Bingöl’de eğitim emekçilerini ilgilendiren banka promosyon ihalesine ilişkin tartışmalar sürerken, Eğitim-Sen Bingöl Şubesi basın açıklaması yaptı. Şube Başkanı Murat Korlaelçi, ihalenin akamete uğramasının yalnızca bugüne ait bir sorun olmadığını belirterek sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bingöl’de Dilenci Operasyonu
Bingöl’de Dilenci Operasyonu
İçeriği Görüntüle

Bingöl Eğitim-Sen Şube Başkanı Murat Korlaelçi, eğitim emekçilerinin yaşadığı mağduriyetin yeni olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bingöl’de promosyon ihalesinde yaşanan başarısızlığı yalnızca bugüne indirgemek büyük bir yanılgıdır. Asıl mesele, 3 yıl önce eğitim emekçilerini en düşük teklife mahkûm eden anlayışta aranmalıdır. O gün sergilenen teslimiyetçi tutum, bugün ortaya çıkan tablonun temelini atmıştır. Bu tablo, MEB camiasının Bingöl’de nasıl bir acziyetin içine sürüklendiğinin açık göstergesidir. Bingöl İl MEM’in bu süreçteki rolü neden ısrarla görmezden geliniyor? Üniversite promosyon ihalesinin yapılacağı biliniyordu. İhalede görevli yöneticilerin uyarıları ortadayken, bu uyarılar dikkate alınmadan süreç işletildi. Sonuç: ihale fiilen akamete uğradı. Üstelik Ziraat Bankası’nın ihaleden çekilebileceği ihtimali kulis dedikodusu değil, güçlü bir olasılıktı. İl MEM yetkililerinin bunu öngörememesi ya da görmezden gelmesi ciddi bir yönetim zaafıdır.”

10 Mart’ta yeniden ihale yapılacak

“10 Mart’ta yeniden ihale yapılacak. Ancak geçmişteki hatalar ortadayken, gerçekçi olmayan beklentiler oluşturmak emekçiyi bir kez daha hayal kırıklığına sürüklemekten başka bir işe yaramaz. Sorunun bir diğer boyutu ise memurun yıllardır toplu sözleşme masasında nasıl “satıldığıdır”. 20 yıldır kamu emekçisi, göstermelik pazarlıklarla %3-5’lik artışlara razı edildi. Masada yetkili olan sendika, hükümetle uyumlu bir çizgide hareket ederek gerçek bir mücadele yürütmek yerine imza makamı oldu. Aralık ayında enflasyonun maaşlara yansıması 0.80 olarak gösterilirken, Ocak ayında açıklanan %4.85’lik enflasyon karşısında sergilenen sessizlik bunun en açık örneğidir. Emekçinin alım gücü sistematik biçimde eritilirken, masada güçlü bir itiraz yükselmemiştir.”

Eğitim emekçileri yoksulluk sınırında

“Bugün eğitim emekçileri insani yaşam standartlarının altında, yoksulluk sınırında hayat mücadelesi veriyor. Bu tablo tesadüf değildir; örgütsüzlüğün, teslimiyetçi sendikal anlayışın ve siyasi angajmanların sonucudur. Bankalar ise Türkiye’de en kârlı sektörlerin başında geliyor. Vahşi kapitalist sermaye mantığında ahlaki sorumluluk değil, maksimum kâr esastır. Bankalar için promosyon anlaşmaları bir “sosyal sorumluluk” değil, maliyet–kazanç hesabıdır. Vatandaşı kredi kartı faizleriyle, tüketici kredileriyle, masraf kalemleriyle sömüren bir finans düzeninden gönüllü fedakârlık beklemek gerçekçi değildir.”

Gerçek değişim için mücadele çağrısı

“Kapitalist sistemin doğasında, kârın sınırı yoktur; ahlaki sınırlar ise çoğu zaman yok sayılır. Bu nedenle sorumluluğu yalnızca bankalara yüklemek eksiktir. Asıl mesele, emekçinin pazarlık gücünü etkili kullanamamasıdır. Eğer bankalar için promosyon anlaşmaları kârlıysa, emekçiler de örgütlü biçimde boykot ve tercih gücünü kullanarak denge kurabilir. Bankalar kâr odaklıysa, emekçi de kolektif gücünü ortaya koymalıdır. Bugün yaşananların başlıca sorumlusu; yıllardır emekçiyi masada zayıf bırakan sendikal anlayış ve onunla paralel hareket eden yerel yöneticilerdir. Gerçek bir değişim ancak şeffaflık, hesap verebilirlik ve mücadeleci bir sendikal duruşla mümkündür. Aksi halde her ihale, bir öncekinin tekrarından ibaret olacaktır.”

HABER MERKEZİ