyor.</p>

<p><strong>Metabolik bağımlılıklar mercek altında</strong></p>

<p>Araştırmada özellikle tümörlerin hangi besinleri kullandığı ve bu besinleri nasıl işlediği üzerine odaklanıldı. Bilim insanları, gelişen “metabolomik” teknolojiler sayesinde kanser hücrelerinin enerji üretim mekanizmalarının çok daha ayrıntılı şekilde analiz edilebildiğini belirtiyor. Bu sayede tümörlerin bağımlı olduğu metabolik yollar daha net ortaya çıkarılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre her kanser türü aynı şekilde beslenmiyor. Bazı tümörler belirli besinlere bağımlı hale gelirken, bazıları ise çevresel koşullara göre farklı enerji yollarını devreye sokabiliyor. Bu durum, kanser hücrelerinin “zayıf noktalarının” aslında bu metabolik bağımlılıklar olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.</p>

<p><strong>Tedavide yeni hedefler gündemde</strong></p>

<p>Araştırmayı yürüten ekip, bu bağımlılıkların net şekilde haritalanmasının gelecekte kanser tedavilerinde yeni hedeflerin belirlenmesine katkı sağlayabileceğini ifade ediyor. Özellikle tümörlerin enerji üretim süreçlerinin hedef alınmasının, daha etkili ve hassas tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine kapı aralayabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Bilim insanları, elde edilen bulguların kesin bir tedavi yöntemi anlamına gelmediğini, ancak kanserin nasıl büyüdüğünü anlamada önemli bir aşama olduğunu vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bingolkenthaber.com/kanserin-zayif-noktasi-bulunmus-olabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 20:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bingolkenthabercom.teimg.com/crop/1280x720/bingolkenthaber-com/uploads/2026/06/untitled-2-26.png" type="image/jpeg" length="44162"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Daha Uzun Ve Kaliteli Yaşam İçin 35 Yaş Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.bingolkenthaber.com/daha-uzun-ve-kaliteli-yasam-icin-35-yas-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bingolkenthaber.com/daha-uzun-ve-kaliteli-yasam-icin-35-yas-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlıklı yaş alma ve uzun yaşam alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, sağlıkta yeni dönemin "check-forward" yaklaşımı olduğunu belirterek, hastalıkların ortaya çıkmadan önce öngörülmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de yaşlı nüfus oranının yüzde 10'u aşmasıyla birlikte, dünyada giderek yaygınlaşan "longevity" yani sağlıklı ve uzun yaşam yaklaşımı sağlık alanında daha fazla gündeme gelmeye başladı. Yaşlanmanın kaçınılmaz bir kader değil, yönetilebilir bir biyolojik süreç olarak ele alındığı bu yeni yaklaşım kapsamında birçok sağlık kuruluşu özel merkezler kuruyor.</p>

<p>Bu merkezlerden biri olan Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Longevity Merkezi'nde görev alan sağlıklı yaş alma alanının önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, longevity alanındaki son gelişmeleri değerlendirdi.</p>

<p><strong>Klasik Check-Up Yerine "Check-Forward"</strong></p>

<p>Longevity uygulamalarının yalnızca mevcut sağlık durumunu değerlendirmekle sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Müftüoğlu, kardiyovasküler risk analizlerinden metabolik ölçümlere, hücresel yenilenmeyi destekleyen uygulamalardan sağlıklı yaş alma protokollerine kadar birçok alanda kişiselleştirilmiş değerlendirmeler yapıldığını söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Müftüoğlu, "Longevity alanında dünyada öne çıkan bilimsel eğilimleri, Türkiye'de kurumsal sağlık çatısı altında erişilebilir hale getiriyoruz" dedi.</p>

<p>Yeni modelin klasik sağlık kontrollerinden farklı bir anlayış sunduğunu ifade eden Müftüoğlu, "Klasik check-up anlayışının ötesine geçen yenilikçi model, bireyin mevcut sağlık durumunu değerlendirmenin yanı sıra gelecekte oluşabilecek riskleri öngörmeye ve kişiye özel önleyici yol haritaları oluşturmaya odaklanıyor. Yani check-up dönemi bitti, check-forward başladı" diye konuştu.</p>

<p><strong>Tıpta Önleyici Dönem Güçleniyor</strong></p>

<p>Gelişmiş analiz sistemleri, dijital sağlık teknolojileri ve yapay zekâ destekli uygulamalarla elde edilen verilerin kişiye özel sağlık planlarına dönüştürüldüğünü belirten Müftüoğlu, "Tıp yön değiştiriyor. Hastalığı bulmak kadar gelmeden durdurmak gerekir. Geleneksel model yerine, sağlığın korunması önemli" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Amaç Daha Uzun Değil, Daha Kaliteli Yaşam</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Modern tıbbın artık hastalık ortaya çıktıktan sonra müdahale eden bir anlayıştan uzaklaştığını vurgulayan Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, yaşam kalitesinin artırılmasının öncelikli hedef olduğunu söyledi.</p>

<p>Müftüoğlu, "Hedefimiz ömrü uzatmak kadar, insanların daha uzun süre enerjik, üretken, bağımsız ve sağlıklı kalabilmesini desteklemek. Modern tıp, hastalığı bekleyen değil, geleceği yöneten bir modele dönüşüyor. Sadece hastalığı bulmak değil dert, bulmak kadar gelmeden dur demek gerekir" dedi.</p>

<p><strong>"35 Yaş Yeni Bir Evrenin Başlangıcı"</strong></p>

<p>Yaşlanma belirtilerinin sanıldığından daha erken dönemlerde ortaya çıkabildiğini ifade eden Müftüoğlu, Cahit Sıtkı Tarancı'nın "Yaş 35" şiirine atıfta bulunarak şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>"Artık 70 yaşına ulaşmak bir marifet değil; Cahit Sıtkı Tarancı'nın da ifade ettiği gibi 35 yaş, yolun yarısı sayılmıyor. Ancak belirtmeden geçmemek gerekir ki günümüzdeki bilimsel çalışmalar ve bulgular, yaşlanmaya dair ilk işaretlerin 35 yaş civarında ortaya çıktığını gösteriyor. Dolayısıyla 35 yaş, yolun yarısı değil; aksine yaşamımızın yeni bir evresinin başlangıcı olarak kabul edilebilir."</p>

<p><strong>Hastalık Riskleri Yıllar Öncesinden Belirlenebiliyor</strong></p>

<p>Erken yaşlarda başlayan sağlık takiplerinin önemli avantajlar sağladığını belirten Müftüoğlu, birçok hastalığın riskinin yıllar öncesinden tespit edilebildiğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Müftüoğlu, "Alzheimer gelmeden 10 yıl önceden ona bu sayede 'hoş gelmedin' diyoruz. Kanserde de geleceği tahmin eden bir döneme girdik. Pankreas ve yumurtalık kanseri gibi birçok kanser türünde 10 yıl önceden riskleri belirliyoruz. Bu sayede DNA'mızda dolaşan o hücreleri yakalayabiliyoruz" dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bingolkenthaber.com/daha-uzun-ve-kaliteli-yasam-icin-35-yas-uyarisi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 16:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bingolkenthabercom.teimg.com/crop/1280x720/bingolkenthaber-com/uploads/2026/06/007af52d-b16e-42a4-a5c2-b874f82f293b.png" type="image/jpeg" length="23279"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kemoterapide Kişiselleştirilmiş Tedavi Dönemi]]></title>
      <link>https://www.bingolkenthaber.com/kemoterapide-kisisellestirilmis-tedavi-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bingolkenthaber.com/kemoterapide-kisisellestirilmis-tedavi-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Meme kanseri tedavisinde kişiselleştirilmiş tıp yaklaşımı öne çıkıyor. Yapılan geniş kapsamlı bir araştırma, genetik analizlerle bazı hastaların kemoterapiden beklenen faydayı görmeyebileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanser tedavisinde uzun yıllardır benzer hastalara çoğunlukla aynı yöntemler uygulanırken, son dönemde “kişiselleştirilmiş tıp” anlayışı bu yaklaşımı önemli ölçüde değiştirmeye başladı. Özellikle meme kanseri üzerine yapılan yeni bir araştırma, tedavi kararlarının artık tümörün genetik yapısına göre şekillenebileceğini ortaya koydu.</p>

