Mehmet Şengönül -
Toplumsal cinsiyet dediğimizde aslında sadece biyolojik farklardan değil, toplumun çocuklarımıza daha doğmadan giydirmeye başladığı o "görünmez elbiselerden" bahsediyoruz. Bu elbiseler öyle erken dikiliyor ki; yavrularımız henüz ilkokula bile gitmeden kimin hangi oyuncağı seveceği, kimin hangi renge yöneleceği çoktan belirlenmiş oluyor. Gelin, bu görünmez sınırların çocuklarımızın geleceğini nasıl etkilediğine biraz yakından bakalım.
Çocuklar, 2 yaşından itibaren dünyayı anlamlandırmaya başlar ve çevresindeki her şeyi "kadın işi" veya "erkek işi" diye etiketler. Eğer bir çocuk evde sadece annesini mutfakta, babasını ise sadece dışarıdaki işlerle görürse, zihninde "ev işi sadece kadının görevidir" fikri kemikleşir. Bu küçük gözlemler, ileride onun meslek seçiminden kuracağı ilişkilere kadar her adımı sessizce şekillendirir.
İşin ilginç bir yanı da şu: Bu konudaki bilimsel çalışmaları yapanların neredeyse tamamı kadınlar. Bu da bize eşitlik meselesinin hala sadece "kadınların bir sorunu" gibi görüldüğünü gösteriyor. Oysa çocuklarımıza daha özgür bir dünya bırakmak için bu dönüşüme babaların, amcaların ve dedelerin de aynı heyecanla dahil olması gerekiyor.
Annelerin kendi hayatlarına dair güçlü duruşları, çocukları için en iyi öğretmendir. Bir annenin eğitimi, çalışması veya sosyal hayatta aktif olması, aslında çocuğuna sunduğu dünyayı genişletir. Annenin kendi hayatı hakkında kararlar alabilen, güçlü bir birey olduğunu görmesi; bir çocuğun ileride "ben de yapabilirim" demesini sağlayan en büyük mirastır.
Geleceği Şekillendiren Temel Unsurlar
● Bakım Emeği Sadece Annenin Değildir: Ev içindeki her türlü emek (yemek, temizlik, çocuk bakımı) sadece kadının "doğal" görevi değildir. Babaların bu sürece "yardımcı" olarak değil, evin bir ortağı olarak "hakkaniyetli bir paylaşım"la katılması, çocuğun dünyasındaki ilk adalet dersidir.
● Kadının Karar Verici Gücü: Mehmet’in de vurguladığı gibi; kadınların sadece ailede var olması yetmez, kendi hayatları üzerinde "stratejik kararlar" alabilmeleri gerekir. Kendi geleceğine yön veren bir anne, çocuğuna özgürlüğün en canlı örneğini sunar.
● Roller Değil, Yetenekler: Çocuklarımıza "prenses" ya da "kahraman" gibi hazır elbiseler giydirmek yerine, onlara sadece "insan" olmayı öğretmeliyiz. Bırakalım hayallerini cinsiyetleri değil, kendi yetenekleri belirlesin.
Kısacası; her çocuk hayata eşit bir başlangıç yapmayı hak eder. Onlara sunduğumuz roller, aslında onların gelecekteki sınırlarıdır. Gelin, o sınırları daraltmak yerine, evlatlarımızın kanatlarını alabildiğine açmalarına hep birlikte yardımcı olalım.
Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü
Okul Öncesi Öğretmenliği Anabilim Dalı
Topluma Hizmet Uygulamaları Dersi
Danışman: Dr. Öğr. Üyesi Gülçin BİLGENER
Kaynakça
Kirişçi, M. (2020). Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Karar Alma Mekanizmalarındaki Rolü. Ankara: Akademik Yayınlar.
Öztürk, S. ve Yılmaz, A. (2018). Okul Öncesi Dönemde Çocukların Toplumsal Cinsiyet Algıları ve Aile İçi Rol Modeller. Eğitim ve Bilim Dergisi, 43(192), 115-132.
UNESCO. (2021). Erken Çocukluk Döneminde Cinsiyet Kalıplarını Yıkmak ve Eşitlikçi Yaklaşımlar Rehberi. Paris: UNESCO Yayınları.




