Bingöl
12 Haziran, 2024, Çarşamba
  • DOLAR
    32.32
  • EURO
    35.09
  • ALTIN
    2415.5
  • BIST
    10208.13
  • BTC
    69761.89$

Bingöl Afet Risk Azaltma Raporu Hazırlandı (TAM METİN)


Bingöl Afet Risk Azaltma Raporu Hazırlandı (TAM METİN)

TMMOB Bingöl İl Koordinasyon Kurulu tarafından ‘Bingöl Afet Risk Azaltma Raporu’ hazırlanarak ilgili kurumlara gönderildi.

Yaşanabilecek deprem öncesi, deprem anı ve sonrası müdahale süreçlerinin aksaksız bir şekilde yönetilebilmesi amacıyla hazırlanan ve 83 maddeden oluşan raporda, Bingöl’ün afete karşı dirençli bir kent haline getirilmesi gerektiği vurgulandı.

Bingöl Afet Risk Azaltma Raporu, şu maddelerden oluştu:

“Afet süreçlerine yönelik genel önerilerimiz;

1-Tüm medya organlarında afet güvenliği yayınlarının yapılması zorunlu hale getirilmelidir.

2-Okullarda afet güvenliği etkinliklerinin arttırılması gerekmektedir.

-3-Deprem esnasında ve sonrasında oluşabilecek kaos durumuna karşı bilinçlendirme programlarının hazırlanması ve uygulanması gerekmektedir.

4-Olası bir deprem sonucunda yangın meydana gelmesi durumunda ne yapılacağı konusu ile ilgili deprem senaryoları ve eylem planları yapılmalıdır. Yangın söndürme araçları modernize edilmelidir. Olası yangın anının simülasyonu ile o alana en kısa yoldan nasıl ulaşılabileceği (karadan, havadan, v.b.) önceden belirlenmelidir.

5-Bingöl İlinde ve tüm ülkede deprem öncesinde, anında ve sonrasında neler yapılması konusunda halk bilinçlendirilmeli, deprem anında halkın önceden belirlenen "Toplanma Alanları"na ulaşımları konusunda planlama yapılmalı ve altyapı hazırlıkları tamamlanmalıdır. Toplanma alanları ile ilgili Billboardlar gibi bilgilendirme yolları kullanılmalıdır.

OLASI BİR DEPREM DURUMUNDA YAPILMASI GEREKENLER İÇİN ÖNERİLERİMİZ;

1.Sivil toplum örgütleri ile kamu hizmetlerinin tam ve eksiksiz koordinasyonunu sağlamak için dayanışma mekanizmaları oluşturulmalıdır.

2.Yıkım ihbar akışı ve arama-kurtarma çalışmalarının ilerlemesi başta olmak üzere tüm çalışmaların aksaklığa uğramaması için seyyar baz istasyonları gibi önlemlerle iletişim imkanının düzenli sağlanması gereklidir.

3.Başta AFAD, AKUT olmak üzere kamunun ve arama-kurtarma çalışması için kurulan gönüllü derneklerin tüm personellerinin iş makineleri ve ekipmanlarıyla birlikte gelecek ihbarlara göre dağılımının sağlanması gereklidir. Afetzedelere sağlıklı ilk yardım ve kurtarma için, modern araç ve gereçler ile donatılmış afet sağlık ve kurtarma ekipleri oluşturulmalıdır.

4.Deprem bölgesinde ya da yakın konumlarda bulunan inşaat şirketleri ile maden ocakları faaliyetleri durdurularak teknik personeller dâhil olmak üzere insan gücü emekçileri ile iş makineleri ve ekipmanlarının tümünün bölgeye sevki sağlanmalıdır.

5.Mevsimsel koşullardan dolayı karayolu ile ulaşılamayan yerleşim birimlerinden yıkım ihbarı alınıyorsa bu bölgeye hava yoluyla arama-kurtarma ve yardım ekiplerinin dağıtımı sağlanmalıdır.

6.İhtiyacın tespiti durumunda insan dışındaki canlıları da kapsayacak ilave kurtarma ekipleri oluşturulmalıdır. Ayrıca bu konuda inisiyatif alan sivil ekiplerin çalışmaları kolaylaştırılmalı ve desteklenmelidir.

7.Arama kurtarma çalışmaları için koordinasyon sağlandıktan sonra içme suyu, gıda, yaşa-cinsiyete göre kişisel ihtiyaçların karşılanabilmesi için çalışmalar başlatılmalıdır. Yerleşim yerlerinin ihtiyacına göre seyyar WC’ler yerleştirilmelidir. Bu çalışmaların tümü ayrımcılıktan muaf, tam bir kapsayıcılık ile sürdürülmelidir.

8.Bölgedeki insan dışındaki tüm canlıların da beslenme ihtiyaçları giderilmelidir.

9.Başta bölgedeki güvenli yapılar olmak üzere gerek varsa yakın civardaki güvenli otel, misafirhane, okul, yurt, ibadethaneler ve spor salonları gibi yerlerin geçici konaklama için ücretsiz veya kamu kaynakları kullanılarak hazırlanarak hizmete açılması gerekmektedir.