<p><strong>Kişiselleştirilmiş Tedavi Dönemi</strong></p>

<p>Araştırmada, tümör dokusundaki belirli gen aktivitelerini analiz eden bir test kullanıldı. Bu yöntem sayesinde, hangi hastaların kemoterapiden gerçekten fayda göreceği daha net şekilde belirlenebildi. Bulgular, özellikle hormon duyarlı meme kanseri hastalarının bir bölümünde kemoterapinin beklenen ek yararı sağlamadığını gösterdi.</p>

<p><strong>4 Binden Fazla Hasta Takip Edildi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Altı farklı ülkede yürütülen çalışmada 4 binden fazla hasta uzun süre boyunca izlendi. Genetik analizlere göre düşük risk grubunda yer alan hastaların, yalnızca hormon tedavisiyle de benzer sonuçlar elde ettiği tespit edildi. Beş yıllık takip sürecinde, bu hastalarda hastalığın kontrolü açısından kemoterapi alan ve almayan gruplar arasında belirgin bir fark görülmedi.</p>

<p><strong>Kemoterapinin Yan Etkileri Gündemde</strong></p>

<p>Uzmanlar, kemoterapinin bazı hastalarda gereksiz yere uygulanmasının ciddi yan etkilere yol açabildiğine dikkat çekiyor. Saç dökülmesi, yoğun yorgunluk, mide bulantısı, uyku problemleri ve uzun vadeli sağlık sorunları bu etkiler arasında yer alıyor. Bu nedenle tedavi seçiminde daha seçici olunması gerektiği vurgulanıyor.</p>

<p><strong>Tedavide Yeni Soru</strong></p>

<p>Araştırmacılara göre artık temel soru “Hastaya kemoterapi verilmeli mi?” değil, “Bu hasta kemoterapiden gerçekten fayda görüyor mu?” şeklinde değişiyor. Uzmanlar, gelecekte meme kanseri tedavisinde kararların hastalığın dış görünümünden çok genetik ve biyolojik özelliklere göre verileceğini belirtiyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bingolkenthaber.com/kemoterapide-kisisellestirilmis-tedavi-donemi</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bingolkenthabercom.teimg.com/crop/1280x720/bingolkenthaber-com/uploads/2026/06/untitled-1-566.png" type="image/jpeg" length="83491"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuk kalbini tehdit eden 9 etken!]]></title>
      <link>https://www.bingolkenthaber.com/cocuk-kalbini-tehdit-eden-9-etken</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bingolkenthaber.com/cocuk-kalbini-tehdit-eden-9-etken" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ülkede son yıllarda çocuklarda kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Geçmişte sadece ileri yaş hastalığı olarak bilinen kalp hastalıkları, artık gençlerde de kapıyı çalıyor hatta çocuk yaşta kalp krizi vakalarıyla da karşılaşılabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Kartal Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin genetik etkenlerin yanı sıra günlük yaşamda yapılan bazı hataların da kalbe ciddi zararlar verebildiğini belirterek “Çocuklarda kalp hastalıkları çoğu zaman sinsi ilerlemektedir. Özellikle çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, bayılma ve spor yaparken zorlanma gibi kalp hastalığının belirtileri olabilecek şikayetler varsa mutlaka Çocuk Kardiyolojisi uzmanına başvurulmalı, ‘büyüme döneminde olur’ gibi yanlış bir algıya kapılıp zaman kaybedilmemelidir” diyor. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, günümüzde çocuk kalbini tehdit eden 9 etkeni, hatalı davranışları ve erken tanı için ailelerin dikkat etmeleri gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>

<p>HAZIR VE PAKETLİ GIDALARIN AŞIRI TÜKETİMİ</p>

<p>Hazır gıdalar; yüksek tuz, şeker ve trans yağ içerdiklerinden çocukların damar yapısını olumsuz etkiler, zamanla damar sertliğine zemin hazırlayarak kalp hastalıklarının erken yaşta başlamasına neden olabilir. Bu tarz paketli ürünler, aşırı tuz içeriğinden dolayı çocukluk çağında da tansiyon yüksekliğine yol açabilmektedir. Bu nedenle çocuğa ev yapımı, doğal ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılmalı, paketli ürünler sınırlandırılmalıdır.</p>

<p>HAREKETSİZ YAŞAM TARZI</p>

<p>Tablet, telefon ve bilgisayar başında uzun süre hareketsizlik kalbin yeterince çalışmamasına, dolaşım sisteminin zayıflamasına yol açar, obezite riskini artırır. Ayrıca hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle kardiyovasküler sistem ayarı kendini hep istirahatte gibi algıladığı için, ani hareketlerde baş dönmesi, göz kararması ve bayılma da görülebilmektedir. Çocukların açık havada her gün 60 dakika aktif hareket etmesi ve düzenli spor yapmaları desteklenmelidir.</p>

<p>ÇOCUKLUK ÇAĞI OBEZİTESİ</p>

<p>Fazla kilo, kalbin üzerine ekstra yük bindirir. Obez çocuklarda yüksek tansiyon, kolesterol ve insülin direnci gibi kalp hastalıklarını tetikleyen riskler daha erken ortaya çıkar. Çocukların sağlıklı ve dengeli beslenmesi, ekran süresinin azaltılması ve spora yönlendirilmeleriyle kilolarının olması gereken ideal seviyeye ulaşmaları sağlanmalıdır.</p>

<p>AŞIRI TUZ TÜKETİMİ</p>

<p>Yapılan bilimsel çalışmalar; fazla tuz tüketiminin çocuklarda da yüksek tansiyona neden olabileceğini, bu durumun uzun vadede kalp ve damar sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini gösteriyor. Yemeklere ekstra tuz eklenmemesi, hazır atıştırmalıkların tuz oranına dikkat edilmesi ve başta cips olmak üzere aşırı tuzlu atıştırmalıklardan uzak durulması konusunda bilinçlendirilmeleri çok önemlidir.</p>

<p>‘BÜYÜME DÖNEMİNDE OLUR’ ALGISI</p>

<p>Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin “Çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı veya bayılma gibi belirtiler çoğu zaman ‘büyüme dönemi’ denilerek göz ardı edilebiliyor. Oysa bu belirtiler kalp hastalıklarının erken sinyalleri olabileceğinden, bu tür şikayetler mutlaka ciddiye alınmalı ve vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır” diyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ŞEKERLİ VE GAZLI İÇECEKLER</p>

<p>Şekerli, gazlı ve kolalı içecekler hem kilo artışına hem de metabolik dengesizliklere yol açarak kalp sağlığını dolaylı olarak bozar. Ayrıca insülin direnci ve diyabet riskini artırır. Kafeinli içeceklerin de çocuk beslenmesinde yeri yoktur. Çok fazla kahve tüketimi çocuklarda ritim bozukluklarını tetikleyebilmektedir. Su, ayran ve doğal içecekler tercih edilmeli; şekerli içecekler alışkanlık haline getirilmemelidir.</p>

<p>YETERSİZ UYKU</p>

<p>Yeterli ve kaliteli uyku çocukların kalp sağlığı için de kritik öneme sahiptir. Yetersiz uyku; stres hormonlarını artırarak kalp ritmini ve tansiyonu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca çok geç uyuma alışkanlığı olan çocuklarda, vücudun biyolojik ritmi bozulabilmektedir. Bu nedenle mutlaka çocuğun yaşına uygun düzenli uyku saatleri oluşturulmalı ve uyku hijyenine dikkat edilmelidir.</p>

<p>DURUŞ VE OTURUŞ BOZUKLUĞU</p>

<p>Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin “Çocuklar uzun süre tablet, telefon ve bilgisayar başında oturma sırasında, eğilerek bel desteksiz oturdukları için omurgada eğrilikler ve göğüs kafesi şekil bozuklukları ortaya çıkabilmektedir. Bu duruş ve oturuş bozuklukları, çocuklarda göğüs ağrısını tetikleyebilmektedir” diyor.</p>

<p>AİLEDE KALP HASTALIĞI ÖYKÜSÜNÜ GÖZ ARDI ETMEK</p>

<p>Genetik faktörler çocuklarda kalp hastalıkları açısından önemli bir risk oluşturur. Ailede erken yaşta kalp hastalığı varsa ya da ailede doğuştan gelen kalp hastalığı olan bireyler varsa çocuk da risk altında olabilir. Bu nedenle, aile öyküsü mutlaka doktora belirtilmeli ve çocuk düzenli kontrollerden geçirilmelidir.</p>

