Bingöl’ün Solhan ilçesindeki Arslanbeyli Köyü Ekonomik, Sosyal, Ulaşım, Sanat Kültürel, Hukuki, Eğitim Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Cevdet Karaman, tarihi Urartular’a kadar uzanan Arslanbeyli Köyü merkezinin baraj yapımıyla birlikte sular altında kaldığını, köyün kalan kısmının ise özel sektör bünyesindeki şirketlerin maden arama faaliyetleri dolayısıyla adeta talana maruz kaldığını söyledi.
Arslanbeyli Köyü Derneği olarak köylülerin menfaatinin gözetildiği yatırımlara karşı olmadıklarının altını çizen Karaman, yaşanan haksızlığı kabul etmediklerini belirterek hukuki platformda yasal haklarını arayacaklarını dile getirerek yaşadıkları haksızlığa son verilmesi için yetkililere çağrıda bulundu.
Arslanbeyli Köyü Derneği Başkanı Karaman, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Bölgede gerekli izinleri almadan yangından mal kaçırırcasına maden arama ve haritalandırma çalışmasına başlayan firmayı insaf ve merhamete davet ediyoruz. Köy merkezi baraj yapılmasıyla birlikte sular altında kalırken, köyün geriye kalan kısmı ise maden arama faaliyetleri bahanesiyle adeta talana maruz bırakıldı.
Köyümüz sınırları içerisinde 1 milyon 187 bin 68 hektarlık devasa bir alanda firma tarafından harita çıkarma yöntemi ile maden arama ve tespit izni alınmış ve ilgili firma görevlileri çalışmaya başlamıştır.
Arama yapılması planlanan bölgenin önemli bir kısmı halkın tapulu tarlası, arsası veya köy merasıdır. Köy halkının ve köy muhtarlığının yeterince bilgilendirilmeden haritalandırma çalışmalarına başlanmış olması, katılımcılık ve şeffaflık ilkeleri açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
Aynı bölgenin büyük bölümü orman alanı içerisinde bulunmaktadır. Bu nedenle, maden arama veya buna yönelik saha çalışmaları kapsamında Orman Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca alınması gereken izinlerin bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Şayet gerekli izinler alınmadan tarama ve haritalandırma çalışmalarına başlanmış ise bu durum ilgili mevzuata aykırılık teşkil edebilecek niteliktedir ve sorumlular hakkında gerekli idari ve hukuki işlemlerin yapılması gerekir.
ÇEVRESEL ETKİLERİ OLABİLECEK FAALİYETLERİN KAMU YARARINA UYGUN YÜRÜTÜLMESİ GEREKİYOR!
Tarama ve haritalandırma çalışmalarının yürütüldüğü bölge, köyümüzün en önemli su kaynaklarından birini oluşturmaktadır. Aynı zamanda bu alan, Fırat Nehri'nin en önemli kollarından biri olan Murat Nehri havzasını besleyen doğal su toplama alanları içerisinde yer almakta ve su kaynaklarının korunması bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle bölgede yürütülmesi plânlanan maden arama ve sonrasında işletme faaliyetlerinin; yeraltı ve yer üstü su kaynakları, tarım alanları, ekosistem ve doğal yaşam üzerinde yaratabileceği olası etkilerin bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi ve tüm çevresel risklerin kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşılması gerekmektedir. Özellikle ülkemizde geçmişte yaşanan çevresel felaketler dikkate alındığında, benzer risklerin oluşmaması için ihtiyatlılık ilkesi doğrultusunda hareket edilmesi büyük önem taşımaktadır. Çevreye telafisi güç veya imkânsız zararlar doğurma ihtimali bulunan faaliyetlerde, gerekli tüm idari izinlerin alınması, bilimsel incelemelerin tamamlanması ve etkin denetimin sağlanması kamu idaresinin temel sorumluluğudur. Anayasamızın 56. Maddesi uyarınca herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Aynı madde, çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevrenin kirlenmesini önlemek görevini hem devlete hem de vatandaşlara yüklemektedir. Bu nedenle çevresel etkileri olabilecek faaliyetlerin, hukuka, bilimsel verilere ve kamu yararı ilkesine uygun şekilde yürütülmesi zorunludur.”
HABER MERKEZİ