10.Belediyede Acil durum Afet Müdahale birimi kurulmalı ve koordine edilmeli.

11.Yatak odaları düşebilir ve kırılabilir eşyalardan arındırılmalı, yataklar pencerelerden uzaklaştırılmalı. Konutlardaki tesisat, deprem ve yangın gibi tehlikeler için sık aralıklarla kontrol edilmeli, ağır ve devrilebilir eşyalar duvarlara, tavana ve tabana sabitlenmelidir.

-İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRMELER-

1-İl genelinde yapı stoku envanteri çıkarılıp, yapı stokunun durumu belirlenmeli kademeli değerlendirme yöntemlerini kullanılarak makul/sürdürülebilir/yönetilebilir bir yaklaşım düşünülmelidir.

2-2003 öncesi yapılan yapılar öncelik belirtilerek riskli alanlar belirlenip dönüşümü sağlanmalı, 2003 öncesi yapılardan aldığımız beton numuneleri standartların altında olması, demirlerin nervürsüz olması ve teknik olarak hizmet görmediği için riskli yapılar arasında yer almaktadır, bu yapılar ivedilikle dönüşümü sağlanmalıdır.

3-Kentsel dönüşüm kapsamında yapılarını dönüştürmek isteyen vatandaşlara destekler sağlanmalı, günümüz koşullarında yapı maliyetlerinin artması sebebiyle 6036 sayılı kanunda belirtilen desteklerin yetersiz kaldığı aşikâr bu yüzden devlet tarından yapım aşamasında vatandaşa dönemin koşullarını da gözetilerek destekler sunulmalı.

4-Yamaclarda yapılan yapılar zemin etüt raporlarıyla birlikte değerlendirilip analizler yapılmalı. İlimizde özellikle genç caddesi. Kültür caddesi ve Gültepe Sokak üzerinde yapılan yapılar bu analizler eşiğinde dönüşümü sağlanmalı.

5-İl müftülüğüne bağlı olarak yapılan camiler ve mineralleri statik olarak çözümlemeler yapılmadan kesinlikle yapımına izin verilmemeli ve yapımı biten minarelerin yapılmadan önce statik hesap yapılıp yapılmadığı kontrol edilmeli, hesap yapılmadan yapılan minareler olası bir depremde çevresindeki yapılara zarar verebilme durumu göz ününde bulundurularak müdahale edilmeli.

6-Çapakcur viyadüğü projesinin yapım aşamasından önce neden değiştirildiği araştırılıp uygulama projesi ilimiz deprem bölgesine göre tasarlanıp tasarlamadığı kontrol edilmeli.

7-Tüm yapılar, yapım ve kullanım özelliklerini koruyup korumadığının tespiti amacıyla ve ilgili kamu kurumlarının sorumluluğu altında, imara aykırılık, yapısal elemanlardaki değişiklik ve hasar-deformasyon oluşup oluşmadığı bakımından periyodik olarak denetlenmelidir. Altında işyeri olan yapıların statik projesiyle birlikte kontrol edilip, yapılarda kısa kolon etkisi olup olmadığı veya kolon kesme gibi durumlar olup olmadığı kontrol edilmelidir.

8-Yapı alanı 1500 m²’yi geçen her yapım işinde tam zamanlı olarak bir Şantiye Şefi bulundurulması zorunlu hale getirilmelidir. Yapı denetim ve belediyeler ruhsat aşamasından iskân aşamasına kadar firmalardan şantiye şefinin bulundurulması zorunluğu getirilmeli ve bu sebeple her adımda şantiye şefinin bulunması zorunlu hale getirilmeli.

9-İskân aşamasında yapının kontrollü yapılırken belediyelerin kontrol mekanizması statik acıdan yapıları kontrol etmeli.

10-Yumuşak kata sebebiyet verilecek projeler önlenmelidir.

11-Statik projeler ruhsat alımından önce inşaat mühendisleri odasına bağlı yetkin mühendisler tarafından kontrol edilmeli.

12-İmar affıyla ruhsatlandırılan yapılar statik acıdan kontrol edilmeli çünkü bu yapılar herhangi bir denetime tabi olmadan af kanunuyla ruhsatlandırılmış bulunmakta.

13-Olası bir depremde ulaşım ağının ana arterlerinden olan Abdullah Bazencir köprüsü ve çevresinin trafik akışına engel olmaması için köprüye gidilen yollarda yamaç katmanlarının belirlenmesi için, sismik çalışmalar ve şev stabilitesi analizleri yapılarak; oluşabilecek kaya düşmesi ve toprak kaymasına karşı tedbirler alınmalı.

14-Mevcut yapılar altında yapılan fırınlar kontrol edilmeli bu fırınların taşıyıcı elemanlara zarar verip vermediği kontrol edilmeli.

15-Şehirde bulunan okullar ve diğer kamu kurumlarını performans analizlerinin yapılıp, riskli olarak raporlanan yapıların bekletilmeden müdahale edilmeli.

16-2003-2011 yılları arasında yapı laboratuvarı bulunmadığı için yapılan yapıların beton kalitesi projesine göre kontrol edilmeli.