<p>Haber Merkezi</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bingolkenthaber.com/cocuk-kalbini-tehdit-eden-9-etken</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 13:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bingolkenthabercom.teimg.com/crop/1280x720/bingolkenthaber-com/uploads/2025/08/kalp-yapisi-ve-calisma-sistemi.png" type="image/jpeg" length="73730"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KANSERDE AİLESEL RİSKİN 5 ÖNEMLİ İŞARETİ!]]></title>
      <link>https://www.bingolkenthaber.com/kanserde-ailesel-riskin-5-onemli-isareti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bingolkenthaber.com/kanserde-ailesel-riskin-5-onemli-isareti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanser, dünya genelinde ve Türkiye’de giderek büyüyen önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, dünyada her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konulurken, yaklaşık 10 milyon kişi bu hastalık nedeniyle yaşamını yitiriyor. Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı verileri, her yıl yaklaşık 220 binden fazla kişiye yeni kanser tanısı konulduğunu gösteriyor. Uzmanlar, yaşam süresinin uzaması, çevresel faktörler, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve genetik yatkınlık nedeniyle önümüzdeki yıllarda kanser vakalarının daha da artacağına dikkat çekiyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Okan Kuzhan,</strong> kanserlerin önemli bir bölümü çevresel ve yaşam tarzı faktörleriyle ilişkili olsa da yaklaşık her 10 kanserden 1’inin kalıtsal, bir başka deyişle “ailesel” olduğuna dikkat çekerek, “Dolayısıyla ailesinde kanser öyküsü bulunan kişilerin hekimle görüşerek kişisel risk değerlendirmesi yaptırmaları ve buna uygun bir tarama planı oluşturulması yaşamsal önem taşımaktadır” diyor.</p>

<p><strong>Ailesel kanserlerde erken tarama hayat kurtarıyor </strong></p>

<p>Kalıtsal kanser riski taşıyan kişilerde hekimin önerdiği yaş ve sıklıkta yapılan taramalar, kanserle mücadelede en güçlü yöntemlerden biri olarak kabul ediliyor. Erken tanı sayesinde birçok kanser türünde tam iyileşme sağlanabiliyor, hatta bazı türleri önlenebiliyor. Kalıtsal kanser riski olan aile bireylerinde taramanın hangi yaştan itibaren hangi sıklıkta yapılacağının birçok etmene bağlı olarak planlandığını anlatan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Okan Kuzhan, “Kalıtsal kanserlerde<strong> </strong>en doğru yaklaşım, ailede kanser öyküsü saptandığında hekime başvurularak kişisel bireysel risk değerlendirmesinin yaptırılmasıdır. Hekim tarafından bu değerlendirmeye uygun hazırlanan tarama programı son derece önemlidir” diyor. Prof. Dr. Okan Kuzhan, risk grubundaki kişilerde taramaların genellikle daha erken yaşta başlatıldığını ve daha sık aralıklarla yapıldığını söyleyerek, <strong> </strong>“Taramaların ailede kanser öyküsü olan hastanın yaşından 5-10 yıl önce başlatılması ve sıklığın kişisel risk durumuna göre şekillendirilmesi en temel yaklaşımı oluşturmaktadır” bilgisini veriyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Kanserde ailesel riskin 5 önemli işareti! </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tüm kanserler yaşam boyunca hücrelerde biriken genetik mutasyonlar sonucu gelişiyor. Bu mutasyonların vücut hücrelerinde değil de eşey hücrelerinde, bir başka deyişle yalnızca üremeyi sağlayan sperm ve yumurta hücrelerinde oluşması durumunda kalıtsal (ailesel) riskten söz ediliyor. Meme, yumurtalık, kolon, prostat, mide ve tiroit kanserleri kalıtsal geçişin en sık görüldüğü kanser türleri arasında yer alıyor. Ancak ailesinde kanser öyküsü bulunan her birey kalıtsal kanser açısından risk grubunda olmuyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Okan Kuzhan, kalıtsal kanser riskine işaret eden durumları şöyle özetliyor:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Aynı ailede birden fazla kişide kanser görülmesi</li>
 <li>Ailede 35 yaşından önce ortaya çıkan kanser vakaları</li>
 <li>Ailede iki taraflı kanser gelişimi (her iki memede, her iki böbrekte veya her iki yumurtalıkta kanser gelişmesi )</li>
 <li>Aynı kişide birden fazla farklı kanser türünün bulunması</li>
 <li>Adrenal korteks kanseri gibi nadir görülen tümörlerin saptanması</li>
</ul>

<p>Bu bulguların varlığında genetik değerlendirme, gerekirse ileri tarama testleri ve tarama programlarının erkene çekilmesi öneriliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Her aile öyküsü gerçek bir kalıtsal sendromun belirtisi olmayabilir</strong></p>

<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Okan Kuzhan, bazen aile öyküsünün yanıltıcı olabileceğine, başka bir deyişle sık kanser görülen bazı ailelerde kanser nedeninin ailedeki genetik yatkınlık değil, rastlantısal mutasyonlar veya çevresel nedenler olabileceğine dikkat çekiyor. Örneğin, asbest maruziyeti sonucu oluşan akciğer zarı kanseri (mezotelyoma) bir ailedeki, bir köydeki insanların çoğunda ortaya çıkabiliyor. Asbeste maruz kalan bireylere de mezotelyoma yönünden tarama öneriliyor. Dolayısıyla aile bireylerinin kalıtsal yatkınlığı kadar birlikte yaşadıkları çevrede karşı karşıya kaldıkları kanserojenler de ortak bir risk faktörü olabiliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Genetik danışmanlık çok önemli, ancak…</strong></p>

<p>Kalıtsal kanser sendromu tanısı koymak için ayrıntılı aile öyküsüyle birlikte genetik danışmanlık ve gerekli genetik testlerin yapılması gerekiyor. Kan, tükürük veya doku örneklerinde DNA analizi yapılarak BRCA1, BRCA2, MLH1, APC gibi kanserle ilişkili genlerde mutasyon taramasına başvuruluyor. “Ancak kalıtsal kanser sendromuna neden olan mutasyonların saptanması her zaman bu kişilerde kanser görüleceği anlamına gelmiyor” diye konuşan Prof. Dr. Okan Kuzhan,<strong> </strong>sözlerine şöyle devam ediyor: “Ayrıca, aile öyküsünde sık kanser görülmeyen bir kişinin merakını gidermek için bu testleri yaptırması önerilmemektedir. Çünkü her mutasyon mutlaka kanser oluşacağı anlamına değil, kanser görülme riskinin arttığı anlamına gelmektedir. Genetik testler gereksiz yere yapıldığında kişinin kanser korkusu ortadan kalkmaz, pekiştirilmiş olur.”</p>

<p></p>

<p><strong>Hangi yaşta hangi tarama yapılmalı? </strong></p>

<p>Ailesel kanser riski taşıyan kişilerde tarama yaşı ve sıklığı kişiye özel olarak planlanıyor. Prof. Dr. Okan Kuzhan risk grubunda olan kişilerde en temel tarama yaklaşımını şöyle anlatıyor:</p>

<p><strong>Meme kanseri:</strong> Birinci derece akrabasında (anne, kız kardeş) hastalık öyküsü bulunan kadınlarda tarama genellikle 30–35 yaş aralığında başlıyor. Yıllık mamografi temel yöntemi oluştururken, bazı durumlarda meme manyetik rezonans (MR) da eklenebiliyor. Riskin yüksek olduğu kadınlarda klinik muayeneler daha sık aralıklarla planlanabiliyor.</p>

<p><strong>Kolon kanseri</strong>: Tarama genellikle en erken vaka yaşından 10 yıl önce veya en geç 40–45 yaş civarında başlatılıyor. Temel tarama yöntemi olan kolonoskopi risk durumuna göre 5 yılda bir tekrarlanıyor. Ailede 50 yaşın altında kolon kanseri tanısı varsa tarama daha erken yaşlara çekilebiliyor.</p>

<p><strong>Prostat kanseri:</strong> Babasında veya erkek kardeşinde prostat öyküsü olan erkeklerde tarama genellikle 40–45 yaşlarında başlıyor. Prostat spesifik antijen (PSA) testi ve rektal muayene ile yapılan kontroller çoğunlukla yılda bir kez tekrarlanıyor.</p>

<p><strong>Akciğer kanseri:</strong> Ailesinde akciğer kanseri bulunan ve risk faktörlerine sahip kişilerde tarama genellikle 50–55 yaş civarında düşük doz bilgisayarlı tomografiyle yapılıyor ve çoğunlukla yılda bir kez tekrarlanıyor.</p>

