KESK’e bağlı sendikalar, “insanca yaşam koşulları” talebiyle ülke genelinde iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. Bingöl’de düzenlenen eylemde basın açıklamasını Eğitim-Sen Bingöl Şube Başkanı Murat Korlaelçi okudu. Korlaelçi, kamu emekçilerinin uzun süredir artan hayat pahalılığı, yüksek enflasyon ve yetersiz ücretler nedeniyle ciddi bir geçim kriziyle karşı karşıya olduğunu belirterek, iş bırakma eyleminin emeğin karşılığını almak ve insanca yaşam koşullarını sağlamak amacıyla yapıldığını ifade etti. Açıklamada, toplu sözleşme süreçlerine yönelik eleştiriler, bütçe politikaları ve sendikal haklara ilişkin talepler kamuoyuyla paylaşılırken, kamu emekçilerinin yoksullaşmasına yol açan ekonomik ve idari uygulamalara dikkat çekildi.
Basın açıklamasında konuşan Korlaelçi, kamu emekçilerinin yıllardır geçim sıkıntısı yaşadığını belirterek şunları söyledi:
“Hepimizin hak ettiği insanca yaşam koşulları için bugün en temel hakkımızı, üretimden gelen gücümüzü kullanıyor, iş bırakıyoruz. Emeğimizin karşılığı için ülkenin dört bir yanında g(ö)revdeyiz. Bize ‘neden iş bırakıyorsunuz? Ne talep ediyorsunuz?’ diye soranlara cevabımız nettir. Yıllardır ‘geçinemiyoruz’ diye haykırıyoruz. Ancak ülkeyi yönetenler bu haykırışa kulak tıkıyorlar, duymazdan geliyorlar. Geçinemiyoruz. Çünkü TÜİK’in sahte verilerine göre bile en yüksek enflasyon sıralamasında dünya beşinciliğine yükselen bir ülkede yaşıyoruz. Genel enflasyondan gıdaya, kiradan eğitime enflasyonun her türünde AB ve OECD ülkeleri içinde açık ara birinci sıradayız. AB ülkelerinin yıllık enflasyonu bizde sadece bir ayda yaşanıyor.”
“Bu tablo iktidar, yandaş konfederasyonlar ve Hakem Kurulu’nun ortak eseridir”
Toplu sözleşme süreçlerini de eleştiren Korlaelçi, yaşanan yoksullaşmanın yalnızca iktidarın değil, yandaş sendikaların da sorumluluğunda olduğunu dile getirdi:
“Toplu sözleşme’ adı altında her seferinde sergilenen danışıklı dövüş oyunlarının faturası daha fazla yoksulluk, daha fazla güvencesizlik olarak bizlere kesiliyor. Öte yandan bu tablo sadece iktidarın eseri değildir. Bu tabloda yıllardır bir sendikadan öte iktidarın memur kolları gibi faaliyet yürütenlerin de önemli payı vardır. Hatırlayalım; yandaş konfederasyon sözcüleri daha bu Ağustos’ta KESK olarak bizim en başından beri söylediğimiz şeyleri tekrar ettiler mi? ‘Hakem Kurulu işverenin noterine dönüşmüştür. Bu kuruldan memurların lehine bir şey çıkmaz’ dediler mi? Bu nedenle Hakem’e başvurmayacaklarını açıkladılar mı? Ama ne yaptılar? Sözlerini unutup çağrılır çağrılmaz nefesi Hakem Kurulu toplantısında aldılar. Süreci parlamentodaki bütçe görüşmelerine kadar sürdürme, o zamana kadar tüm kamu emekçilerinin ortak talepleri için hep birlikte mücadele etme çağrılarımıza kulak tıkadılar. İşverenin noteri dedikleri Hakem Kurulu toplantısına katıldılar. İş işten geçtikten sonra da kalkıp ‘biz oy kullanmadık’ diyerek kendilerini aklamaya çalıştılar. Tüm bunlar nafile çabalardır. Hepimiz biliyoruz ki bugün içinde bulunduğumuz tablo iktidar, yandaş konfederasyonlar ve Hakem Kurulu’ndan oluşan ittifakın ortak eseridir.”