17-Mühendislik hizmetlerinde özellikle yapı alanlarında hizmet veren teknik kadroların bilinçli ve bilgili olmaları kamu çıkarları açısından son derece büyük bir önem taşımaktadır. Halkın can ve mal güvenliğinin korunması, ulusal kaynakların doğru kullanılması, bilgi ve bilinç düzeyinin artmasıyla doğru orantılıdır. Yüksek öğretim kurumlarında verilen mühendislik eğitimi seviyesi ne olursa olsun temel eğitim niteliğindedir. Ayrıca bir mühendislik dalının pek çok alt dalları bulunmaktadır. Bir mühendisin sadece dört yıllık bir eğitim ile unvanını taşıdığı meslekte ve alt dallarının tamamında uzmanlaşması ya da yetkinleşmesi fiilen mümkün değilken taşıdığı unvan nedeniyle tüm alanlarda yetkilendirilmiş olması bir çelişkidir. Bu çelişkiden faydalanan ise mühendisin bilgisinden ziyade imzasına ihtiyaç duyan çıkar çevreleridir. Dolayısıyla 1938 yılından bugüne değiştirilmemiş olan 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Kanunu değiştirilmeli Meslek Odalarının kendi meslektaşlarını yetkinliklerine göre belgelendirme ve yetkilendirme hakkı getirilmelidir.

18-Yapı Denetim Kuruluşları doğrudan kamu tarafından görevlendirilmiş birimler olarak çalışmalıdır. Yapı Denetim Kuruluşları ile müteahhit ve/veya yapı sahibi arasında herhangi bir mali ve idari bağlantı olmamalı. Yapı Denetim ücretleri doğrudan kamu tarafından ödenmeli ve bu kuruluşlar doğrudan kamuya karşı sorumlu olmalıdır.

19-Hazır beton üreticileri de sisteme entegre edilip, yükümlülükleri ve uygulanacak yaptırımlar tanımlanmalı ve takibi yapılmalıdır.

20-Yapı Denetim Kuruluşlarının ortaklarının içerisinde Meslek Odası tarafından belgelendirilmiş en az bir tane Yetkin İnşaat Mühendisi bulunmalı ve onun sorumluluğunda diğer denetçiler ve kontrol elemanları çalışmalıdır.

21-Müteahhitlik iş, işleyiş ve ilişkilerini belirleyen özel bir kanun çıkarılmalı ve sorumlulukları belirlenmelidir. Kamu müteahhitleri gibi yeterlilik kriterleri getirilmeli teknik kadro, finans, donanım ve iş bitirme kriterleri koyularak titizlikle uygulanmalıdır.

22-Farklı kat seviyelerine sahip iki yapı bitişik nizam olacak şekilde inşaa edilecekse, yapılar arası dilatasyon mesafesi dikkate alınmalıdır. Bu mesafe 2018 deprem yönetmenliğinde göre hesaplanıp projelerine işlenmelidir.

23-2018 yılından önce yapılan yapıların zemin etütlerinin 2018 deprem yönetmenliğine göre yapıyla birlikte kontrol edilmeli.

24-Kırsal bölgelerde gerek yapılar gerekse ağıllar incelenip risk teşkil edilenler belirlenip müdahale edilmeli, bu bölgelerde yapılacak yapılarında kontrol mekanizması çerçevesinde yapılmalıdır.

25-Olası bir depremde kilit rol oynayacak olan Bingöl Havalimanı pistinin ve istasyonun yerleşkesinin zemin değerleri gözetilerek depreme karşı oluşabilecek deformasyonlara karşı dirençli hale getirmeli.

26-İlin alt yapı sistemlerinin (içme suyu, kanalizasyon, doğalgaz..) deprem etkisi altında oluşabilecek zararlara karşı gözden geçirilip , müdahale edilmeli.

27-Risk teşkil eden ilimizin karayolları olası deprem sırasında kaya düşmesi ve heyelana karşı tedbirler alınmalı, özellikle ilçemiz Yedisu karayolu için bu hususta önlemler alınmalı.

28-Kamu kurumlarındaki teknik eleman ve yönetici kadronun liyakate dayalı yeterliliklerinin geliştirilmeli.

29-Üst yapı ve alt yapıda çalışan işçilerin gerekli eğitimi aldıktan sonra sahada çalıştırılmalı, olası kötü senaryonun oluşmaması için ve bu çalışmalar sırasında alt yüklenici ve işçilerin sorumlulukları belirtilmeli.

30-İl genelinde hastane ve sağlık ocaklarının deprem önem katsayısı gözetilerek performans analizleri yapılmalı, analiz sonucuna göre zaman kaybetmeden gerekli müdahaleler yapılmalı.

31-Deprem sonrası kullanılmaya hazır prefabrik hastaneler kurulmalı.

32-Devlet su işleri idaresince deprem bölgesinde bulunan veya bu bölgeyi etkileyebilecek barajların hasar durumu kontrol edilerek ikincil bir afetin önüne geçilebilmesi için gerekli önlemler alınmalıdır.

-JEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRMELER-

Bingöl’ün gelecekteki olası bir depremi en az zararla atlatabilmesi için alınması gereken önlemler:

1-Yapılaşma kararını zemin yapısına göre almak sorunun temel çözüm noktasıdır. Sismik dalgalar toprak ve gevşek zeminler tarafından büyütülerek binalara iletilir. Zemin büyütmesi olarak tanımlanan bu durum bir deprem olduğu takdirde yumuşak zeminler, kaya üzerinde yer alan yapılardan çok daha şiddetli sarsılır ve hasar oranı artar. Yeraltı suyunun varlığında sıvılaşma, sıkılaşma, oturma ve hareket yaratan benzeri sorunlarının önüne geçmek için yapıların oturtulacağı zeminin jeoloji mühendislerinin gözetiminde yapılan zemin etüt raporlarında belirtmiş oldukları zemin sınıfı için gerekli mühendislik önlemlerinin alınarak binanın oturumu sağlanmalıdır.

2-Zemin şartlarına göre kamu eliyle kentsel yenileme çalışmaları yürütülmeli. Çevre ilçelerimizde deprem hasar tespit ve zemin çalışmaları yapıldıktan sonra yeni imar planları yapılmalı ve bina kat yükseklikleri belirlenmelidir. Bu konuda katı kurallar konulmalı ve uygulanmalıdır.

3-Riskli alanlar imara açılmamalı, bilimsel normlara dayalı yer seçimi yapılmalıdır. İmar Planına altlık teşkil eden jeolojik-jeoteknik etütler yapılmalı, ada ve parsel bazlı tüm yapılaşmalarda mühendislik hizmeti almayan hiçbir uygulamaya ruhsat verilmemelidir.

4-Deprem üreten diri(aktif) faylarla ilgili “Ayrıntılı Diri Fay Haritaları” (1:1000 ve 1:5000 ölçekli ayrıntılı haritalar) hazırlanmalı; “Deprem Master Planı” ve “Mikrobölgeleme çalışmaları” yapılmalıdır. MTA tarafından hazırlanmış olan diri fay haritası dikkate alınarak, diri fay üzerinde ve yakınında yeni yerleşim olmamasına dikkat edilmelidir. Diri fayın belirlendiği alanlarda “Fay Sakınım Bandı” uygulaması acilen gerçekleştirilmelidir. Bu hatlar uzman Jeoloji Mühendisleri tarafından belirlenip park, yeşil alan olarak kullanılmalıdır.

5-Yerleşim alanlarının seçilmesi, planlanması, sanayi tesisleri, otoyol ve baraj vb. gibi altyapı projelerinin gerçekleştirilmesinde ayrıntılı diri fay haritalarının yapılması gerekir.

6-Ülkemizde meydana gelen afet zararlarının azaltılmasında alınabilecek etkili önlemlerden biri de denetimdir. Bu denetimler çerçevesinde Yapı Denetim Sistemi tekrardan ele alınıp içeriğinin değiştirilip Jeoloji ve Jeofizik Mühendislerinin Yapı Denetim Sistemi içerisine alınması gerekmektedir.

7-Jeoloji Mühendislerinin deprem üretecek fayların saptanmasında, tehlike zonlarının belirlenmesinde, olabilecek deprem büyüklükleri ve sonuçlarının ortaya konmasında, yapılacak her türlü mühendislik yapılarında ilgili zeminin jeolojik-jeoteknik özelliklerinin belirlenmesinde ve denetim mekanizmasında yer alması gerekmektedir. Bu nedenle Yerel Yönetimler başta olmak üzere tüm kamu-kurumlarda Jeoloji ve jeofizik Mühendislerinin mutlaka bulunması gerekmektedir.

8-Depremden önce heyelan-kaya düşmesi olabilecek alanlar tespit edilmeli ve gerekli önlemler alınmalı. Bölgede büyük bir deprem kış mevsiminde olursa, muhtemel çığ olabilecek alanlar tespit edilmeli ve çığın akış yönünü değiştirebilecek gerekli önlemler alınmalıdır.

-MAKİNE MÜHENDİSLİĞİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRMELER-

1-Deprem sonrasında yıkılmayan yapıların tesisatlarında oluşması muhtemel kırılma ve kopmalardan dolayı doğalgaz sızıntısı olabilmekte ve aynı ortamda ateş bulunması durumunda ise patlamalara ve ciddi yangınlara sebep olabilmektedir. Deprem esnasında, doğalgaz vanası kapatılsa dahi boruların içinde kalan mevcut gaz, risk teşkil etmeye devam edecektir. Dolayısı ile depremden dolayı doğalgaz tesisatında deformasyon gözlemi veya ortamda doğalgaz kokusu varsa doğalgaz acil hattı olan 187 aranarak bildirmek gerekmektedir.