<p><strong>Mide kanseri:</strong> Aile öyküsü ve Helicobacter Pylori enfeksiyonu birlikte risk oluşturabiliyor. Bu durumda endoskopik tarama genellikle 40 yaş civarında veya ailedeki en erken tanıdan 10 yıl önce başlatılıyor ve risk düzeyine göre 2 ila 5 yılda bir tekrarlanabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bingolkenthaber.com/kanserde-ailesel-riskin-5-onemli-isareti</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 19:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bingolkenthabercom.teimg.com/crop/1280x720/bingolkenthaber-com/uploads/2026/05/1779265003-prof-dr-okan-kuzhan-1.jpg" type="image/jpeg" length="92365"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüksek tansiyonu tetikleyen 14 şaşırtıcı neden]]></title>
      <link>https://www.bingolkenthaber.com/yuksek-tansiyonu-tetikleyen-14-sasirtici-neden</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bingolkenthaber.com/yuksek-tansiyonu-tetikleyen-14-sasirtici-neden" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Modern yaşamın yoğun temposu, stres ve kötü beslenme hipertansiyonu tetikleyen başlıca nedenler arasında yer alıyor. Ancak bu nedenlerin hiçbiri yoksa ve tansiyon yine de yükseliyorsa altında daha alışılmadık nedenler olabilir...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle tansiyon problemi yaşayan kişilere verilen ilk tavsiyelerden birinin tuz tüketimini azaltmak olduğunu paylaşan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Bunun nedeni, fazla tuzun vücutta su tutulmasına yol açarak kalp ve damar sistemi üzerinde ekstra yük oluşturmasıdır. Ancak hipertansiyonu tetikleyen nedenler yalnızca tuzla sınırlı değildir. Stres, kaygı ve öfke gibi duygusal değişimlerin yanı sıra günlük yaşamda fark edilmeyen bazı alışkanlıklar da tansiyon değerlerinde ani yükselmelere neden olabilir. Geçici iniş ve çıkışlar her zaman ciddi bir soruna işaret etmese de uzun süre yüksek seyreden değerlerin mutlaka hekim kontrolünden geçmesi gerekir” dedi.</p>

<p></p>

<p>Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan yüksek tansiyon üzerinde etkisi olan beklenmedik 14 faktörü sıraladı:</p>

<p></p>

<p><strong>Yalnızlık</strong></p>

<p>Yalnızlık hissi, özellikle uzun vadede büyük tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Bu konuda yapılan bir araştırmada, kendisini yalnız hisseden kişilerin büyük tansiyonunda dört yıl içinde 14 puandan fazla artış olduğu ortaya kondu.</p>

<p></p>

<p><strong>Beyaz önlük sendromu</strong></p>

<p>Doktor kontrolü sırasında ölçülen tansiyon değerleriyle evde ölçülen değerler arasında fark görülebilir. “Beyaz önlük etkisi” olarak adlandırılan bu durum, yalnızca muayene ortamında bulunmaya bağlı olarak büyük tansiyonda 10, küçük tansiyonda ise 5 puana kadar yükselmeye neden olabilir. Bu artışın genellikle stres ve kaygıyla ilişkili olduğu düşünülüyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Tuvalete gitmeyi geciktirmek</strong></p>

<p>Tuvalet ihtiyacını uzun süre ertelemek de tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Yapılan bir araştırmada, en az 3 saat boyunca tuvalete gitmeyen orta yaşlı kadınların büyük tansiyonunda ortalama 4, küçük tansiyonunda ise 3 puan artış görüldü. Benzer etkilerin farklı yaş gruplarındaki kadın ve erkeklerde de ortaya çıkabileceği belirtildi.</p>

<p></p>

<p><strong>Duygusal konuşmalar</strong></p>

<p>Dinlenme halindeki kan basıncı, konuşmaya başlanmasıyla birlikte geçici olarak yükselebilir. Bu artışın seviyesi, konuşulan konunun içeriğine ve duygusal yoğunluğuna göre değişebilir. Benzer etki telefon görüşmeleri sırasında da görülebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Susuzluk</strong></p>

<p>Vücudun yeterli suya sahip olmaması, kan damarlarının daralmasına neden olarak tansiyonu yükseltebilir. Susuz kalan vücut sıvıyı korumaya çalışırken damarlar daha fazla sıkışabilir ve böbrekler daha az idrar üretmeye başlayabilir. Bu durum da kalp ve beyindeki küçük damarlar üzerinde ekstra baskı oluşturabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Şeker</strong></p>

<p>Özellikle yüksek fruktozlu mısır şurubu içeren işlenmiş şekerler, kan basıncının yükselmesinde tuz kadar hatta bazı durumlarda daha fazla etkili olabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Bitkisel takviyeler</strong></p>

<p>Ginkgo, ginseng, guarana, efedra, acı portakal ve sarı kantaron gibi bazı bitkisel takviyeler kan basıncını yükseltebilir. Ayrıca bu ürünler, yüksek tansiyon ilaçları da dahil olmak üzere bazı ilaçların etkisini değiştirebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Uyku apnesi</strong></p>

<p>Uyku apnesi, yüksek tansiyon ve diğer kalp hastalıkları riskini artırabilir. Uyku sırasında solunumun sık sık durup yeniden başlaması, sinir sisteminin kan basıncını yükselten kimyasallar salgılamasına neden olabilir. Ayrıca bu durumun yol açtığı oksijen eksikliği damar duvarlarına zarar vererek vücudun tansiyonu düzenlemesini zorlaştırabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Tiroid problemleri</strong></p>

<p>Vücudun yeterince tiroid hormonu üretmemesi, kalp atış hızının yavaşlamasına ve damarların esnekliğini kaybetmesine neden olabilir. Ayrıca kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterolü de yükseltebilir ve bu da damar sertliğine yol açarak tansiyonu artırabilir. Nadiren de olsa tiroid hormonunun fazla salgılanması, kalbin daha hızlı ve güçlü çalışmasına neden olarak kan basıncını yükseltebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Doğum kontrol ilaçları</strong></p>

<p>Doğum kontrol hapları, iğneleri ve bazı diğer yöntemler, kan damarlarını etkileyen hormonlar içerdiği için tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Bu riskin özellikle 35 yaş üstü, fazla kilolu veya sigara kullanan kadınlarda daha yüksek olduğu düşünülüyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Antidepresanlar</strong></p>

<p>Dopamin, norepinefrin ve serotonin gibi beyin kimyasallarını etkileyen antidepresan ilaçlar, kan basıncında değişikliklere yol açabilir. Özellikle serotonin üzerinde etkili ilaçların birlikte kullanılması durumunda tansiyon değerleri yükselebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Ağrı kesici kullanımı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aspirin ve ibuprofen gibi steroid olmayan anti-enflamatuar ilaçlar hem sağlıklı kişilerde hem de hipertansiyon hastalarında tansiyon değerlerinin yükselmesine neden olabilir. Artış genellikle birkaç puanla sınırlı kalsa da bazı kişiler bu ilaçlardan çok daha fazla etkilenebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Potasyum eksikliği</strong></p>

<p>Böbreklerin kandaki sıvı dengesini koruyabilmesi için sodyum ve potasyumun dengeli olması gerekir. Bu nedenle düşük tuzlu besleniliyor olsa bile yeterince meyve, sebze, fasulye, az yağlı süt ürünleri ya da balık tüketilmemesi tansiyonun yükselmesine neden olabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Ağrı</strong></p>

<p>Tansiyonu yükselten alışılmadık nedenlerden biri de ağrı olabilir. Ani ya da şiddetli ağrılar, sinir sistemini hızlandırarak kan basıncının yükselmesine yol açabilir.</p>

