Son dönemde okullarda yaşanan olayların ardından çocukların oynadığı dijital oyunlar yeniden tartışma konusu oldu. Özellikle şiddet içerikli oyunların çocuk davranışları üzerindeki etkisi kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, konuyla ilgili uzman görüşleri de merak ediliyor. Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) bünyesinde görev yapan Klinik Psikolog Şeyma Meryem Yıldırım, çocukların dijital oyun kullanımı, olası riskler ve ailelerin dikkat etmesi gereken noktalara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Yıldırım, Bingöl Kent Haber’e özel değerlendirmelerde bulunarak anne ve babaları bu konuda dikkatli olmaları yönünde uyardı.
Dijital oyunların çocukların psikolojik ve sosyal gelişimine etkileri nelerdir?
Dijital oyunlar kontrolsüz kullanıldığında çocukların psikolojik ve sosyal gelişimi üzerinde ciddi riskler oluşturabilmektedir. Dijital oyunlar, uygun içerik ve sınırlı süreyle kullanıldığında dikkat, problem çözme ve koordinasyon becerilerine katkı sağlayabilir. Ancak kontrolsüz kullanımda çocukların zihinsel olarak sürekli ekranla meşgul olması, duygusal düzenleme güçlükleri, sabırsızlık ve öfke artışı gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Sosyal açıdan ise yüz yüze iletişimin azalması, akran ilişkilerinin zayıflaması ve yalnızlaşma görülebilir. Bu noktada belirleyici olan yalnızca oyun değil, çocuğun ekranla kurduğu ilişkinin niteliğidir.
Şiddet içerikli oyunlarla çocuk davranışları arasında doğrudan bir ilişki var mı?
Şiddet içerikli dijital oyunlar ile çocukların davranışları arasında doğrudan ve tek yönlü bir neden-sonuç ilişkisi kurmak bilimsel olarak doğru değildir. Ancak bu, hiçbir etkisi olmadığı anlamına da gelmez. Özellikle yoğun ve kontrolsüz kullanımda, çocukların duyarsızlaşma, öfke kontrolünde zorlanma ve problem çözmede şiddeti bir seçenek olarak görme eğilimlerinin artabilir. Asıl belirleyici olan, oyunun kendisinden çok çocuğun oyunla kurduğu ilişki ve içinde bulunduğu yaşam koşullarıdır. Aynı oyunu oynayan her çocukta aynı davranışların görülmemesi de bunu gösterir. Aile içi iletişim, çocuğun duygusal ihtiyaçlarının karşılanma düzeyi, sınırlar ve ekran kullanım süresi bu süreci doğrudan etkiler. Bir davranışın sorun haline gelip gelmediğini belirleyen şey sadece içerik değil; kullanım sıklığı, süresi, işlevi ve sonuçlarıdır. Bu nedenle en sağlıklı yaklaşım, teknolojiyi tamamen yasaklamak değil, çocuğun ne oynadığını bilmek, birlikte değerlendirmek ve yaşına uygun, denetimli ve dengeli bir kullanım sağlamaktır.
Son dönemde yaşanan okul olayları sonrası oyunların suçlanması ne kadar doğru bir yaklaşım?
Son dönemde yaşanan okul olaylarının ardından dijital oyunların tek başına sorumlu tutulması, meseleyi açıklamak için yetersiz ve yanıltıcı bir yaklaşım olur. Çünkü çocuk ve ergen davranışları tek bir etkene bağlı olarak gelişmez. Çocuk ve ergen davranışları aile içi iletişim sorunları, ihmal ya da travma öyküsü, akran ilişkileri, duygu düzenleme becerileri gibi birçok etken tarafından şekillenir. Dijital oyunlar bazı durumlarda tetikleyici olabilir ancak tek başına belirleyici değildir. Çocukların duygusal ihtiyaçlarını görmek, okul-aile iş birliğini güçlendirmek ve erken risk belirtilerini fark etmek oldukça önemli. Suçlu aramak yerine koruyucu yaklaşım geliştirmek daha sağlıklı bir yaklaşım olur.
Aileler çocukların oyun kullanımını nasıl dengelemeli? Yasaklamak mı yoksa kontrollü kullanım mı daha sağlıklı?