“Biz kapıkulu değiliz, emeğimizin karşılığını istiyoruz”
Basın açıklamasında ekonomik krizin bir kaynak sorunu olmadığı, kaynakların kimler için kullanıldığı sorunu olduğu vurgulandı. Kamu emekçilerinin, işçilerin ve emeklilerin yoksullaştırıldığı ifade edilerek talepler sıralandı:
“Bizler hangi sendikanın üyesi olursak olalım günden güne daha fazla yoksullaşırken, iktidar sözcüleri bozuk bir plak gibi aynı nakaratı tekrarlayıp duruyorlar. Peki neden bu noktaya geldik? Çünkü ülkeyi yönetenler yıllardır biz ne zaman emeğimizin karşılığını istesek ‘kaynak yok’ diyorlar. ‘Bütçe imkânlarımız kısıtlı’ diyorlar. Oysa sorun kaynak sorunu değil, kaynakların kimin için harcandığı sorunudur. Son bütçede bir kez daha gördük; tüm vergi yükünü yine bizlerin omuzlarına yıktılar. Bu ülkenin işçisine, asgari ücretlisine, emeklisine, kamu emekçisine insanca yaşam koşulları sunmak için yeterince kaynağı vardır. Ama bu kaynaklar çalışanlara değil, bir avuç asalağa faiz, teşvik ve hazine garantisi olarak aktarılmaktadır. Yıllardır bizi yoksullaştıranlar bir avuç azınlığı zenginleştiriyor. Üstelik baskı, yasak ve korkuyla bu düzene razı olmamızı istiyorlar. Biz kapıkulu değiliz. Biz kamu emekçisiyiz.”
Basın açıklamasının devamında kamu emekçilerinin taleplerini sıralayan Korlaelçi, tüm baskılara karşı emeğin ve iradenin değersizleştirilmesine karşı durma çağrısı yaptı. Kamu emekçilerinin artık sabrının kalmadığını vurgulayan Korlaelçi, taleplerin açık ve net olduğunu şu sözlerle ifade etti:
“Tüm baskılara karşı emeğimizin ve irademizin değersizleştirilmesine dur demenin zamanıdır. İşte bunun için; maaşlarımızda hemen şimdi, Ocak ayından itibaren ek yüzde 20 artış yapılmasını istiyoruz. 2023 Temmuz ayından itibaren hayata geçirilen ilave seyyanen ödeneğin taban maaşlarımıza yansıtılmasını istiyoruz. Verilen sözlerin gereğinin yerine getirilmesini talep ediyor; tüm kamu emekçilerine 3600 ek gösterge verilmesini, ilave seyyanen ödenek tutarının mevcut emekli aylıklarına eklenmesini ve mülakat uygulamasının kaldırılmasını istiyoruz.
Ayrıca Haziran ayına kadar başta 4688 sayılı yasa olmak üzere mevcut mevzuatın, grevli toplu pazarlık hakkımızın önündeki engeller kaldırılacak şekilde evrensel sendikal normlarla uyumlu hale getirilmesini istiyoruz. En geç Haziran ayı sonuna kadar gerçek bir toplu pazarlık masasının kurulmasını, en düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmasını, kira, kreş ve yol desteği sağlanmasını talep ediyoruz.”
Açıklamanın devamında, yaşanan sorunların yalnızca kamu emekçileriyle sınırlı olmadığına dikkat çekildi. Toplumun geniş kesimlerinin benzer bir yoksulluk ve güvencesizlik süreciyle karşı karşıya bırakıldığı vurgulandı:
“Biliyoruz ki sadece bizler değil, toplumun ezici çoğunluğunu oluşturan tüm emekçi sınıflar, sefalete itilenler ve ötekileştirilenler, hepimize yoksulluk, güvencesizlik ve baskıdan başka bir şey vaat etmeyen bu düzenden bıkmış ve usanmış durumdadır. Biliyoruz ki milyonlar bu baskı ve sömürü düzeninin değişmesini istiyor ve etrafını bu umutla izliyor.”
Mücadelenin önemine dikkat çekilen açıklamada, yalnızca istemenin yeterli olmadığı ifade edilerek örgütlü mücadelenin altı çizildi:
“Ama yine hepimiz biliyoruz ki sadece istemek, umut etmek yetmez. Asıl olan, değiştirmek için mücadele etmektir. Bunun için tüm kamu emekçilerini, hepimize dayatılan yoksulluğun ortağı olmamak adına mücadele alanlarına ve KESK’te örgütlenmeye çağırıyoruz.”
Basın açıklaması, tüm toplumsal kesimlere yapılan birlik ve dayanışma çağrısıyla sona erdi:
“İşçisinden emeklisine, asgari ücretlisinden gencine, kadınına kadar tüm kesimleri; insanca yaşayacak ücret, güvenceli iş ve güvenli bir gelecek için omuz omuza vermeye davet ediyoruz.”
HASRET DAYANIR