<p>Haber Merkezi</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bingolkenthaber.com/yuksek-tansiyonu-tetikleyen-14-sasirtici-neden</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 18:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bingolkenthabercom.teimg.com/crop/1280x720/bingolkenthaber-com/uploads/2026/05/yuksek-tansiyon-2026-18-47-50.jpg" type="image/jpeg" length="97059"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elazığ’da Usulsüz Tıbbi Atık Yakan Hastaneye 47 Milyon Lira Ceza]]></title>
      <link>https://www.bingolkenthaber.com/elazigda-usulsuz-tibbi-atik-yakan-hastaneye-47-milyon-lira-ceza</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bingolkenthaber.com/elazigda-usulsuz-tibbi-atik-yakan-hastaneye-47-milyon-lira-ceza" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elazığ’da hastane atıklarını mevzuata aykırı şekilde taşıyıp kendi mülkünde açıkta yakan özel bir sağlık kuruluşuna, yapılan denetimin ardından 47 milyon 206 bin 354 TL idari para cezası kesildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Elazığ’da hastane atıklarını usulsüz şekilde yakan ve halk sağlığını tehlikeye atan sağlık kuruluşuna Elazığ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından, 47 milyon 206 bin 354 TL idari para cezası uygulandı.</p>

<p>ATIKLARI HASTANE SAHİBİNİN ARAZİSİNDE YAKTIKLARI TESPİT EDİLDİ</p>

<p>Elazığ Belediye Başkanlığı’ndan gelen ihbar üzerine Elazığ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ekipleri harekete geçti. Belediye teknik personeli ve İl Jandarma Komutanlığı ekipleriyle koordineli şekilde düzenlenen denetimde, hastane faaliyetlerinden kaynaklanan tıbbi atıkların usulüne aykırı şekilde taşındığı ve işletme sahibinin kendi mülkünde yakılarak imha edilmeye çalışıldığı belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>GEÇMİŞ YILLARDA DA BENZER SUÇ İŞLENMİŞ</p>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ekiplerinin yaptığı incelemelerde, insan sağlığı açısından risk taşıyan tıbbi atıkların açıkta yakılmasının, bulaşıcı hastalıkların yayılması yönünden ciddi tehlike oluşturduğu ve çevre üzerinde telafisi güç sonuçlar doğuracağı rapor edildi. Hastanenin geçmiş yıllarda da benzer şekilde tıbbi atık yaktığı ve İl Müdürlüğü tarafından daha önce de cezalandırıldığı ortaya çıktı. Söz konusu özel hastaneye Çevre Kanunu’nun 20’nci maddesinin uygulanarak, Elazığ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından tam 47 milyon 206 bin TL idari para cezası kesildi.</p>

<p>Haber Merkezi</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bingolkenthaber.com/elazigda-usulsuz-tibbi-atik-yakan-hastaneye-47-milyon-lira-ceza</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bingolkenthabercom.teimg.com/crop/1280x720/bingolkenthaber-com/uploads/2026/05/e-l-a-z-i-g-t-i-b-b-i-a-t-i-k-c-e-z-a-f-o-t-o-g-r-a-f-l-a-r-20260523112709.jpeg" type="image/jpeg" length="87377"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından bayramda sağlıklı beslenme uyarısı]]></title>
      <link>https://www.bingolkenthaber.com/uzmanindan-bayramda-saglikli-beslenme-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bingolkenthaber.com/uzmanindan-bayramda-saglikli-beslenme-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyetisyen Mücahit Gökalp, Kurban Bayramı'nda beslenme düzenine dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, yeni kesilen etlerin hemen tüketilmemesi, doğru pişirme yöntemleri ve tatlı seçimi konusunda önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Diyetisyen Mücahit Gökalp, Kurban Bayramı'nda sağlıklı beslenmeye ilişkin vatandaşlara önemli tavsiyelerde bulundu. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Diyetisyeni Mücahit Gökalp, yeni kesilen etlerin hemen tüketilmemesi gerektiğini belirterek, "Yeni kesilmiş hayvan etleri Rigor Mortis dediğimiz ölüm sertliği durumundadır. Bu dönemde etin pişmesi zor olur ve şişkinlik, hazımsızlık gibi sindirim problemlerine yol açabilir. Etin 24 saat dinlendirilerek tüketilmesi daha uygundur" dedi.<br />
Kavurma hazırlanırken ekstra yağ kullanımından kaçınılması gerektiğini ifade eden Gökalp, özellikle kalp-damar ve hipertansiyon hastalarının bu konuda dikkatli olması gerektiğini belirterek haşlama, buğulama, fırınlama ve ızgara gibi pişirme yöntemlerinin tercih edilmesini önerdi. Mangalda etin doğrudan ateşle temas etmemesi ve kömürleşmemesi gerektiğini belirten Gökalp, etin yanında sebze ve salata tüketilmesinin sindirimi kolaylaştıracağını söyledi.<br />
Tatlı tüketimine de değinen Gökalp, şerbetli tatlılar yerine sütlü ve meyveli tatlıların tercih edilmesini önererek, su tüketimi ve hafif yürüyüşlerin de sindirim açısından faydalı olduğunu kaydetti. İHA</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bingolkenthaber.com/uzmanindan-bayramda-saglikli-beslenme-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bingolkenthabercom.teimg.com/crop/1280x720/bingolkenthaber-com/uploads/2026/05/a-w711983-01.jpg" type="image/jpeg" length="55375"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bingöl’e 8 Uzman Doktor Kadrosu]]></title>
      <link>https://www.bingolkenthaber.com/bingole-8-uzman-doktor-kadrosu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bingolkenthaber.com/bingole-8-uzman-doktor-kadrosu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bingöl’e farklı branşlarda ataması yapılan 8 uzman doktor, Bingöl, Genç, Karlıova, Kiğı ve Solhan’daki devlet hastanelerinde görevlendirilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bingöl İl Sağlık Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı ile yapılan görüşmeler neticesinde Personel Dağılım Cetveli (PDC) kapsamında Bingöl’e 8 uzman hekim kadrosu tahsis edildiğini bildirdi.</p>

<p>Bingöl’e uzman hekim atamaları kapsamında Devlet Hastanesi’ne Nükleer Tıp, Algoloji ve Aile Hekimliği branşlarında, Genç Devlet Hastanesi’ne Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon ile Ruh Sağlığı ve Hastalıkları branşlarında, Karlıova Devlet Hastanesi’ne Acil Tıp branşında, Kiğı Devlet Hastanesi’ne İç Hastalıkları branşında, Solhan Devlet Hastanesi’ne Ruh Sağlığı ve Hastalıkları branşında uzman hekim kadroları tanımlandı.</p>

<p>İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, “İlimize tahsis edilen kadrolar doğrultusunda; Nükleer Tıp, Algoloji, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları, Acil Tıp, İç Hastalıkları ve Aile Hekimliği branşlarında uzman hekimlerin Bingöl’ün farklı bölgelerinde görev yapması plânlanmaktadır.</p>

<p>İlimize kazandırılan uzman hekim kadrolarının Bingöl’ümüze ve vatandaşlarımıza hayırlı olmasını diliyor, Cumhurbaşkanı Yardımcımız sayın Cevdet Yılmaz başta olmak üzere Sağlık Bakanımız sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Valimiz sayın Cahit Çelik, milletvekillerimiz sayın Feyzi Berdibek ve sayın Zeki Korkutata’ya ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz” denildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>EROL YILMAZ</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bingöl Son Dakika haberleri, Genç Son Dakika Haberleri, Karlıova Son Dakika Haberleri, Kiğı Son Dakika Haberleri, Sağlık, Solhan Son Dakika Haberleri</category>
      <guid>https://www.bingolkenthaber.com/bingole-8-uzman-doktor-kadrosu</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 14:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bingolkenthabercom.teimg.com/crop/1280x720/bingolkenthaber-com/uploads/2026/05/8-doktor-kadrosu-1.jpg" type="image/jpeg" length="44512"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İl Sağlık Müdürü Tatlı: Hemşirelik, Fedakarlık Mesleğidir]]></title>
      <link>https://www.bingolkenthaber.com/il-saglik-muduru-tatli-hemsirelik-fedakarlik-meslegidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bingolkenthaber.com/il-saglik-muduru-tatli-hemsirelik-fedakarlik-meslegidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[‘Hemşireler Haftası’ nedeniyle düzenlenen programa katılan İl Sağlık Müdürü Samet Tatlı, hemşireliğin; empati, fedakârlık, ve karşılıksız iyilik mesleği olduğunu ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Samet Tatlı, Hemşireler Haftası programı kapsamında Bingöl Üniversitesi ev sahipliğinde Recep Tayyip Erdoğan Kongre Merkezinde düzenlenen programda, Bingöl Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğrencileri ile bir araya geldi.</p>

<p>Gerçekleştirilen programda hemşirelik mesleğinin sağlık hizmetlerindeki önemi, sağlık alanında insan kaynağının güçlendirilmesi ve geleceğin sağlık profesyonellerinin mesleki gelişimi üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.</p>

