Bingöl İslami Kardeşlik ve Dayanışma Platformu tarafından düzenlenen basın açıklamasında, Filistinli tutsaklara idam yasası protesto edilerek siyonist İsrail ve ABD sloganlar eşliğinde kınandı.
Kent Meydanı’nda bugün saat 13.00’de düzenlenen kitlesel basın açıklamasında, siyonist işgal rejiminin ‘idam yasası’na karşı Kudüs, Mescit-i Aksa ve adalet çağrısı yapıldı. Kent Meydanı’nda toplanan yüzlerce kişi,
açtıkları pankartlar ve sloganlar eşliğinde siyanist İsrail ve ABD’nin Gazze’deki insanlık dışı uygulamalarını protesto etti.
Platform adına basın açıklamasını okuyan İbrahim Dağılma, Filistin halkının özgür, onurlu ve güvenli bir yaşam sürdüğü; Kudüs’ün barış ve adaletle anıldığı bir gelecek için mücadele edilmesinin tüm insanlığın ortak görevi olduğunu belirterek siyonist İsrail’in ‘idam yasası’nın Filistinli esirlerin hayatını doğrudan tehdit eden
son derece tehlikeli bir adım olduğunu söyledi. Basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: “Bugün burada, insanlık onurunun ayaklar altına alındığı, hukukun bir intikam, işgal, yıkım ve katliam aracına dönüştürüldüğü karanlık, vahşi ve rezil bir sürece karşı sesimizi yükseltmek için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Kudüs’ün, Mescid-i Aksa’nın ve Filistin topraklarının özgürlüğü için büyük bedeller ödeyen Filistin halkını selamlıyoruz. Mısır’dan Suriye’ye, Türkiye’den Pakistan’a, İran’dan Lübnan’a, Yemen’den Afganistan’a ve dünyanın her karış toprağında mazlumların safında yer alan herkesi hürmetle selamlıyoruz.
İDAM YASASI, İNSANLIK SUÇU NİTELİĞİNDEDİR!
Yarım asırdan bu yana onbinlerce Filistinli kardeşimiz, hiçbir zaman bir adil yargılama sürecine tabi tutulmadan zindanlarda esir edilmiş, işkencenin en ağır biçimlerine maruz kalmıştır. Geldiğimiz ana kadar ‘idari tutukluluk’ adı altında sürdürülen bu uygulamalarla siyonist çete uluslararası hukuku ve insanlık kazanımları hiçe saymaktadır. Siyonist çete ve Epstein rezilleri bugün, bu zulmü yeni bir aşamaya taşımıştır. 30 Mart 2026 tarihi itibarıyla İsrail parlamentosu Knesset tarafından sözüm ona bir yasa kabul edildi: İdam Yasası!
Bu, Filistinli esirlerin hayatını doğrudan tehdit eden, son derece tehlikeli bir adımdır.
Bu meşum ve zalim düzenleme bir hukuk ve yasal düzenlemesi değildir; tam aksine bir izzetli Filistin halkının iradesini kırmaya, direnişini bastırmaya ve korku iklimi oluşturmaya yönelik sistematik bir girişimdir. Askeri mahkemelere geniş yetkiler tanıyarak idam kararlarının önünün açılması; başta Birleşmiş Milletler sözleşmeleri olmak üzere, evrensel hukuk ilkeleriyle açık bir çelişki teşkil etmektedir. Gerçi siyonist vahşilerin hukuk, vicdan ve insanlık diye bir derdi de yoktur; çünkü onlar ayetin diliyle iman edenlere düşmanlık noktasında onlar insanların en şeditleridir. Bu karar, insanlığa, vicdana ve fıtrata karşı işlenmiş açık bir suç niteliği taşımaktadır. Böyle bir karar ve kararın uygulanması bölgede zaten derin olan yaraları, bölgeyi saran çatışma ortamını daha da ağırlaştırma riski barındırmaktadır.
