Büro Memur-Sen Bingöl Şube Başkanı Erkan Kına, yaptığı basın açıklamasında, kamu görevlilerinin haklı taleplerinin sesi olmak için çalmadık kapı bırakmamak için ve yasaların tanımladığı görev, sorumluluk ve izinler çerçevesinde eylemlilik süreci başlatacaklarını söyledi.

Kına, kamu görevlilerinin karşılaştıkları onlarca problemin çözüm beklediğini belirterek çözümü kolay olmasına ve kamu idaresi tarafından sözler verilmiş olmasına acil çözüm bekleyen taleplerini şöyle sıraladı: “1. dereceye gelmiş devlet memurlarına 3600 Ek Gösterge verilmesi, Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilen Toplu Sözleşme İkramiyesinin yeniden verilmesi, Yardımcı Hizmetler Sınıfının kaldırılması, Fahiş Kira artışları ve yaşanılan hayat pahalılığı karşısında devlet memurlarına yapılacak Kira Yardımı, Fazla Çalışma ile Resmi tatil ve Bayram günlerinde yapılan çalışmaların karşılığının ödenmesi, Tasarruf tedbirleri kapsamında iptal edilecek olan servis hizmetinin devamının sağlanması.”

1 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN ÇALIŞMA YAPILMADI

7. Dönem Toplu Sözleşmesi’nden 9 ay ve verilen sözlerin üzerinden 1 yıl geçmiş olmasına rağmen halen herhangi bir çalışma yapılmadığına dikkat çeken Kına, “Toplu Sözleşme ikramiyesi, ilk toplu sözleşme yani 2012 yılından itibaren var olan haktır. Cumhuriyet Halk Partisi tarafından ’Yüzde 2 sınırlaması’ sebebiyle AYM’ye başvurması neticesinde 2024 Mart ayında bir bütün olarak iptal edilmiştir.

10 Köyü Etkileyecek Rüzgâr Enerji Santrali Kurulacak 10 Köyü Etkileyecek Rüzgâr Enerji Santrali Kurulacak

İptal sonrası Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının “kamu görevlilerinin kazanılmış haklarını kimseye yedirmeyecekleri” beyanları neticesinde en kısa zamanda çözüme kavuşması beklentimizken, ilk torba yasada yer almadığını görmek derin bir hayal kırıklığına neden olmuştur.

Toplu Sözleşme İkramiyesinin geri verilmemesi, karşılığı 2024 Bütçesinde yer alan 330 liranın sendika üyesi her bir kamu görevlisinin cebinden çıkması anlamına gelmektedir.

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından AYM kararının bir fırsat olarak değerlendirilmesi Türkiye Cumhuriyeti gibi büyük bir devletin yöneticilerine hiç yakışmamıştır. Sinekten yağ çıkarılacaksa da bunun yeri ve kaynağı kamu görevlilerinin kazanılmış hakları olmamalıdır.

Kamuda Yardımcı Hizmetler Sınıfında yaklaşık olarak 110 bin devlet memuru görev yapmaktadır. Bunların ekser çoğunluğu, bu hizmet sınıfındaki işlerden daha çok Genel İdare Hizmetleri ve Teknik Hizmetler Sınıfının görev alanına giren işlerde istihdam edilmektedir.

657 Sayılı Kanun’un ilk hazırlandığı yıllarda YHS personeli tarafından yapılan işler, halihazırda işçiler eliyle görülmektedir. Net olarak tanımlanmamış bu görevlerin farklı statü ve ücret gruplarında yer alan kişiler tarafından yapılması kaçınılmaz çatışmalara ve memnuniyetsizliğe neden olmaktadır.

YHS günümüz gerçekleri ve ihtiyaçları dikkate alınarak ortadan kaldırılmalı ve bu hizmet sınıfında görev yapan memurlar, eğitim durumları ve görev alanları esas alınarak GİH ya da THS’na geçirilmelidir.

Bir türlü durdurulamayan hayat pahalılığı, var olan enflasyonist ortam sonucunda oluşan fahiş kira fiyatları özellikle büyükşehirler ve kıyı kentlerinde kamu görevlilerinin istihdam ve görevde tutulmasını zorlaştırmakta, buralarda görev yapanlarında maaşlarının yarıdan fazlasının ev kirasına gitmesine neden olmaktadır.

Bu nedenle, öncelikle Büyükşehirlerde görev yapan kamu personeline Büyükşehir Tazminatı getirilmeli, müteakiben benzeri olumsuz ekonomik koşulların görüldüğü diğer illere de Devlet memuru aylık katsayısına bağlanarak Kira Tazminatı getirilmelidir.

2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununda kamu görevlilerinin fazla çalışma saat ücreti  10 lira olarak belirlenmiştir. Toplu Sözleşme kazanımlarıyla bu tutar 50 liraya çıkabilmektedir. En yüksek hali bile emeğin karşılığı olmaktan çok uzaktır.

Sayın Cumhurbaşkanımıza sunumu yapılan son vergi reformunda yer alan ve Hazine ve Maliye Bakanlığının “vergi toplayıcılar” için ön gördüğü saatte 280 lira fazla çalışma ücreti bu gerçeğin itirafı olması ve makul rakamın tespiti açısından kıymetlidir.

Ayrıca, günün 24 saatinde devamlılık gösteren hizmetlerde vardiya usulüyle çalışan 112 Acil Çağrı Merkezi çalışanları, koruma ve güvenlik görevlisi gibi devlet memurlarının resmi tatil, idari izin ve bayram tatillerine denk gelen çalışmaları normal çalışma olarak kabul edilmekte, bu çalışmalar karşılığı her hangi bir ilave ücret ya da izin verilmemektedir.

Kamu ya da özel sektörde bu işi yapan işçi statüsündeki kişiler, çalışma mesailerine göre özellikle idari izin, resmi tatil ile dini bayram günlerinde yaptıkları çalışmalar karşılığı, 1, 2 hatta 3 kat zamlı mesai ücreti almakta, devlet memuru ve sözleşmeli olarak bu görevi ifa edenler ise, bu ve benzeri haklardan faydalanamamaktadır.

Kamu görevlisi arkadaşlarımızın da, bu zamanlarda yaptıkları çalışmalar için fazla çalışma olarak değerlendirilip farklı bir fazla çalışma ücreti ya da farklı bir ilave izin verilmek suretiyle çalışmalarının değerlendirilmesi gerekmektedir.

Hak, adalet ve demokrasi bilinciyle görevimiz; temsil ettiğimiz tüm kamu görevlilerinin haklı taleplerinin sesi olmak için çalmadık kapı bırakmamak ve yasaların tanımladığı görev, sorumluluk ve izinler çerçevesinde bugün itibarıyla bu taleplerimiz için eylemlilik sürecini başlatıyoruz.

Daha önce de böyle bir süreci yaşadık; yollara, meydanlara indik ve mücadelemiz sonrası kazandık. Şimdi yeniden ülke genelinde bir eylem takvimini bugün itibarıyla başlatıyoruz. Bu eylem sürecini de siz değerli basın mensupları aracılığıyla teşkilatımıza, kamu çalışanlarımıza ve kamuoyuna açıklıyoruz” ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