Jeoloji Mühendisi Mehmet Akif Bor, Yedisu fay segmentinin Türkiye’nin en riskli sismik bölgelerinden biri olduğunu vurgulayarak, “Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde yer alan bu segment, adeta saati kurulmuş bir depremi bekliyor. Erzincan ile Bingöl’ün Karlıova ilçesi arasında uzanan bu hat, aynı zamanda Doğu Anadolu Fay Hattı ile kesişim noktasına çok yakın. Bu da riski katlayan en önemli faktörlerden biri” dedi.
“242 YILDIR KIRILMAYAN BİR FAYDAN BAHSEDİYORUZ”
Yedisu segmentinin “sismik boşluk” olduğuna dikkat çeken Bor, şu ifadeleri kullandı:
“Bu fay üzerinde bilinen son büyük deprem 1784 yılında meydana geldi. Yaklaşık 242 yıldır büyük bir kırılma yaşanmadı. Oysa bilimsel veriler, bu segmentin ortalama 200-250 yılda bir büyük deprem ürettiğini gösteriyor. Yani süre dolmuş durumda.”
“7 İLE 8 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM ÜRETME POTANSİYELİ VAR”
Bölgedeki enerji birikiminin kritik seviyeye ulaştığını belirten Bor, “Fayın uzunluğu ve biriken stres göz önüne alındığında 7 ile 8 büyüklüğünde bir deprem üretme kapasitesi söz konusu. Böyle bir deprem sadece Bingöl’ü değil, çevre illeri de ciddi şekilde etkileyecektir” diye konuştu.
“6 ŞUBAT DEPREMLERİ SONRASI BASKI ARTMIŞ OLABİLİR”
6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleri sonrasında bölgedeki stres dağılımının değiştiğine işaret eden Bor, “Bu büyük depremler, fay hatları üzerindeki dengeleri değiştirdi. Yedisu segmenti üzerindeki baskının artmış olma ihtimali oldukça yüksek” dedi.
“ŞEHİR, GEVŞEK ALÜVYON ZEMİN ÜZERİNDE”
Bingöl’ün jeolojik yapısına dikkat çeken Bor, “Şehir merkezinin büyük bir bölümü gevşek alüvyon zemin üzerine kurulu. Bu tür zeminler deprem dalgalarını büyütür ve sarsıntının şiddetini artırır” ifadelerini kullandı.
“YER ALTI SUYU, EN AZ FAY KADAR TEHLİKELİ”
Yer altı su seviyesinin yüksekliğinin ciddi bir risk oluşturduğunu vurgulayan Bor, şöyle devam etti:
“Bingöl Ovası’nda yer altı su seviyesi yüzeye oldukça yakın. Deprem anında bu durum zemin sıvılaşmasına neden olur. Toprak adeta bir sıvı gibi davranır. Bu durumda bina sağlam olsa bile zemine gömülür ya da yan yatar.”
“SADECE ZEMİN ETÜDÜ YETMEZ”
Bor, standart zemin etütlerinin yetersiz olduğuna dikkat çekerek, “Mutlaka detaylı sıvılaşma analizleri yapılmalı. Laboratuvar verileriyle desteklenmeyen hiçbir değerlendirme sağlıklı sonuç vermez” dedi.
“RİSKLİ ALANLAR İMARA KAPATILMALI”
Riskli alanların yapılaşmaya açılmaması gerektiğini belirten Bor, “Yer altı su seviyesi düzenli ölçülmeli. Riskli alanlar imara kapatılmalı. Eğer yapılaşma kaçınılmazsa jet-grout ve kazıklı temel sistemleri zorunlu hale getirilmelidir” ifadelerini kullandı.
“ESKİ BİNALAR ACİLEN DENETLENMELİ”
Bor, özellikle 2000 yılı öncesi yapıların ciddi risk taşıdığına dikkat çekerek, “Belediyeler ve ilgili kurumlar tüm yapı stokunu analiz etmeli. Riskli olduğu tespit edilen binalar derhal mühürlenmeli” dedi.
“FAY HATLARI İÇİN SAKINIM BANDI OLUŞTURULMALI”
Aktif fay hatları üzerine kurulu yapıların büyük tehlike oluşturduğunu vurgulayan Bor, “Bu alanlar ‘sakınım bandı’ ilan edilmeli ve kademeli olarak tahliye edilmelidir” diye konuştu.
“AFETE HAZIRLIK KAĞIT ÜZERİNDE KALMAMALI”
Afet hazırlıklarının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Bor, “Yerel arama kurtarma ekipleri kurulmalı. Toplanma alanları sadece belirlenmekle kalmamalı, altyapısı da hazır olmalı. Lojistik depolar her an sevkiyata hazır tutulmalı, afete hazırlık kağıt üzerinde kalmamalı” dedi.
“BİLİM VE YÖNETİM BİRLİKTE HAREKET ETMELİ”
Bor, üniversiteler ve yerel yönetimlerin birlikte çalışması gerektiğini vurgulayarak, “Valilik, belediye ve üniversiteler eş güdüm içinde kapsamlı bir afet sakınım planı hazırlamalı” çağrısında bulundu.
“DEPREM DEĞİL, İHMAL ÖLDÜRÜR”
Açıklamalarını çarpıcı bir uyarıyla tamamlayan Mehmet Akif Bor, şu ifadeleri kullandı:
“Deprem öldürmez, bina öldürür. Asıl mesele deprem olduktan sonra değil, olmadan önce ne yaptığımızdır. ‘Sesimi duyan var mı?’ sorusu, sadece bir söz değil; yaklaşan tehlikenin en net ifadesidir.”
(Haber Merkezi)




