DEM Parti Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, meclis genel kurulunda yaptığı konuşmadı, Bingöl Ovası’nın imara açılması konusunu gündeme getirdi.

Doğanın korunması gerektiğini belirten Milletvekili Hülakü, “Doğanın ekonomik değeri öne çıkarılıyor, yaşam alanları yatırım sahası olarak tarif ediliyor, hukuki çerçeve de bu yönelime uygunluk sağlayacak biçimde yeniden kuruluyor. Böyle bir yaklaşımda çevreyi koruyan normların gücü zayıflıyor. Doğa üzerindeki tasarruf, aynı zamanda, toplumun üretim biçimleri üzerinde kurulan denetim anlamına gelmektedir. Tarımın geleceği, kırsal yaşamın sürekliliği, yerel halkın geçim imkânları bu kararla birlikte belirlenir. Bu nedenle, ekolojik meseleler aynı zamanda sosyal adalet meselesidir. "Toprağın kim için korunacağı" sorusu "gelirin kim tarafından paylaşılacağı" sorusuyla iç içedir. DEM Parti olarak yaklaşımımız nettir; yaşamı savunan bir doğa politikasını esas alıyoruz, doğayı piyasa ilişkilerinin nesnesi hâline getiren anlayışa karşı duruyoruz, koruma alanlarının ticari faaliyete açılmasını kabul etmiyoruz, hukukun güçlü olanın çıkarlarını kolaylaştıran bir araç hâline getirilmesine itiraz ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki doğanın kaybı en çok yoksulların kaybıdır. En ağır bedeli kırsalda yaşayanlar öder, en derin yıkım geçimini topraktan sağlayan emekçileri vurur” dedi.

Bingöl–Muş Karayolunda Kaza: 7 Yaralı
Bingöl–Muş Karayolunda Kaza: 7 Yaralı
İçeriği Görüntüle

BİNGÖL’ÜN EN VERİMLİ ALANI YAPILAŞMAYA AÇILIYOR

Bingöl’ün en verimli alanının yapılaşmaya açıldığını belirten Hülakü, şunları söyledi; “Bu genel çerçeveyi somut bir örnek üzerinden konuşmak gerekirse iktidarın doğa politikalarının gerçek yüzünün en somut biçimi yerelde gün gibi ortadadır, bugün Bingöl'de yaşananlar tam da bu yaklaşımın sonucudur. Bingöl Ovası kentin en verimli tarım alanlarından biridir, yıllardır çiftçinin emeğiyle ayakta duran bir üretim alanıdır, tarımsal faaliyetin temel dayanağıdır. Buna rağmen, AKP'li Bingöl Belediyesi eliyle bu alanın yapılaşmaya açılması yönünde adımlar atılmıştır. Üstelik bu girişim, tarımı desteklediğini sık sık dile getiren bir siyasal anlayış tarafından yürütülmektedir. Söylem ile uygulama arasındaki uçurum burada açık bir biçimde görülmektedir. Tarım toprağının korunması yönündeki kurumsal itirazlar ortaya konulmasına rağmen süreç ilerletilmiştir, uyarılar dikkate alınmamıştır, koruma yönündeki değerlendirmeler etkisiz bırakılmıştır, ardından konu belediye meclisine taşınmıştır. Böylece, Bingöl Ovası'nın geleceği kamu yararı tartışması gölgesinden farklı bir rotaya sürüklenmiştir.

Burada dikkat çekici bir başka boyut daha vardır, imar kararlarının yalnızca kentleşme ihtiyacıyla açıklanamayacağı görülmektedir; arazi hareketliliği, rant beklentisi ve belirli çevrelerin ekonomik kazanç arayışı sürecin merkezine yerleştirilmiştir; toprağın üretim değeri geri plana itilmiş, mülkiyet üzerinden elde edilecek kazanç ön plana çıkarılmıştır. Bingöl Ovası'nın yapılaşmaya açılması geleceğe dair çok önemli bir eşiği ifade ediyor. Bir kez betonla kaplanan tarım toprağı geri kazanılamaz, bir kez parçalanan üretim düzeni kolay onarılamaz; gıda güvencesi zayıflar, kentin ekolojisinin dengesi bozulur. Bu nedenle, bu mesele doğrudan yaşam hakkıyla ilgilidir.

Bizler toprağın, suyun ve yaşam alanlarının korunmasından yanayız; tarım arazilerinin sermaye baskısına teslim edilmesine karşıyız, yerel halkın iradesini yok sayan planlama anlayışını reddediyoruz. Bingöl Ovası'nın betona kurban edilmesine izin vermeyeceğiz çünkü biliyoruz ki doğayı savunmak geleceği savunmaktır.”

(Haber Merkezi)