DEM Parti Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, Meclis genel kurulunda yaptığı konuşmada, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçelerini eleştirdi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde çok önemli kurumların bulunduğunu ifade eden Hülakü, “Maalesef bütçe tahsislerine baktığımızda halktan toplanan vergilerin ülkemizde yaşayan tüm hakların kültürlerine eşit bir şekilde harcanmadığını görüyoruz. Tekçi zihniyetin ve asimilasyoncu yaklaşımın birçok alanda olduğu gibi Kültür Bakanlığı bünyesinde de somutlaştığını görüyoruz. Kürt’ten, Alevi'den, Arap’tan bir cümle halklardan toplanan vergilerle Türkçülük propagandası dünyaya taşınıyor. AKP-MHP iktidarı nasıl dünyanın neresinde bir Kürt kazanımı varsa, karşı çıkıp engelliyorsa aynı şekilde sadece Türk etnisitesi olan değerleri “ülkemizin değerleri” diye tanıtıyor. Hâlbuki bu ülkede milyonlarca Kürt var, Alevi var, Arap var. Anadolu ve Mezopotamya halklar ve inançlar bahçesi gibi, bu güzelliği teklemeye kimin hakkı vardır?” dedi.
“ASGARİ ÜCRET AÇLIK SINIRININ ALTINDA KALIYOR”
Hülakü, şunları söyledi; “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesine bakacak olursak aslında bu bütçe işsizlik, sosyal güvencesizlik ve kayıt dışı bütçesizliktir. Ülkede sigortasız çalışan sayısı hâlâ 10 milyon kişinin üzerindedir. Bu bütçe, işçinin, emekçinin, yoksulun değil, rantın ve sermayeye teşvikin bütçesidir. İşçilerin primleriyle biriken İşsizlik Sigortası Fonu işsiz kaldıklarında onlara verilmiyor. İşsizlerin yüzde 85'i işsizlik sigortası almazken, fondan yapılan harcamaların yüzde 85'i işverenlere teşvik olarak ödeniyor, bunun adı yoksuldan alıp zengine vermektir, bunun adı soygunculuktur.
Bu bütçeye göre, işçiye verilecek günlük asgari ücret 20 dolar bile olmayacaktı. İktidar, toplumun en mahrum ve muhtaç kesimlerine açlıkla terbiye politikasında ısrar ediyor. Açlık ve yoksulluk sınırları katlanarak artarken asgari ücret hep açlık sınırının altında kalıyor. Çalışma Bakanlığının vebalini açıkça taşıdığı 2 önemli başlığı da ifade etmek istiyorum. İlki, bu ülkede her gün en az 6 kişi sabah işe gidiyor ama akşam evine cenazeleri dönüyor. Her gün ölenlerin isimlerini ve tespit edilirse iş yerleri İSİG Meclisi tarafından açıklanıyor ama Bakanlıktan yine ses yok, tedbir alınmadığı ve sorumlular yaptırımsız kaldığı için her yıl binlerce emekçi iş yerlerinde ranta kurban ediliyor. İşsizlik güvencesi, yoksulluk sarmalında AKP iktidarı döneminde 15 binden fazla insanın iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini biliyoruz. Diğer bir haksızlık rejimi ise, KHK düzeninin mağdur ettiği ihraçlardır. Faşizmin koşullarında keyfî bir şekilde işten atılan 152 bin kişi tam sekiz yıldır komisyon ve mahkemelerde olmayan adaleti bekliyor. Türkiye, faşizm koşullarından çıkmak istiyorsa önce bu özel yetkili mahkeme düzenine son vermelidir. 30'dan fazla KHK'li öldükten sonra işine mahkeme kararıyla iade edilmiş durumdadır. Dünya tarihinde örneği az görülen bu hukuksuzluk AKP-MHP imzasıyla devam ettirilmektedir. İhraç birisine, ailesine ve çevresine o kişi öldükten sonra “pardon” demektir. İşe iade etmek nasıl bir adalettir? Binlerce KHK’li bu adaletsizliğin sonucunda, bu zulmün altında, AİHM ve AYM’e kararlarına rağmen bekletiliyor.”
(Haber Merkezi)
“Asgari ücret açlık sınırının altında kalıyor”
Meclis genel kurulunda konuşan Hülakü, “açlık ve yoksulluk sınırları katlanarak artarken asgari ücret hep açlık sınırının altında kalıyor” dedi.
Bunlar da ilginizi çekebilir