Kesin yasaklar çoğu zaman çocukta direnç oluşturur ve çocuk gizli kullanıma yönelebilir. Bu nedenle daha sağlıklı olan yaklaşım kontrollü ve bilinçli kullanımdır. Öncelikle çocuğun yaşına uygun süre belirlenmeli, oyun saatleri planlanmalı ve ders, uyku, yemek gibi günlük düzenler korunmalıdır. Ailelerin çocuğun oynadığı oyunu tanıması, zaman zaman birlikte incelemesi çok kıymetlidir. Ayrıca ekran dışı alternatifler sunulmalıdır. Spor, arkadaş buluşmaları, sanat etkinlikleri, ailece geçirilen zaman çocuk için güçlü dengeleyicilerdir. Çocuk boşlukta kalırsa ekrana yönelir ve bağımlılık, boşluktan beslenir.
Oyun bağımlılığı hangi noktada ciddi bir sorun haline gelir ve belirtileri nelerdir?
Oyun bağımlılığı, kişinin yalnızca ekran başında geçirdiği süreyle değil; oyunun hayatının merkezine yerleşmesiyle ciddi bir sorun haline gelir. En temel belirleyicilerden biri, kişinin ekran karşısında olmasa bile zihninin sürekli oyunla meşgul olması, yani sürekli oyunu düşünmesidir.
İkinci önemli nokta, günlük işlevsellikte bozulmadır. Yani ders başarısının düşmesi, sosyal ilişkilerin zayıflaması, aile içi çatışmaların artması ve kişinin uyku, beslenme, hareket gibi temel ihtiyaçlarını ihmal etmesiyle kendini gösterebilir.
Bir diğer belirleyici nokta ise kontrol kaybıdır. Kişi “ekran süremi azaltmam gerekiyor” diye düşünmesine rağmen bunu gerçekleştiremiyorsa ve kullanımını kontrol etmekte zorlanıyorsa, bu durum bağımlılığın en önemli göstergelerinden biridir. Bunlara ek olarak; ani duygu dalgalanmaları, öfke, odaklanma sorunları, sosyal çevrede değişim, içe kapanma ve huzursuzluk gibi belirtiler de sıkça görülür. Bu belirtiler bir arada ve belirgin bir değişim şeklinde ortaya çıkıyorsa dikkat edilmesi gerekir. Bu tür durumlarda erken farkındalık ve gerektiğinde profesyonel destek almak oldukça önemlidir. Bu noktada, YEDAM ücretsiz ve gizlilik esaslı danışmanlık hizmeti sunmaktadır.
Çevrim içi oyunlarda sohbet ve etkileşimlerin çocuklar açısından taşıdığı riskler nelerdir?
Çevrim içi oyunlarda çocuklar dünyanın her yerinden insanlarla iletişim kurabiliyor. Bu bazen sosyal etkileşim gibi görünse de bazı riskler taşıyor. Kimliği belirsiz kişilerle konuşma, kişisel bilgilerin paylaşılması, kandırılma, manipülasyon, siber zorbalık, küfür ve tehdit diliyle karşılaşma bunların başında geliyor. Bazı çocuklar oyun içindeki baskı nedeniyle para harcamaya ya da sürekli çevrim içi kalmaya da zorlanabiliyor. Bu nedenle ailelerin çocukla güven temelli iletişim kurması çok önemli. “Başına bir şey gelirse bana anlatabilirsin” mesajı verilmelidir. Denetim kadar açık iletişim de koruyucudur.
Çocukları korumak için ailelerin alabileceği en etkili önlemler nelerdir?
Öncelikle teknoloji ve ekran tek başına zararlı değildir. Çocuklar teknolojiyle öğrenebilir, araştırabilir ve iletişim kurabilir. Burada belirleyici olan, kullanımın amacı ve süresidir. Kontrolsüz ve amaçsız kullanım risk oluştururken; eğitim, gelişim ve dengeli eğlence amacıyla kullanım fayda sağlayabilir. Bu noktada en önemli unsur ebeveyn rehberliğidir. Ailelerin çocukların oynadığı oyunları ve maruz kaldığı içerikleri bilmesi, yaşa uygun süre sınırları koyması ve ekran kullanımını denetlemesi gerekir. Yasaklayıcı değil, yol gösterici bir yaklaşım daha sağlıklıdır. Çocuğun hayatında sosyal ilişkileri, ders başarısı, okul süreçleri ve aile ilişkileri dengeli ilerlediğinde, genellikle ekran çocuğun hayatının merkezine yerleşmez. Bu nedenle hedef, ekranı tamamen ortadan kaldırmak değil, hayatla uyumlu ve sağlıklı bir denge kurabilmektir.
ÖZEL HABER: HASRET DAYANIR