Bir çocuğun ilk kez yalan söylediğini fark ettiğiniz anı düşünün. Çoğu yetişkin o anda “Bunu nerden öğrendi?” diye sorar. Aslında cevap çoğu zaman çok uzağımızda değildir. Çocuklar iyiyi ve kötüyü kitaplardan ya da kurallardan önce insanlardan öğrenir. Hayatlarının ilk yıllarında doğru ve yanlışının ne olduğuna dair ölçütleri, en çok güvendikleri kişilerden yani anne ve babalarından alırlar. Bu yüzden psikolojide aile, çocuğun ilk ahlak okulu olarak görülür.(Çocuk Gelişim Modülü, MEB).

Küçük bir çocuk için iyi davranış çoğu zaman sevilmekle, kötü davranış ise azarlanmakla ilişkilidir. Yani mesele henüz vicdan değildir; ilişkidir. Gelişim kuramları da bunu söyler: Çocuklar başlangıçta davranışları sonuçlarına göre değerlendirir. Ceza varsa kötü, ödül varsa iyidir (Kohlberg)

Bingöl’de kış akşamlarını düşünün. Sobanın yandığı bir ev, yerde serili halı, çayın buharı… Kapı çalıyor. Komşu kadın içeri giriyor ve yanında üşümüş bir çocuk var. Ev sahibi kadın hiç tereddüt etmeden çocuğun montunu çıkarıyor, sobanın yanına oturtuyor, eline sıcak bir bardak çay veriyor. Evdeki küçük çocuk ise olanı biteni sessizce izliyor. Kimse ona “iyilik yapmalısın” demiyor. Ama o an iyiliğin nasıl bir şey olduğunu görüyor.

Çocuk merhameti çoğu zaman böyle sahnelerde öğrenir: Söylenmeden yapılan davranışlarda. Çünkü iyilik en güçlü hâliyle anlatıldığında değil, yaşandığında anlaşılır.

Ama büyüdükçe bir şey değişir. Çocuk artık yalnızca kurala uymayı değil, kuralın neden var olduğunu merak etmeye başlar. Bir arkadaşını üzmenin neden yanlış olduğunu anlamaya, adalet duygusunu hissetmeye başlar. Piaget’nin anlattığı gibi, ahlak dıştan gelen bir zorunluluktan içten gelen bir anlayışa dönüşür. Bu dönüşümün en sessiz öğretmeni ise yine çevredir. Çocuklar söyleyeni değil, yapılanı kaydeder. Bir büyüğün pazarda sıraya saygı göstermesi, komşusuna yardım etmesi ya da bir hata yaptığında özür dilemesi…

Bunların hepsi çocuğun zihninde iyi ve kötünün haritasını çizer. Bandura’nın dediği gibi, çocuk gözlemleyerek öğrenir. Bu yüzden çocuklara iyiliği öğretmek çoğu zaman anlatmakla değil, yaşamakla ilgilidir. Birine saygıyla davranılan, hatalarını kabul edildiği, adaletin önemsendiği bir ortamda büyüyen çocuk, iyiliğin ne olduğunu zaten görerek öğrenir.

Sonunda ahlak, kuralları ezberlemekten çok daha fazlasına dönüşür:

Kimse bakmazken de doğruyu seçebilmek. Başkasının acısını hissedebilmek. Güçlü olanın değil, haklı olanın yanında durabilmek. Belki de bir çocuğa verilebilecek en gerçek ahlak eğitimi, ona sürekli iyiliği anlatmak değil; iyiliğin yaşandığı bir hayatı göstermektir.

KAYNAKÇA

MEB. Çocuk Gelişim Modülleri.

Kohlberg, L Moral Development.

Piaget, J. The Moral Judgment of the Child

Bandura, A. Social Learning Theory

Hafta Sonu Bingöl’de Kar Var Mı?
Hafta Sonu Bingöl’de Kar Var Mı?
İçeriği Görüntüle

Not: Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Okul Öncesi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı Topluma Hizmet dersi kapsamında Dr. Öğretim Üyesi Gülçin Bilgener rehberliğinde hazırlanmıştır.