2-Deprem sonucunda meydana gelmesi muhtemel yangın vakası için binaların çoğunda yağmurlama sistemi bulunmamakta veya olanlarda ise algılama sistemi sağlıklı çalışmamakta ve kaçış sistemi de bulunmamaktadır. Yangına erken müdahalenin önemli olduğu alanlarda kullanılan yağmurlama sistemi, ana kolon ve yatay bağlantı boruları arasında sürekli olarak basınçlı su bulunduran, algılama sistemiyle entegre bir çözüm ilişkilendirilmelidir. Kaçış sistemi, korunaklı bir merdiven ile binadan tahliye yolu gerektirmektedir. Algılama sistemi ise yağmurlama sistemini harekete geçirecek, yangını tespit eden bir sistem olarak çalışmalıdır. Ayrıca kamu binalarında, kamu hizmeti veren binalarda ve otel-avm gibi binalarda yangın pompasının yanında dizel motor ile çalışan yangın pompaları kurulmalı elektrik gittiğinde devreye dizel pompa otomatik olarak girmelidir.

3-Dış cephe kaplamalarında veya yalıtım sistemlerinde kullanılan yanıcı malzemeler olabilmektedir.  Polistiren gibi aşırı yanıcı, tutuştuğu zaman alevin hızla yayıldığı bir malzemenin dış cephe kaplama veya yalıtımında kullanılması oldukça sakıncalıdır.

4-Depremden dolayı asansörlerin ray ve fren sistemlerinde oluşabilecek tahribatlara karşı güvenlik açısından ilgili servisleri tarafından kontrolleri yapıldıktan sonra kullanılmalıdır. Deprem esnasında asansör içinde bulunulması ihtimaline karşın asansör sisteminin can ve mal kaybı yaşanmadan kullanılabilmesi için alınması gereken tedbirler ihmal edilmemelidir. 'Yangın ve Deprem Anında Asansörü Kullanmayınız' etiketi tüm kat kapılarında bulunmalıdır. Kişilerin o esnada bu etiketlere dikkat etmeyeceği de düşünülerek elektromekanik önlemler alınmalıdır. Binalarda kullanılan asansörlerin tümünde sismik algılama sistemiyle kullanılmalıdır. Bu sayede deprem esnasında asansör kontrol sistemleri kabin ve katlardan yapılmış tüm çağrıları iptal etmeli ve yeni komut almamalıdır.

-ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRMELER-

1-Çevre mühendisliği açısından deprem sürecinde atıksuların beratarafı  ve atık yönetimi hususları insan ve çevre sağlığı açısından göz ardı edilmemelidir. 

2-Deprem sürecinde atıksu yönetimi oldukça önemlidir. Yerleşim merkezlerinde kanalizasyon hatlarının kontrolü yapılmalı varsa hasar durumu onarımının yapılması gerekmektedir. Yine kent içindeki seyyar tuvaletler gibi atıksu oluşum yerlerinden oluşan atıksuların doğrudan kanalizasyon sistemine verilmesi mümkün değil ise sızdırmaz ortamlarda biriktirilerek düzenli aralıklarla vidanjörler vasıtasıyla çekilerek bertarafı sağlanmalıdır.

3-Atık yönetimi çok geniş bir başlık olmakla birlikte deprem/afet sürecinde değerlendirilmesi gereken başlıca atık yönetimleri evsel nitelikli katı atıkların yönetimi, tıbbi atıkların yönetimi, tehlikeli atıkların yönetimi ve inşaat yıkıntı atıklarının yönetimidir.

-Evsel Nitelikli Katı Atıkların Yönetimi

*Depremin hemen ardından arabalarda, çadırlarda, ateş başında sokakta konaklamak zorunda kalan ve sonrasında çadır kentlerin oluşmaya başlamasıyla yavaş yavaş buralara taşınan insanların oluşturduğu evsel nitelikli katı atıklar (organik atıklar, ambalaj atıkları tehlikesiz atıklar vb.) düzenli olarak toplanmalıdır.

*Afet bölgesinde evsel nitelikli katı atıkların yönetimi hususunda yaşanacak aksaklık özellikle su temininin kısıtlı olduğu ve gerekli temizlik/hijyen şartlarının sağlanamadığı pek çok yerde salgın hastalıkların oluşmasına neden olacaktır.

*İnsan sağlığını tehdit eder boyuta ulaşan bu soruna karşı acilen özellikle insan yoğunluğunun bulunduğu alanlara ve kent merkezlerindeki çadır/konteyner kentlere gelişi güzel atılan atıkların hayvan müdahaleleri ile dağılmaması ve toplama çalışmalarının verimli olması için kapaklı çöp konteynerleri temin edilmelidir.

*Deprem öncesi atıkların depolandığı düzenli depolama tesislerinde afet nedeniyle herhangi bir problem oluşmuşsa derhal çözüme kavuşturulmalı, atık kabulü yapılabilecek durumdaysa atıkların çöp kamyonlarıyla tesise ulaşması sağlanmalıdır. Enkaz kaldırma çalışmalarında atık toplama rotaları ve atık toplama araçlarının depolama tesisi güzergâhı dikkate alınarak buralara öncelik tanınmalıdır.