<p>Programda konuşan Tatlı, “Hemşireler Günü vesilesiyle, sağlık sistemimizin görünmeyen kahramanlarına, sağlığın ekip ruhunun her aşamasında var olan hemşire arkadaşlarımıza teşekkür etmek istiyorum.</p>

<p><img alt="Hemşirelik Programı (2)" height="900" src="https://bingolkenthabercom.teimg.com/bingolkenthaber-com/uploads/2026/05/hemsirelik-programi-2.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1600" /></p>

<p>Hemşirelik; yalnızca ilacı hastaya vermek, tedavi uygulamak ya da hasta takibi yapmak değildir. Hemşirelik; bir hastanın korkusunu anlayabilmek, bir hasta yakınının endişesine umut olabilmek ve en zor anlarda bile şefkatini esirgemeden görevini yapabilmektir. Gecesini gündüzüne katarak çalışan hemşirelerimiz, sağlık hizmetlerinin en güçlü ayaklarından biridir. Yani aslında bana göre hemşirelik empati mesleğidir, fedakârlık mesleğidir ve yeri gelir karşılıksız iyilik mesleğidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Depremde, savaşta, en kötü anda bile gerekirse ailesini, sevdiklerini bırakıp bir hastaya umut olmanın mesleğidir.</p>

<p>Sizler yalnızca hastaları iyileştirmede rol almıyorsunuz; umut oluyor, moral aşılıyor ve insanlığa dokunuyorsunuz. Bir hastanın yüzündeki tebessümde, bir annenin duasında, bir çocuğun yeniden sağlığına kavuşmasında sizin emeğiniz ve sevginiz var.</p>

<p>Yarın hepiniz bir yerlerde çalışacaksınız. Gerek kamuda gerek özelde gerekse farklı bir alanda bu mesleği icra edeceksiniz. Sizlerden beklentimiz, temennimiz tüm hastaları kendi yakınlarınız gibi görerek ona göre davranmanız. Çünkü şunu unutmayınız ki hepimiz birer hasta adayıyız. Empati bu mesleğin en önemli parçasıdır.</p>

<p>Bu anlamlı günde, emeklerinizin değerinin her zaman bilinmesini diliyor; görevini büyük bir özveriyle sürdüren tüm hemşirelerimizin Hemşireler Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Fuat OTLAK</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bingolkenthaber.com/il-saglik-muduru-tatli-hemsirelik-fedakarlik-meslegidir</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 15:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bingolkenthabercom.teimg.com/crop/1280x720/bingolkenthaber-com/uploads/2026/05/hemsirelik-programi-copy.jpg" type="image/jpeg" length="69450"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’ndan Hantavirüs Açıklaması! Hantavirüs Nasıl Bulaşır?]]></title>
      <link>https://www.bingolkenthaber.com/saglik-bakanligindan-hantavirus-aciklamasi-hantavirus-nasil-bulasir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bingolkenthaber.com/saglik-bakanligindan-hantavirus-aciklamasi-hantavirus-nasil-bulasir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dakika gelişmesine göre Sağlık Bakanlığı, MV Hondius yolcu gemisinde görülen ve 3 kişinin yaşamını yitirdiği hantavirüs vakalarına ilişkin açıklama yaptı. Peki hantavirüs nedir, nasıl bulaşır? İşte yanıtları...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, hantavirüsün bulaş yolları ve hastalığın klinik seyri hakkında bilgilendirmede bulundu.</p>

<p>Açıklamaya göre Hantavirüs enfeksiyonu, RNA yapısına sahip bir virüs olarak biliniyor ve doğada özellikle kemiriciler bu virüsün doğal taşıyıcısı (rezervuarı) olarak yer alıyor. Enfekte kemiricilerin idrarı, dışkısı ve tükürüğü virüsün yayılımında risk oluşturuyor.</p>

<p><strong>Bulaş yolları</strong></p>

<p>Virüsün en sık bulaş yolu, enfekte kemiricilerin salgılarında bulunan partiküllerin solunması olarak belirtiliyor. Bunun dışında:</p>

<p>Kemirici dışkı ve idrarıyla doğrudan temas sonucu bulaş gerçekleşebiliyor.</p>

<p>Daha nadir olmakla birlikte kemirici ısırıklarıyla da bulaş görülebiliyor.</p>

<p>İnsandan insana bulaş ise son derece nadir olup, yalnızca Güney Amerika’da görülen Andes virüsü türünde tespit edilmiş durumda.</p>

<p><strong>Hastalığın klinik tabloları</strong></p>

<p>Hantavirüs enfeksiyonlarında iki farklı klinik tablo ortaya çıkabiliyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li>Renal Sendromla Seyreden Kanamalı Ateş (RSKA)</li>
 <li>Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu (HKPS)<strong> </strong></li>
</ol>

<p>Bakanlık, özellikle kemiricilerle temasın önlenmesi ve hijyen kurallarına dikkat edilmesinin önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.bingolkenthaber.com/saglik-bakanligindan-hantavirus-aciklamasi-hantavirus-nasil-bulasir</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bingolkenthabercom.teimg.com/crop/1280x720/bingolkenthaber-com/uploads/2026/05/a802b63b-7c6f-40a7-91fa-ef7750a83d90-1.png" type="image/jpeg" length="57746"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bingöl Devlet Hastanesi’nde İzsiz Cerrahi Dönemi]]></title>
      <link>https://www.bingolkenthaber.com/bingol-devlet-hastanesinde-izsiz-cerrahi-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bingolkenthaber.com/bingol-devlet-hastanesinde-izsiz-cerrahi-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bingöl Devlet Hastanesi, kadın hastalıkları cerrahisinde izsiz yöntemleri uygulamaya başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bingöl Devlet Hastanesinden yapılan açıklamaya göre, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Müge Selçuk tarafından gerçekleştirilen V-Notes yöntemi sayesinde birçok jinekolojik operasyon artık izsiz, daha konforlu ve hızlı iyileşme süreciyle yapılabiliyor.</p>

<p>Son yıllarda dünya genelinde yaygınlaşan V-NOTES (Vajinal Natural Orifice Transluminal Endoscopic Surgery) yöntemi, karın bölgesinde herhangi bir kesi oluşturmadan gerçekleştirilen minimal invaziv cerrahi teknik olarak öne çıkıyor. Tamamen vajinal yolla uygulanan bu yöntem sayesinde hastalar hem kozmetik açıdan avantaj sağlıyor hem de ameliyat sonrası süreci daha rahat geçiriyor.</p>

<p>KARINDA İZ KALMIYOR</p>

<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Müge Selçuk, yaptığı açıklamada, “Klasik cerrahi yöntemlerin aksine V-NOTES uygulamalarında karın bölgesinde herhangi bir kesi yapılmıyor. Bu durum özellikle ameliyat sonrası ağrının azalmasına, enfeksiyon riskinin düşmesine ve iyileşme sürecinin hızlanmasına katkı sağlıyor” dedi.</p>

<p>Selçuk, yöntemin en önemli avantajlarının; görünür ameliyat izi bırakmaması, daha düşük ağrı seviyesi, kısa hastane yatışı, günlük yaşama hızlı dönüş ve daha düşük enfeksiyon ve fıtık riski olduğunu belirtti.</p>

<p>Özellikle obez hastalarda klasik laparoskopik cerrahinin zorlaşabildiğine dikkat çeken Selçuk, V-NOTES yönteminin bu hasta grubunda daha güvenli cerrahi imkân sunduğunu söyledi.</p>

<p>BİRÇOK OPERASYON BAŞARIYLA YAPILIYOR</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bingöl Devlet Hastanesi bünyesinde V-NOTES yöntemiyle; rahim alınması (histerektomi), miyom ameliyatları, çikolata kisti operasyonları, yumurtalık kisti tedavileri, tüplerin alınması işlemleri başarıyla gerçekleştiriliyor.</p>

<p>İNFERTİLİTE HASTALARINA MODERN TANI İMKÂNI</p>

<p>Hastanede yalnızca cerrahi işlemler değil, infertilite (kısırlık) alanında ileri tanı yöntemleri de uygulanıyor. Çocuk sahibi olmakta güçlük yaşayan çiftler için gerçekleştirilen HSG (İlaçlı Rahim Filmi) işlemiyle rahim içi ve fallop tüpleri detaylı şekilde görüntülenebiliyor.</p>