SİYONİST ÇETE VE BÜYÜK ŞEYTAN ABD, İNSANLIĞA DAİR TÜM DEĞERLERİ ÇİĞNEMEKTEDİR
Öte yandan Gazze’de, Kudüs’te ve çevresinde yaşananlar; İran, Lübnan ve başka coğrafyalarda yeni Gazze’ler oluşturma girişimi zulmün sadece yıkılan şehirler, yakılan yerleşim alanları, tahrip edilen imkânlar, rastgele hedef alınan evler, hastaneler, okullar ve sivil yerleşim alanları; katledilen kadınlar, çocuklar ve masum insanlarla sınırlı olmadığını göstermektedir. Zulüm, bir yandan cezaevlerinde zindanların karanlık dehlizlerinde de bütün acımasızlığıyla kol gezmektedir. Kısacası Siyonist çete büyük şeytan ABD ile insanlığa dair tüm değerler gözler önünde çiğnenmektedir. Bununla beraber onurlu bir duruşun, izzetli bir direnişin ve tavizsiz bir karşı koyuşun düşmanı nasıl rezil ettiği, düşmana nasıl zarar verdiği ve onlara korku saldığı da görülmektedir. Mescid-i Aksa, uzun süreden beri tam 40 gün ibadete kapalı kaldı ve ciddi kısıtlamalarla karşı karşıya kaldı. İbadet özgürlüğüne yönelik engellemeler beraber yaşanan her türlü hak ihlali, küresel ölçekte bir sorumluluğu beraberinde getirmektedir.
BU ZULÜMLERE SESSİZ KALMAK, İNSANLIK DEĞERLERİNE İHANETTİR!
Mescid-i Aksa’mız dün itibarıyla tekrar ibadete açıldı; ama biz Mescid-i Aksa, özgürleşeceği ana kadar çabamızdan, mücadelemizden vazgeçmemeliyiz, vazgeçmeyeceğiz. Bugün bu zulümlere sessiz kalmak; yalnızca bir coğrafyaya değil, insanlık değerlerine karşı bir ihanet demektir. Adaletin, hukukun ve insan onurunun korunması için artık ortak ve kararlı bir irade ortaya konulmalıdır. Buradan tüm Müslüman ülke idarecilerine, uluslararası topluma ve vicdan sahibi insanlara çağrımızdır: Filistinli esirlere yönelik idam uygulamalarına karşı etkili bir duruş sergilenmelidir. Uluslararası hukuk mekanizmaları etkin şekilde işletilmeli, ihlaller karşısında somut ve müdahaleci adımlar atılmalıdır. Sivil halkın korunması, tüm siyasi hesap ve menfaatlerinin üzerinde tutulmalıdır. İbadet özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar sona erdirilmeli, kutsal mekânlara erişim güvence altına alınmalıdır. İnsani krizin hafifletilmesi için yardım ve destek mekanizmaları güçlendirilmelidir. Gerilimi artıran değil, barışı ve adaleti tesis eden politikalar hayata geçirilmelidir.
Bizler inanıyoruz ki zulüm ebedi değildir. Ancak adaletin tecelli etmesi, insanlığın ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmesine bağlıdır. Filistin halkının özgür, onurlu ve güvenli bir yaşam sürdüğü; Kudüs’ün barış ve adaletle anıldığı bir gelecek için mücadele etmek tüm insanlığın ortak görevidir. Zulüm kalıcı değildir. Adalet mutlaka yerini bulacaktır. Filistin, Gazze ve tüm bileşenleriyle ümmet asla yalnız değildir.”
Siyonist İsrail ve ABD’yi sloganlar eşliğinde protesto edildiği basın açıklamasının ardından Filistin ve dünyanın farklı coğrafyalarında insanlık dışı uygulamalara ve saldırılara maruz kalan mazlumlar için topluca dua edildi.
HABER MERKEZİ