*Evsel nitelikli katı atıklar, gerekli teknik koşullar oluşur oluşmaz türlerine göre kaynağında ayrıştırılıp ambalaj atıkları geri dönüşüm sürecine dâhil edilmelidir. Depolama sahalarına giden atık miktarının mümkün olduğunca azaltılması ve bu alanların efektif kullanımının sağlanması önemlidir.

-Tıbbi Atıkların Yönetimi

*Bölgede özellikle yaralıların tedavisi, hijyenik pet kullanımı vb. sonucu tıbbi atık oluşmaktadır. Tıbbi atıkların deprem bölgelerinde kaynağında ayrı toplanması için gerekli toplama ekipmanları ivedilikle temin edilmeli, atıklar düzenli olarak toplanıp en yakın tıbbi atık bertaraf tesisine gönderilmelidir.

-Tehlikeli Atık yönetimi

*Yıkılan binalarda bulunan asbestli malzemeleri binanın kullanım amacına göre içinde bulunan kimyasalların neden olduğu kontaminasyonla oluşan tehlikeli atıklar deprem bölgesinde yönetilmesi gereken diğer bir atık türüdür ve bu atıkların da diğer atıklardan ayrı toplanarak bertaraf edilmesi gerekmektedir.

-İnşaat Yıkıntı Atıkları (İYA) Yönetimi

*Yıkımın olduğu kentlerde en yoğun oluşan atık türü İYA’dır. İYA’nın kaldırılması, taşınması ve geçici olarak depolanması süreçlerinin her biri ayrı ayrı oldukça kontrollü yürütülmek zorundadır. Afet durumunda yöre halkının enkaz bölgelerine oldukça yakın lokasyonlarda konakladığı düşünüldüğünde İYA’nın enkaz kaldırma çalışmaları sırasında canlı sağlığı üzerindeki olumsuz etkisi de şiddetlenmektedir.

*İYA’nın bileşenlerinin yalnızca molozlar olduğu düşünülmemelidir. İYA’larda mobilyalar, elektronik atıklar, tıbbı atıklar, ilaç atıkları, evsel atıklar, tesisatta bulunan atıksular gibi birbirinin içine geçmiş ve kontamine olmuş her biri ayrı risk teşkil eden atıklar mevcuttur. İçinde bulunulan koşullarda İYA’ların bölgede ayrıştırılması söz konusu olamayacağı için yangın, hastalık, zehirli atıkların toprağa ve havaya karışması gibi sorunlara karşı İYA’nın kaldırılması sırasında kimi asgari tedbirlere önem verilmelidir. Öncelikli yapılması gereken bu atıklar için tarım arazileri ve su havzalarının dışında yer alan geçici depolama alanlarının belirlenmesi, ayrıştırmanın bu geçici depolama alanlarında yapılması ve her şeyden önce mümkün olan en sağlıklı koşullarda taşımanın gerçekleştirilmesidir.

*Binalarda pek çok malzemede (yalıtım malzemeleri, yer ve tavan döşemeleri, kazan daireleri yapı elemanları, contalar vb.) asbest kullanılmaktadır. Yıkımla birlikte tüm bu malzemelerin içerisindeki bağlı asbest lifleri havaya karışarak canlılar üzerinde 1. Derece kanserojen etki gösterme potansiyeline sahiptir. Asbest liflerinin havayla birlikte solunmasını engellemek için acilen arama-kurtarma faaliyetlerinin sonlandırıldığı enkazda sulama (su ile tozu bastırma çalışmaları) yapılmalı, rüzgârla birlikte liflerin taşınması ve solunması engellenmelidir.

*İYA’nın yükleme çalışmaları sırasında mümkün olan yerlerde spreyle alan sulaması, mümkün olmayan yerlerde ise hortumla sulama yapılıp tozun ve serbest formdaki asbestin çökmesi sağlanmalıdır.

*İYA’nın kamyonlarla taşınması sırasında kamyon kasaları branda vb. malzeme ile kapatılmalı, araç güzergâhında tozumaya neden olacak tüm yollar sulanmalıdır.

*Enkaz kaldırma çalışmalarında görevli personel, asbestten ve diğer kanserojen tozlardan korunmak için FFP3 toz maskesi kullanmalıdır. Bu çalışmalar esnasında halk alandan uzaklaştırılmalı, eğer enkaz çadır-konteyner yerleşim alanına yakınsa burada bulunan herkese enkaz çalışması sonlanana kadar FFP3 tipi toz maskesi temin edilmeli ve kullanımı sağlanmalıdır.

*Afet bölgesinde oluşan İYA’nın depolanması, doğa ve canlı sağlığı açısından oldukça büyük önem arz etmektedir. Depolama alanının tarım ve orman alanlarına yakın noktalarda seçilmesi atığın taşınması ve dökülmesi sırasında ortaya çıkan toz emisyonuyla, depolanması sırasında ise toprağın yapısında meydana getireceği bozulmayla tarım ve orman alanlarını olumsuz etkilemektedir.

*İYA’nın tatlı ve tuzlu su kaynaklarına doğrudan verilmesi veya bu su kaynaklarını etkileyecek mesafede depolanması bölgenin sucul ekosistemini yok edecektir.

