15 Temmuz 2020 tarihinde Yedisu ilçesine bağlı Yağmurpınar köyünde meydana gelen olayda, elektrik teknikeri Serkan Sözen görev yaptığı sırada direğe çıktığı esnada düşerek ağır yaralandı. Sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılan Sözen, kaldırıldığı sağlık merkezinde hayatını kaybetti. Olayın ardından süreç yargıya taşındı ve Karlıova Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava görüldü.
BİLİRKİŞİ RAPORLARI VE KUSUR DEĞERLENDİRMESİ
Yargılama sürecinde hazırlanan bilirkişi raporlarında, olayın iş kazası kapsamında değerlendirildiği belirtildi. Raporda, Sözen’in çalışma sırasında emniyet kemeri kullanmaması ve iş güvenliği talimatlarına tam olarak uymaması nedeniyle kusurlu olduğu ifade edilirken, işveren tarafında ise denetim ve iş organizasyonuna ilişkin eksiklikler bulunduğuna dikkat çekildi.
Karlıova Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirme sonucunda iş güvenliği uzmanı hakkında kusur bulunmadığına hükmedilerek beraat kararı verildi. İşveren temsilcisi ile ekip şefi ise taksirle ölüme neden olma suçundan sorumlu oldukları kanaatine varıldı. Mahkeme, iki sanığa 1 yıl 8 ay hapis cezası verirken, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. Kararda sanıkların 5 yıl süreyle denetim altında tutulacağı belirtildi.
BABA SÖZEN’İN AÇIKLAMALARI
Kararın ardından baba Ali Haydar Sözen, olayın oluş şekline ve yargılama sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Sözen, olay günü kendilerine verilen bilgileri aktararak, “Ben Yedisu’ya bağlı Yağmurpınar köyünde ikamet ediyorum. Adım Ali Haydar Sözen. Daha sonra soyadımı değiştirerek, vefat eden oğlumun ismi olan Serkan’ı aldım. 15 Temmuz 2020 günü, akşam saat 19.15 sıralarında, mesai bitiminde oğlumun direğe çıktığı söylendi. Bize ‘Oğlunuz düştü, sağlık ocağına getirdik’ diye haber verildi. Sağlık ocağına gittiğimde oğlumun hayatını kaybettiğini öğrendim. O sırada kaymakam ve belediye başkanı da oradaydı.” dedi.
Oğlunun ölümüne ilişkin şüphelerini dile getiren Sözen, “Ancak ben oğlumun direkten düşerek hayatını kaybettiğine inanmıyorum. Oğlum düştükten sonra, yanında bulunan çalışma arkadaşları ve saha şefi oğlumla birlikte sağlık ocağına gitmeyip olay yerinde kaldılar. Bu durumun, olay yerindeki delillerin kaldırılması amacıyla yapılmış olabileceğinden şüphe duyuyorum. Eğer gerçekten düşme olayı yaşandıysa, neden oğlumla birlikte sağlık ocağına gitmediler ve neden olay yerinde kaldılar? Bu durum bende ciddi şüpheler uyandırmaktadır.” ifadelerini kullandı.
Sözen ayrıca oğlunun vücudundaki bulgulara dikkat çekerek, “Ayrıca oğlumun vücudunda düşmeye bağlı herhangi bir belirgin yara ya da iz yoktu. Sadece baş kısmında ağır bir hasar bulunuyordu. Bu nedenle olayın anlatıldığı şekilde gerçekleştiğine inanmıyorum. Oğlum adli tıpa gönderilmedi. Bu durumun da delillerin sağlıklı şekilde değerlendirilmesine engel olduğunu düşünüyorum. Oğlum Yedisu Sağlık Ocağı’nda yaklaşık 3 saat bekletildi, ardından bize teslim edildi. Biz de oğlumuzu defnettik.” dedi.
Sözen, sürecin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Oğlumun olay yerinde hayatını kaybetmişti zaten. Eğer olay yerinde bırakılmış olsaydı, gerekli inceleme ve keşif yapılabilirdi. Ancak neden olay yerinden kaldırıldığı konusunda ciddi soru işaretlerim bulunmaktadır.” ifadelerini kullandı.
HASRET DAYANIR



