Bingöl Sosyal Güvenlik İl Müdürü Muzaffer Çakar, kayıt dışı istihdam ile ilgili açıklama yaptı.
Kayıt dışı istihdamın; ülkenin ve sosyal güvenlik sisteminin en önemli sorunları arasında yer aldığını belirten Çakar, sigortasız işçi çalıştırma durumunda olduğu gibi, çalışma sürelerinin veya ödenen ücretlerin eksik bildirilmesinin de kayıt dışı istihdam olarak değerlendirildiğini ifade etti.
Çakar, yaptığı yazılı açıklamada, şu ifadelere yer verdi; “Çalışanların sigortalı olarak çalıştırılmaları anayasal bir hak olmakla birlikte hem çalışanlar hem de işverenler açısından yasal bir zorunluluktur. İşverenlerin sigortasız istihdam sağlama hakkı bulunmadığı gibi, çalışanların da kendi rızalarıyla dahi olsa bu haktan feragat ederek sigortasız çalışmayı talep etmeleri hukuken mümkün değildir.Çalışanların sigortasız çalışma taleplerinin kabul edilmesi, işverenler açısından iyi niyetle yapılmış bir esneklik gibi görünse de ciddi yasal ve mali riskler barındırmaktadır. İşletmelerimizin bu tür talepler karşısında mevzuattan taviz vermemesi büyük önem taşımaktadır.
Özellikle emekli, dul ve yetim aylığı alanların, sosyal yardım yararlanıcılarının veya bakmakla yükümlü olunan kişi statüsündekilerin hak kaybı yaşamamak adına zaman zaman kayıt dışı çalışmaya eğilim gösterebildiği tespit edilmektedir. İşverenlerimizin bu tür talepler karşısında taviz vermeyerek yasal yükümlülüklerini yerine getirme bilinciyle hareket etmeleri; ileride karşılaşılabilecek ağır idari yaptırımların ve öngörülemeyen mali yüklerin önüne geçilmesi adına büyük önem taşımaktadır.
Kayıt dışı istihdam, toplumun sosyal ve ekonomik değerleri üzerinde çok yönlü olumsuz etkilere neden olmakta; hem çalışanlar hem işverenler hem de devlet açısından ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Bu kapsamda kayıt dışı çalışan bir kişi:
Geleceğin en önemli teminatı olan emeklilik hakkından mahrum kalır.
Olası bir iş göremezlik durumunda malullük aylığına hak kazanamaz.
Vefatı hâlinde, geride bıraktığı ailesi (eş ve çocukları) ölüm aylığı güvencesinden yoksun kalır.
Beklenmedik iş kayıplarında ekonomik bir kalkan olan işsizlik sigortasından faydalanamaz.
Kendisi ve ailesi için sağlık hizmetlerinden doğrudan yararlanma hakkını riske atarak, Genel Sağlık Sigortası (GSS) primlerini kendi bütçesinden ödemek durumunda kalır.
İş kazası ve meslek hastalıklarına karşı yasal olarak sağlanan koruyucu önlemlerden ve olası kaza anında sunulan maddi/sağlık güvencelerinden uzak, büyük bir risk altında çalışmak zorunda bırakılır.
Kayıt dışı istihdam, bireyleri yalnızca sosyal güvenlik şemsiyesinden değil, aynı zamanda iş mevzuatının sağladığı temel güvencelerden de koparmaktadır. Bu durumdaki çalışanlar; kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, hafta tatili ve analık izni gibi en temel özlük haklarından mahrum bırakılarak, kayıtlı istihdamın sağladığı adil ücret standartlarının gerisinde ve güvencesiz koşullarda çalışmaya maruz kalmaktadır.
Sosyal güvenlik uygulamalarında asıl amacın cezalandırmak değil, rehberlik odaklı bir yaklaşımla işletmelerin sürdürülebilir ve güvenli bir zeminde büyümesini desteklemek olduğu vurgulanmalıdır. Bununla birlikte, kayıt dışı istihdamın, yarattığı anlık ve yanıltıcı kazancın aksine, işletmeleri telafisi güç mali risklere sürüklediği göz ardı edilmemelidir. Kayıt dışı çalışmanın tespit edilmesi halinde işletmeler; yüksek idari para cezaları, prim teşviklerinin iptali ve olası iş kazalarında doğacak ağır yasal yükümlülükler gibi ticari faaliyetleri durma noktasına getirebilecek ciddi yaptırımlarla yüzleşmektedir. Bu bağlamda işverenlerin, söz konusu riskleri almak yerine sunulan istihdam teşviklerinden faydalanarak güvenli bir büyüme yolunu tercih etmeleri büyük önem taşımaktadır.
Tüm bu risklerin ötesinde, kayıt dışı istihdamın makroekonomik ve toplumsal ölçekte yarattığı çok yönlü tahribatlar şunlardır:
Haksız rekabet oluşur,
Piyasa dengesi bozulur,
İşverenler vergi avantajı sağlayan gider yazma ve indirim gibi haklardan mahrum kalır,
İşyerinde verimlilik ve motivasyon düşer,
Vergi ve prim kaybı oluşur,
Sosyal güvenlik sistemi zarar görür, çalışan/emekli dengesi bozulur,
Primsiz ödemelerin artmasıyla bütçe yükü artar,
Gelir dağılımı adaletsizleşir, kaynak dağılımında etkinlik azalır,
Ekonomik verilerin güvenilirliği zedelenir, doğru politikaların oluşturulması güçleşir.
BİLGİ EDİNME, İHBAR VE ŞİKÂYET
Çalışanlar, çalışmalarının işveren tarafından SGK’ya bildirilip bildirilmediğini veya hangi kazanç seviyesinden bildirildiğini kısa sürede öğrenebilirler. Bunun için:
www.turkiye.gov.tr adresinden, PTT’den alınan e-Devlet şifresi ile sorgulama yapılabilir,
ALO 170 Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi 7/24 aranabilir,
İl veya ilçelerde bulunan Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri ya da Sosyal Güvenlik Merkezlerine şahsen başvuru yapılabilir.
Sigortasız çalıştırıldığını ya da eksik ücret veya eksik gün bildirimi yapıldığını düşünen çalışanlar, ihbar ve şikâyetlerini:
ALO 170 üzerinden,
Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri / Merkezlerine doğrudan,
CİMER (Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi) üzerinden iletebilirler.
ÜCRET ÖDEMELERİNDE BANKA KANALI ZORUNLULUĞU VE ŞEFFAFLIK
Çalışma hayatında şeffaflığın sağlanması, çalışan haklarının güvence altına alınması ve olası uyuşmazlıkların önüne geçilmesi amacıyla, ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması büyük önem taşımaktadır. Mevzuat gereği, Türkiye genelinde 3 ve daha fazla işçi istihdam eden işletmelerde; işçilere yapılan ücret dâhil her türlü ödemenin, kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net tutarının bankalar aracılığıyla gerçekleştirilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu yükümlülüğe uyulmaması, işletmeleri her bir çalışan ve ihlalin devam ettiği her ay için ayrı ayrı uygulanan idari para cezalarıyla karşı karşıya bırakmakta; süreç, işverenler açısından katlanarak artan öngörülemez bir mali riske dönüşmektedir.
Kayıtlı istihdam, sadece yasal bir zorunluluk değil; ülkemizin aydınlık yarınlarına, çocuklarımızın geleceğine ve işletmelerimizin sürdürülebilirliğine yapılan en büyük yatırımdır. Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında tüm tarafları bu ortak sorumluluğa sahip çıkmaya davet ediyoruz.”
Haber Merkezi