*Depolama alanı seçilirken tarım ve orman alanları, sulak alan hassasiyeti dışında hâkim rüzgarların yönü, çığ ve taşkın riskleri, yağış durumu vb. meteorolojik etmenler dikkate alınmalıdır. Aksi halde depolanan atıkların doğa olayları ile birlikte canlı yaşamı için yaratacağı sorunlar kaçınılmaz olacaktır.

*Deprem sonucu oluşan İYA’nın niteliği göz önüne alındığında içerisindeki asbestli malzemeler, çeşitli tehlikeli atıklar ve kontamine olmuş evsel atıklar, insan ve evcil hayvan cesetleri, İYA’nın kirletici özelliğini arttırmaktadır. Dolayısıyla bu atıkların geçici/kalıcı olarak depolanacağı alanın yer seçimi de zemin özellikleri de çok önemlidir. Bu bağlamda atık depolama alanı zeminin 26.03.2010 tarih ve 27533 sayılı R.G.’de yayınlanan Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik hükümlerince inşa edilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde yağmur suları ile birlikte İYA içerisindeki kirletici yük, toprağı ve yeraltı sularını kirleterek kullanılmaz hale getirecektir. Bundan dolayı bahse konu atıkların standartlara uygun lokasyonlarda ve sızdırmaz zeminlere kavuşturulmuş depolama alanlarında depolanması gerekmektedir.

*18.03.2004 tarih ve 25406 sayılı R.G.’de yayınlanan Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği’nin Doğal Afet Atıklarının Yönetimi başlıklı 44. Maddesi “Başta deprem olmak üzere doğal afetler sonucunda oluşan yıkıntı atıklarının yönetiminden, mahallin en büyük mülki amirinin başkanlığında oluşturulacak Kriz Merkezi sorumludur. Merkez, olası bir doğal afet durumunda oluşabilecek atık miktarı, bunların kaldırılması ve taşınması için gerekli araç-gereç ve ekipman ile bu atıkların depolanacağı uygun alanları bu Yönetmelikte belirtilen esaslara göre önceden tespit eder ve gereken hazırlıkları yapar.” denilmektedir.  Ayrıca aynı yönetmeliğin Kriz Merkezinin Görevleri başlıklı 12. Maddesinde “… c) Oluşacak atıkların depolanacağı uygun alanları Yönetmelikte belirtilen esaslara göre önceden tespit etmekle, mevcut depolama ve geri kazanım tesisleri ile koordinasyonu sağlamakla, … “ denilmiştir. Bu hususta bölgedeki Kriz Merkezlerince belirlenen depolama alanlarının konumları ve özellikleri acilen kamuoyuyla paylaşılmalı, bu alanlar dışında hiçbir yere atık dökülmesine izin verilmemelidir.

*Deprem bölgelerindeki atığın yönetiminde dar boğazı oluşturan atık türü, hem miktarı hem bir anda oluşması hem de yıkımla beraber operasyonel engeller yarattığı için YİA’dır. Bu atıkların mümkün olduğu kadar hızla uygun geçici depolama alanlarına taşınması, bu alanlarda İYA’nın geri kazanımını sağlayacak çalışmalara başlanması hem atık miktarının ve dolayısıyla düzenli depolama saha ihtiyacını azaltılması, hem de kentlerin yeniden inşası sırasında doğal kaynak tüketiminin düşürülmesi için elzemdir.

*Yıkıntılardan oluşan molozlar inşaatlarda dolgu malzemesi olarak kullanılabilmektedir. Beton agregaları dünyanın pek çok yerinde yaygın olarak kaldırım yapımında kullanılmaktadır. Yolların taban malzemesi olarak yine ince ve kaba agrega kullanılabilmektedir. 

*Bu bağlamda enkazın yaratmış olduğu İYA’larının acilen doğa ve canlı sağlığına minimum etkisinin olacağı geçirimsizlik katsayısı yüksek zemine sahip alanlarda geçici olarak depolanıp burada geri kazanım için uygun forma kavuşturulup inşa alanlarında kullanılarak miktarının azaltılması, aynı zamanda demir, bakır vb. değerli metallerin İYA içerisinden alınması gerekmektedir.

-MADEN MÜHENDİSLİĞİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRMELER-

1-Deprem anında arama kurtarma çalışmalarını yürütecek kurumlar ile bölgede bulunan maden ocakları ile toplantılar düzenlenip her maden ocağında arama kurtarma ekipleri oluşturulmalıdır. Bu ekiplerin arama kurtarmada kullanacağı makina ekipmanları temin edilmelidir.

2-Maden Ocakların da bulunan tüm personeller ile iş makinelerinin yerleşim birimlerinde de aktif arama kurtarma çalışmaları yapabilecek şekilde organize edilmelidir.

3-Maden ocaklarında bulunan yanıcı patlayıcı maddelerin envanteri çıkartılmalıdır ve olası bir depremde tehlike arz etmesine sebebiyet verilmemeli.

-MİMARLIK AÇISINDAN DEĞERLENDİRMELER-

1-Riskli olan yapıların belirlenerek ivedi olarak bu yapıların tahliye edilmesi sonrasında yıkım gerçekleştirilmelidir. Daha sonra bu alanlarda yapılaşmaya gidilirken toprakla ve tabiatla barışık yatay mimari tercih edilmelidir.