<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Müge Selçuk, HSG işleminin özellikle tüp tıkanıklıklarının tespitinde önemli rol oynadığını, bazı hafif tıkanıklıkların işlem sırasında açılabildiğini ve bunun gebelik şansını artırabildiğini belirtti.</p>

<p>Haber Merkezi</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bingolkenthaber.com/bingol-devlet-hastanesinde-izsiz-cerrahi-donemi</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bingolkenthabercom.teimg.com/crop/1280x720/bingolkenthaber-com/uploads/2026/05/hastane-untitled-1-copy.jpg" type="image/jpeg" length="69736"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Acil Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Komisyonu, Malatya’da Toplandı]]></title>
      <link>https://www.bingolkenthaber.com/acil-saglik-hizmetleri-koordinasyon-komisyonu-malatyada-toplandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bingolkenthaber.com/acil-saglik-hizmetleri-koordinasyon-komisyonu-malatyada-toplandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 Yılı 4. Dönem Acil Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Komisyonu, Bingöl’ün de aralarında aralarında yer aldığı 4 ilin Sağlık Müdürlüğü yöneticilerinin katılımıyla Malatya’da toplandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanlığı koordinesinde Battalgazi Devlet Hastanesi toplantı salonunda düzenlenen 2026 Yılı 4. Dönem Acil Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Komisyonu (ASKOM) Toplantısı,</p>

<p><img alt="A S K O M1" height="720" src="https://bingolkenthabercom.teimg.com/bingolkenthaber-com/uploads/2026/05/a-s-k-o-m1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bingöl, Elazığ ve Tunceli İl Sağlık Müdürlüklerinden kurum yöneticilerinin katılımıyla yapıldı.</p>

<p>Acil sağlık hizmetlerinin etkinliğini artırmak, hizmet sunumunda koordinasyonu güçlendirmek ve kurumlararası işbirliğini geliştirmek amacıyla düzenlenen toplantıya, Bingöl’den İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Samet Tatlı ve İl Müdürlüğü kurum yöneticileri, başhekimler ve hastane yöneticileri katılım sağladı.</p>

<p>Hastanelerin acil servislerine yapılan başvuru sayıları, uygunsuz sevk süreçleri, acil vaka müdahale istatistikleri ile sahada karşılaşılan sorunlara dair değerlendirmelerin yapıldığı toplantıda, hizmet kalitesinin artırılmasına yönelik çözüm önerileri ele alınarak fikir alışverişinde bulunuldu.</p>

<p>HABER MERKEZİ</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bingolkenthaber.com/acil-saglik-hizmetleri-koordinasyon-komisyonu-malatyada-toplandi</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 17:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bingolkenthabercom.teimg.com/crop/1280x720/bingolkenthaber-com/uploads/2026/05/a-s-k-o-m.jpg" type="image/jpeg" length="40919"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD Ve İngiltere’de Hantavirüs Alarmı]]></title>
      <link>https://www.bingolkenthaber.com/abd-ve-ingilterede-hantavirus-alarmi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bingolkenthaber.com/abd-ve-ingilterede-hantavirus-alarmi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD ve İngiltere’de hantavirüs vakaları nedeniyle sağlık otoriteleri alarma geçti, yolcu gemisinde tespit edilen şüpheli vakalar sonrası temaslı kişiler takibe alındı. Virüsün kemirgenler aracılığıyla bulaştığı belirtilirken, yetkililer riskin düşük olduğunu ancak önlemlerin sürdüğünü açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD ve İngiltere’de, nadir ancak ölümcül sonuçlar doğurabilen hantavirüs vakaları nedeniyle sağlık alarmı verildi. Yetkililer, olası yayılım riskine karşı çeşitli önlemleri devreye sokarken, temaslı kişiler yakın takibe alındı.</p>

<p>Uluslararası basına yansıyan bilgilere göre, Atlantik Okyanusu’nda seyreden bir yolcu gemisinde ortaya çıkan vakalar sonrası İngiltere ve ABD sağlık birimleri harekete geçti. Gemide üç kişinin yaşamını yitirmesi ve çok sayıda şüpheli vakanın tespit edilmesi üzerine bazı yolcular gözetim altına alındı.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile koordineli yürütülen incelemelerde, virüsün genellikle kemirgenler aracılığıyla bulaştığı ve insanlara temas yoluyla geçebildiği belirtildi. Uzmanlar, hastalığın başlangıçta grip benzeri belirtiler gösterdiğini ancak ilerleyen süreçte solunum ve organ yetmezliğine yol açabildiğini ifade ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yetkililer, riskin genel toplum için düşük seviyede olduğunu vurgularken, özellikle seyahat geçmişi bulunan kişilerin dikkatle izlenmeye devam edildiğini açıkladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bingolkenthaber.com/abd-ve-ingilterede-hantavirus-alarmi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bingolkenthabercom.teimg.com/crop/1280x720/bingolkenthaber-com/uploads/2026/05/untitled-1-537.png" type="image/jpeg" length="79854"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bingöllü Hastaya Sezaryen ve Beyin Ameliyatı Aynı Anda Yapıldı]]></title>
      <link>https://www.bingolkenthaber.com/bingollu-hastaya-sezaryen-ve-beyin-ameliyati-ayni-anda-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bingolkenthaber.com/bingollu-hastaya-sezaryen-ve-beyin-ameliyati-ayni-anda-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bingöl’den giderek Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine görme kaybı şikayetiyle başvuran 35 haftalık gebe hasta, aynı seansta gerçekleştirilen sezaryen ve endoskopik hipofiz ameliyatlarıyla sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bingöl'de yaşayan 3 çocuk annesi 35 yaşındaki Bircan Kolak, ani gelişen görme kaybı şikayetiyle Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. 35 haftalık gebe olan Kolak'ta yapılan tetkikler sonucunda, hipofiz bezinde meydana gelen kanamanın görme sinirlerine baskı yaptığı tespit edildi.<br />
Hayati risk ve kalıcı görme kaybı ihtimali üzerine Beyin Cerrahisi uzmanları Op. Dr. Fatih Gök ve Op. Dr. Mustafa Arıcı ile Kadın Doğum ekibi acil operasyon kararı aldı. Ameliyathanede gerçekleştirilen koordineli müdahale ile önce sezaryen operasyonuyla bebek sağlıklı bir şekilde dünyaya getirildi. Ardından Op. Dr. Gök ve Op. Dr. Arıcı tarafından kapalı yöntemle endoskopik hipofiz cerrahisi uygulandı.<br />
Başarılı geçen operasyonların ardından yeniden görmeye başlayan Bircan Kolak ve bebeği hayati tehlikeyi atlattı. Anne ve bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu, yakın zamanda taburcu edilecekleri bildirildi.<br />
Konuya ilişkin konuşan Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinin çevre illerden de sevk alan ileri sevk merkezi olduğunu belirtti. Başhekim Sarıkaya, "Komplike, zor vakaların bile güzel bir şekilde yönetildiği bir seviyeye geldik. Bundan dolayı çok mutluyuz. Artık birden fazla ameliyat gerektiren durumlar, gebelik gibi riskli durumların da eşlik ettiği hastalıkları sevk etmeden merkezimizde başarılı bir şekilde yönetebiliyoruz. Ben bu ameliyatı yapan tüm ekip arkadaşlarıma canı gönülden teşekkür ediyorum, hastamıza da acil şifalar diliyorum" dedi.<br />
"CERRAHİMİZİ BAŞARILI BİR ŞEKİLDE GERÇEKLEŞTİRDİK"<br />
Hem kadın doğum hem de beyin cerrahisi bölümünün iki kademeli bir ameliyatı başarıyla gerçekleştirdiklerini dile getiren Beyin Cerrahisi Op. Dr. Fatih Gök ise "Önce sezaryenle hastamızın bebeğini sağlıklı bir şekilde yenidoğan yoğun bakıma gönderdik. Ardından görme kaybına sebep olan iki şah damarı arası bölgede, hormonal aktivitenin yüksek olduğu bir bölgede olan tümörünü yaklaşık 12 milimetrelik bir alandan endoskopik olarak burundan girilerek çıkardık.<br />
İki şah damarı arasından girilerek cerrahimizi başarılı bir şekilde gerçekleştirdik. Tabii bu bölgenin belli başlı anatomik göstergeleri vardı, onları kullanarak ameliyatımızı yaptık ama sonuçta bayağı riskli bir ameliyattı. Yaklaşık 5 saat süren bir ameliyatın sonunda başarılı bir şekilde sonuca eriştik. Ameliyattan sonra hastamızla görüştüğümüzde görmesinin gayet düzeldiğini, daha net gördüğünü teyit ettik. Şu anda hem hastamız hem çocuğu sağlıklı. Takip sürecimiz de bir hafta kadar sürdü. Hormonel dengelerini sağladıktan sonra taburculuğunu planlayacağız artık" diye konuştu.<br />
"ÜST DÜZEY BİR AMELİYATTI"<br />
Beyin Cerrahisi Op. Dr. Mustafa Arıcı da bu ameliyatın genellikle üçüncü basamak hastanelerde yapılabilen üst düzey bir ameliyat olduğunu belirterek, "Post-op takibi çok önemlidir; post-op takibinde herhangi bir komplikasyon, sıkıntı yaşamadık. Multidisipliner bir şekilde takiplerimizi gerçekleştirdik. Hastamızı şifa ile taburcu etmeyi bekliyoruz" dedi.<br />
Gebe olan eşinin aynı zamanda FSH (Kas) hastası olduğunu ve görme problemi geliştiğini anlatan Erhan Kolak ise şunları söyledi:<br />
"Van'daki doktorlar bize yer açtılar. Onlar bu süreçte bize yardımcı oldular. Her gün, her saatte hastayla ilgilendiler; hastanın bütün problemlerine baktılar, çözdüler. Ondan sonra bizi taburcu ettiler, Allah onlardan razı olsun. Eşim iki ameliyat geçirdi; biri sezaryen bir de beyin cerrahi ameliyatı. İkisini de Allah'a çok şükür atlattık, bir sıkıntı yok. Doktorlara çok teşekkür ediyorum." İHA</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bingolkenthaber.com/bingollu-hastaya-sezaryen-ve-beyin-ameliyati-ayni-anda-yapildi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 14:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bingolkenthabercom.teimg.com/crop/1280x720/bingolkenthaber-com/uploads/2026/05/gebe-kadina-iki-ameliyat-ayni-anda-yapildi-1-copy.jpg" type="image/jpeg" length="94058"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bingöl Devlet Hastanesi’nde Hastaların Randevu Çilesi!]]></title>
      <link>https://www.bingolkenthaber.com/bingol-devlet-hastanesinde-hastalarin-randevu-cilesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bingolkenthaber.com/bingol-devlet-hastanesinde-hastalarin-randevu-cilesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bingöl Devlet Hastanesi’ndeki birçok poliklinikte MHRS sistemi üzerinden muayene yapıldığını ancak sistem üzerinden en ileri tarihe bile sıra alamadıklarını belirten hastalar, yaşadıkları mağduriyeti dile getirdi. Görüştüğümüz yetkililer, doktor atamalarıyla birlikte sıkıntının kalkacağını dile getirerek günde yaklaşık 6 bin hasta girişi yapıldığına dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bingöl Devlet Hastanesi’ndeki birçok poliklinikte, muayene olabilmek için MHRS üzerinden randevu almak isteyen hastalar, en uzak tarihe bile sıra alamadıklarını belirterek büyük sıkıntı yaşadıklarını ifade ettiler.</p>

