DEM Parti Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, Bingöl’de yürütülen madencilik ve enerji projelerinin yol açtığı yıkımın tüm yönleri ile ele alınarak tartışılması ve görüşülmesi amacıyla TBMM Genel Kurul’unda Genel Görüşme açılmasını talep etti.
Genel görüşme talebinin gerekçesinde, Bingöl’deki akarsuların, kar odaklı enerji politikalarının hedefi haline geldiğini belirten Hülakü, “Bingöl, Murat Nehri, Peri Suyu ve Vadisi, Göynük ve Sarım Havzalarıyla bölgenin ekolojik olarak en yoğun su ve yaşam koridorlarından biri olmasına rağmen, son 20 yılda AKP iktidarının rant ve şirket kârları odaklı enerji politikalarının hedefi haline getirilmiştir. Bölge, adeta “enerji ve maden kolonisi” olarak ele alınmakta, bu yaklaşım da bir sömürge toprağı pratiğini somut olarak ortaya koymaktadır. Bu benzetmenin sebebi açıktır. Bölgede yapılan ve yapılması planlanan her projede Bingöl halkının görüşleri, önerileri, itirazları dikkate alınmamaktadır. Bunun yanı sıra bölgede yapılan HES, JES, GES, Barajlar ve Maden Ocakları’nın milyarlarca liralık ekonomik kâr ürettikleri bilinmekte ve bu kâr hiçbir şekilde yerelde kalmayıp doğrudan şirketlerin kasasına akmaktadır. Bu yaklaşım da bölgenin yer altı ve yer üstü kaynaklarına ilişkin sömürgeci bir anlayışla ele alındığını açıkça ortaya koymaktadır” dedi.
“BİNGÖL’DE 10’UN ÜZERİNDE HES, 20’NİN ÜZERŞNDE MADEN PROJESİ YÜRÜTÜLÜYOR”
Bingöl’de 10’un üzerinde HES ve 20’nin üzerinde maden arama projesinin yürütüldüğünü ifade Hülakü, şunları dile getirdi; “Bugün Bingöl genelinde; 10’un üzerinde HES projesi (faal ve planlanan), 5’ten fazla baraj ve regülatör projesi, onlarca GES sahası (lisanslı + lisanssız), JES (jeotermal arama ve potansiyel saha lisansları), 20’nin üzerinde maden arama ve işletme ruhsat sahası (altın, bakır, krom, demir başta olmak üzere) bulunmaktadır. Bu projeler ilin toplam yüzölçümünün çok önemli bir bölümünü doğrudan ya da dolaylı şekilde etkilemektedir.
Enerji ve maden projeleri; başta Kalehan Enerji, Aydem Enerji, Cengiz Holding’e bağlı enerji iştirakleri ve çeşitli özel sektör GES yatırımcıları ile maden şirketleritarafından yürütülmekte, kamu kaynakları ve teşvikler belirli şirket gruplarına aktarılmaktadır.
Örneğin; Kalehan Barajı ve HES projeleri, Peri ve Murat havzalarında su rejimini köklü biçimde değiştirmiştir. Göynük Çayı üzerindeki HES zinciri, dereyi parçalara bölerek ekosistemi işlevsiz hale getirmiştir. GES projeleri, tarım ve mera alanlarının doğrudan enerji üretim sahasına dönüştürülmesine yol açmıştır. Maden ruhsatları, orman ve yayla alanlarını kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Bingöl ekonomisinin temelini oluşturan tarım, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık ile arıcılık faaliyetleri ciddi bir çöküş riskiyle karşı karşıyadır.
-MERALAR ENERJİ VE MADEN SAHALARINA TAHSİS EDİLİYOR-
Diğer yandan; meraların önemli bir kısmı enerji ve maden sahalarına tahsis edilmiştir. Su kaynaklarının azalmasıyla yem üretimi düşmüş, maliyetler artmıştır. Arıcılık faaliyetleri, GES sahaları ve kimyasal etkiler nedeniyle ciddi bir gerileme yaşamıştır. Çiftçiler, üretimden koparak göçe zorlanmış, şehir merkezinde ve metropollerde ucuz iş gücü olarak tarımsal üretim alanından doğal bir tasfiyeye maruz kalmışlardır. Dolayısıyla bu projeler yalnızca doğayı değil, doğrudan insan yaşamını da hedef aldığı açıkça ortaya çıkmaktadır.
Projelerin hayata geçirilmesi sürecinde en önemli aşamalardan biri hukuki süreçlerin anayasaya aykırı bir şekilde sürdürülmesidir.
Hemen bütün projelerde acele kamulaştırma kararlarıyla yurttaşların mülkiyet hakkı gasp edilmekte, ÇED süreçleri göstermelik hale getirilerek yurttaşların müdahil olması engellenmekte, halkın söz hakkı, dahli ve itirazı dikkate alınmamakta ve açılan idari davalarda bilirkişi raporları ve bilimsel veriler hiçbir şekilde dikkate alınmamaktadır.
Yani Bingöl halkı kendi toprağında, kendi suyunda misafir/yabancı hatta işgalci konumuna düşürülmektedir.
“İHLALLER TBMM GENEL KURULUNDA TARTIŞILMALI-
Son olarak Bingöl; Kuzey Anadolu Fay Hattı ve Doğu Anadolu Fay Hattı’nın kesişiminde yer alan en yüksek riskli bir deprem bölgelerinin başında gelmektedir. Bu gerçeğe rağmen Bingöl’de baraj projeleri, jeotermal aramalar, yoğun sondaj, kazı ve patlatmalı maden faaliyetleri bilimsel uyarılara rağmen sürdürülmektedir. Dolayısıyla bu durum yalnızca çevresel değil, doğrudan yaşam güvenliği tehdidi oluşturmaktadır.
Bingöl’ü topyekûn saran HES, GES, JES, baraj ve maden projelerinin ekolojik yıkım boyutunun, tarım ve hayvancılığa verdiği zararın, Bingöl halkının yaşam hakkı üzerindeki etkilerinin, ÇED ve yargı süreçlerindeki ihlallerin TBMM Genel Kurulu’nda tüm yönleriyle tartışılması artık ertelenemez bir zorunluluktur.
Bu nedenle, Bingöl’ün doğasının, suyunun ve yaşam alanlarının şirketlere tahsis edilmesine karşı kamuoyunun bilgilendirilmesi ve Meclis denetiminin işletilmesi amacıyla Genel Görüşme açılmasını arz ve talep ederiz.”
(Haber Merkezi)




