Merhabalar değerli okurlarım,
Her şeyden önce, halisane bir niyetle Bingöl Tanıtım Günleri’ne katılıp canla başla çalışan, tek amacı Bingöl’ün tanıtımına katkı sunmak olan o güzel yürekleri saygıyla selamlıyor, teşekkürlerimi sunuyorum.
12.12 Dünya Bingöllüler Günü’nün Bingöl’de kutlanması gerektiğini önceki yazımda dile getirmiştim. Ancak bu haftaki konumuz ne 12.12 Dünya Bingöllüler Günü ne de tanıtım günlerinin kendisi…
Bu haftaki mesele şudur: Bingöl Tanıtım Günleri, kendini bilmez birkaç kişi yüzünden birleştirmemiş, ayrıştırmıştır.
Kamuoyuna sıkça yansıyan bu kopukluk, birçok hemşehrimizi derinden üzmüştür.
Kendi çıkar ve menfaatleri doğrultusunda hareket edenler şunu bilmelidir ki;
Bingöllü bunu unutmaz!
Pardon biz neleri unutmadık ki, bunu unutmayalım?
Tanıtım günlerinde yaşanan ayrışma, bölünme ve “kendini vitrine koyma” hadiseleri artık herkesin kulağına gitmiştir. Siz Bingöl’ü tanıtmadınız ayrıştırdınız ve böldünüz. Tanıtma adı altında gerçekleştirilen faaliyette Ilıcalar ve Sancak belediyelerine de büyük saygısızlık yapıldı, buna da değinmeden geçmek olmaz. Bu iki belediye başkanımız kendilerine yakışanı yapıpstand açmadan alanı terk ettiler.
İki Kavram, İki Farklı Anlam
Son günlerde sıkça duyduğumuz iki kavram var:
12 Aralık Dünya Bingöllüler Günü veİstanbul’da düzenlenen Bingöl Tanıtım Günleri.
Ne yazık ki bu iki kavram, aynı potada eritilerek hem anlamlarını hem de ruhlarını kaybetme noktasına sürükleniyor.
Oysa baştan net söylemek gerekir:
Bunlar aynı şey değildir.
Dünya Bingöllüler Günü, bir aidiyet günüdür.
Bir hatırlama, bir sahiplenme, bir vicdan günüdür.
Bingöl’ün sadece bir coğrafya değil; kültürüyle, diliyle, acılarıyla ve umutlarıyla yaşayan bir kimlik olduğunu hatırlatma günüdür.
Tanıtım günleri ise başka bir şeydir.
Doğru yapıldığında bir şehrin değerlerini vitrine çıkarır.
Yanlış yapıldığında ise o şehri bir siyasi broşüre, bir menfaat sahnesine, bir fotoğraf karesine indirger.
Sorun da tam olarak burada başlıyor.
Tanıtım Adı Altında Ayrışma
İstanbul’da faaliyet yürüten bazı Bingöl dernekleri, ne yazık ki bu etkinlikleri Bingöl’ü tanıtmak için değil, kendilerini konumlandırmak için kullanıyor.
Kimi siyasetle yakın durmanın,
kimi bürokrasiyle fotoğraf vermenin,
kimi de “biz yaptık” demenin hesabında…
Birlik ve beraberlik söylemleri havada uçuşurken, pratikte olan şudur:
Bingöl birleştirilmiyor, bölünüyor.
Aynı şehir adına düzenlenen etkinlikler bile ortak akılla yapılamıyor.
Aynı gün, aynı mekân, aynı isim…
Ama farklı ajandalar, farklı hesaplar, farklı çıkarlar.
Bingöl Kimsenin Arka Bahçesi Değildir
Bingöl;
hiçbir derneğin,
hiçbir grubun,
hiçbir siyasi yapının arka bahçesi değildir.
Bingöl’ün adı üzerinden güç devşirmek,
temsil yetkisini kimsenin vermediği bir özgüvenle konuşmak,
şehrin gerçek sorunlarını halının altına süpürüp “tanıtım yaptık” demek;
Bingöl’e hizmet değildir.
Eğer gerçekten tanıtım yapılacaksa;
Göç konuşulmalıdır,
İşsizlik konuşulmalıdır,
Eğitim konuşulmalıdır,
Deprem gerçeği konuşulmalıdır,
Altyapı konuşulmalıdır.
Sadece halayla, kadayıfla, stantla şehir tanıtılmaz.
Şehir samimiyetle tanıtılır.
Bir Gün Aidiyettir, Bir Etkinlik Araçtır
12 Aralık Dünya Bingöllüler Günü’nü;
siyasi hesaplardan,
dernek rekabetlerinden,
Kişisel vitrinlerden ayrı tutmak zorundayız. Ve yeri Bingöl’dür.
O gün,
“Ben Bingöllüyüm” demenin karşılıksız olduğu bir gündür.
Ne makam ister,
ne kürsü,
ne protokol…
Tanıtım günleri ise bir araçtır.
Ama araç, amaç hâline gelirse;
şehir kaybolur, isim kalır.
Son Söz Yerine
Bingöl’ü gerçekten seviyorsak;
onu sloganlarla değil,
fotoğraflarla değil,
menfaatlerle hiç değil…
Adaletle, samimiyetle ve ortak akılla sevmek zorundayız.
Aksi hâlde;bir günümüz olur,ama birliğimiz olmaz.
Sürç-i lisan ettiysek affola…
Selam ve dua ile.