2-Yapım ve yerleşim süreçleri ile ilgili merkezi yönetim, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri, kullanıcı-yatırımcı, müteahhitler gibi yapım yerleşim sürecinde rol alanların yetki ve sorumluluklarının mevzuatlarla yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

3-Betonarme dışında daha hafif yapı malzemeleri ve yapım tekniklerinin ar-ge çalışmalarının başlatılması gerekmektedir.

-ŞEHİR VE BÖLGE PLANLAMASI AÇISINDAN DEĞERLENDİRMELER-

1-İmar planlarının ülkemizde en büyük sorun haline gelmesinin sebebi bu planların siyasallaşmasıdır; yerel yönetimler tarafından imar planının seçim yatırımı olarak görülmesi ve her seçim döneminden önce yada sonra revizyon imar planı yapmak istemesi çarpık kentleşmeyi beraberinde getirmekte ve bu da deprem gibi durumlarda maalesef ki kayıplarımızın artmasına sebep olmaktadır.

2-İmar planın uygulamada karşımıza çıkan en önemli sorunu zemin etüt çalışmaları hususunda eski verilerin kullanılmış olmasıdır. Tüm yerleşim alanlarında yeniden zemin etüt çalışmaları yapılmalı ve bu doğrultuda özellikle deprem yıkıcılığının fazla olması muhtemel fay hatlarının geçtiği düşünülen alanlarda mikro çalışmalar yapılarak fay hatlarının yerleri belirlenmeli ve yapı yasaklı olarak yeniden imar düzenlemesinin yapılması önemlidir.

3-Sadece güvenli yapılar oluşturmak doğal afetlerde kayıpları en aza indirmek için yeterli olmayacaktır. İmar planlarında sosyal donatı alanlarına (İmar yolları, Eğitim alanı, Sağlık Alanı, Yeşil alanlar, v.b.) yönetmelik standartlarına uygunluğunu sağlamak amacı ile kent içinde artık alanlarda yer verilmesi gerekmektedir. Sosyal donatı alanlarının planlı bir şekilde uygulanması durumunda bu alanların herhangi bir afet durumunda toplanma alanı olarak kullanılabileceği unutulmamalıdır.

-HARİTA MÜHENDİSLİĞİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRMELER-

Bingöl ili dahilinde yeni inşa edilecek yapı taşınmazları ile ilgili meslek disiplinimiz açısından önerilerimiz şöyledir;

1-Ruhsat başvuru aşamasında onaylı imar planının dışına çıkılmaması gerekmektedir.

2-Talebe bağlı imar tadilatların yapılmaması gerekmektedir.

3-İmar çapında çekme mesafelerinin talebe bağlı değil imar mevzuatına göre belirlenmesi gerekmektedir.

4-TAKS ve KAKS hususu onaylı imar planına  uygun belirlenmelidir.

5-Kazı kotunun belirlenmesinde sadece jeolojik rapora bağlı kalarak sağlam zemini buluncaya kadar kazının yapılması ve gerektikçe belirlenen kazı kotuna getirilmesi için uygun malzeme ile dolgu yapılıp akabinde temel donatı çalışmalarına başlanması uygun olacaktır.

-ELEKTRİK VE ELEKTRONİK MÜHENDİSLİĞİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRMELER-

1-Acil toplanma alanlarında toplum ihtiyaçlarının giderilebilmesi için ilgili tüm kurumların acil                     durumlar için doğacak ihtiyaçlara yetecek şekilde jeneratör bulundurması gerekmektedir.

2-Deprem bölgelerinde yıkılan binaların üzerinde bulunan baz istasyonlarının devre dışı kalıp işlevsiz hale geldiği görülmüş ve bu yüzden iletişimde ciddi aksaklıklar yaşanmıştır. Bu nedenlerden hareketle baz istasyonlarının yapı üstlerinden kaldırılıp münferit şekilde imalatlarının yapılması gerekmektedir.

3-İl geneli telekomünikasyon konusunda genel itibariyle bir tarama gerçekleştirilip mevcut iletişim hatlarının yeterliliği ve işlevselliği konusunda ilgili çalışmaların yapılması gerekmektedir.

4-Yoğun ve çok katlı yapıların olduğu alanlarda elektrik iletim hatlarının havai den yer altına çekilip mevcut yönetmeliği güçlendirerek kontrollerinin daha dikkatli yapılması gerekmektedir.

5-Deprem bölgelerinde en elzem olan iletişim kanallarının erişim kısıtlaması ve erişim engellemelerinin kaldırılması gerekmektedir.

6-Afet ve acil durum yönetimi başkanlığınca afet ve acil durum hizmetlerinde kullanılan uydu telefon, uydu modem, uydu terminalleri gibi uydu sistemlerinin güçlendirilerek yaygınlaştırılması gerekmektedir.

Bingöl Kent Haber Gazetesi / Abdulkadir BEĞSARI

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Başka haber bulunmuyor!