<p>Hastanedeki birçok poliklinikte MHRS sistemi üzerinden en uzak tarihe bile randevu alamadıklarını söyleyen hastalar ve hasta yakınları, hastaneye gittiklerinde ise sadece MHRS üzerinden sıra verildiğini öğrendiklerini ve muayene sırası alamadıkları için mağduriyet yaşadıklarını dile getirdiler.</p>

<p>Hastalar ve hasta yakınları, muayene olabilmek için hastanede sıra verilmediğini, sadece MHRS üzerinden sıra alanların muayene edildiğini hatırlatarak MHRS sistemine girdiklerinde ise en ileri tarihe bile sıra bulamadıklarını belirterek büyük bir mağduriyet yaşadıklarını söylediler. Muayene olmak isteyen hastaların yanı sıra raporlu ilacı biten, kontrole gelmesi gereken ya da ağrısı olan hastalar da sıra alamadıkları için sıkıntı yaşadıklarını ifade etti. Ayrıca, Acil Servis’te pratisyen hekimlerin muayene ettiği hastalar da icapçı uzman doktorların ilgisizliğinden yakındı. Devlet Hastanesi’nde ultrason için Ağustos ayına sıra verildiğini söyleyen hastalar, muayene sırası almanın yanı sıra yaşadıkları sıkıntıları dile getirdi.</p>

<p>Hastanede sıra alamadıkları için özel hastanelere ya da başka şehirlere gitmek zorunda kaldıklarını söyleyen hastalar, yaşadıkları bu mağduriyetin giderilmesi için yetkililerin gerekli önlemleri acilen almasını istedi.</p>

<p><strong>GÜNDE 6 BİN HASTA GİRİŞİ OLAN İLDEKİ TEK HASTANEDE TALEBİN KARŞILANMASI İÇİN HEKİM SAYISININ YETERLİ OLMASI BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR!</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konu hakkında görüşlerine başvurduğumuz yetkililer, Ocak ayı itibariyle birçok branşta doktorun başka illere atanmasından dolayı özellikle Nöroloji, Kadın Doğum ve Kulak-Burun-Boğaz (KBB) polikliniklerinde yoğunluk yaşandığını ancak 128. Dönem DHY kurası ile Bingöl Devlet Hastanesi’ne atanan 3 Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, 2 Nöroloji Uzmanı, 2 Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı, Acil Tıp Uzmanı, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı, Göğüs Hastalıkları Uzmanı, Göz Hastalıkları Uzmanı, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı, Radyoloji Uzmanı, Tıbbi Biyokimya Uzmanı ve Tıbbi Patoloji Uzmanının önümüzdeki günlerde göreve başlamasıyla polikliniklerde hizmet veren doktor sayısının artacağını ifade ettiler. Özellikle ilçelerden gelen hastaların mağduriyet yaşamaması için muayene hizmetlerinin verildiğini belirten yetkililer, 15 günde bir MHRS sisteminin güncellendiğini hatırlatarak MHRS'den 20 gün içerisinde randevu alınmasının ise normal bir durum olduğunu kaydetti.</p>

<p>Hastanede görev yapan tüm hekimlerin MHRS sayısının üzerinde hastaya baktığının altını çizen yetkililer, birçok hekimin günde 60-70’in üzerinde hastayı muayene ettiğini ifade etti. Bingöl Devlet Hastanesi’ne geçtiğimiz yıl yaklaşık 1,5 milyon hasta girişi yapıldığını, günde ortalama 5-6 bin hasta girişi olduğunu hatırlatan yetkililer, ildeki tek hastane olarak yoğun talebin karşılanması için hekim sayısının yeterli olmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Özellikle Ocak-Nisan döneminde hastaneye başvuran hasta sayısında yoğunluk yaşandığını kaydeden yetkililer, son hekim atamalarıyla birlikte yaşanan sıkışıklığın önümüzdeki günlerde kalkacağını dile getirdi. Yetkililer, Kadın Doğum, Nöroloji, KBB poliklinikleri haricinde Dahiliye, Çocuk Hastalıkları, Genel Cerrahi ve Ortopedi polikliniklerinde sıkıntı olmadığına, ayrıca hastaneye başvuran her hastanın tedavi edildiğine ve büyük bir çaba ile sağlık hizmetlerinin sağlandığına vurgu yaptı.</p>

<p>Ayrıca, Radyoloji uzmanı sayısındaki yetersizlikten dolayı ultrason için geçtiğimiz aya kadar Ağustos ayını bulan sıralar verildiğini ancak verilen sıraların hastalarla irtibat sağlanarak geri tarihlere çekildiğini belirten yetkililer, radyologların inisiyatifi ile hafta sonu ve mesai sonrasında da ultrason hizmeti verildiğini söyledi. Yetkililer, son atamalardaki Radyoloji uzmanı atamasıyla birlikte önümüzdeki günlerde ultrason için verilen randevuların da 5-10 günü bulan sürelere düşeceğini sözlerine eklediler.</p>

<p>EROL YILMAZ</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bingolkenthaber.com/bingol-devlet-hastanesinde-hastalarin-randevu-cilesi</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 20:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bingolkenthabercom.teimg.com/crop/1280x720/bingolkenthaber-com/uploads/2024/11/devlet-hastanesi-bina-2.jpg" type="image/jpeg" length="69953"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
