​Dört yaşındaki çocuğunuza duş aldırırken kapıyı kapatır mısınız? Peki ya o sizin odanıza izinsiz girdiğinde ne yaparsınız? Bu sorular basit gibi görünse de aslında çocuk gelişiminin en hassas konularından birine, mahremiyet eğitimine işaret ediyor.

​Mahremiyet, bireyin kişisel alanını, bedenini, duygularını ve özel bilgilerini koruma hakkıdır. Yetişkinlerin mahremiyeti bile sık sık ihlal edilirken, korunmaya en muhtaç varlıklar olan çocukları korumak çok daha hayati bir önem taşır. Ancak mahremiyet eğitimi, çoğu zaman sanıldığı gibi sadece “özel bölgeler” öğretmekten ibaret değildir. Çocuğun kendi bedeninin sınırlarını tanıması, duygularını ifade edebilmesi ve kişisel alanını korumayı öğrenmesidir.

​Erken Çocuklukta Temel Atılır

​Mahremiyet eğitimi, aile içinde veya bir uzman rehberliğinde, çocuğun gelişim düzeyine uygun olarak verilen birebir bir eğitimdir. Erken çocukluk döneminde temellendirilmesi gerekir. Bu yaşlarda çocuklar soyut kavramları tam olarak anlamlandıramadıkları için mahremiyet, sözel anlatımdan çok davranışlarla kazandırılmalıdır. Ebeveynlerin ve bakım verenlerin tutum ve davranışları bu noktada belirleyici rol oynar.

​Örneğin, çocuğa banyo yaptırırken kapının kapatılması ve özel bölgelerinin örtülmesine özen gösterilmesi, mahremiyet bilincinin gelişimine katkı sağlar. Bu tür uygulamalara yaklaşık dört yaşından itibaren bilinçli şekilde başlanabilir. Çocuğun kendi bedenini tanıması ve özel bölgelerinin farkına varması, ilerleyen yıllarda sınır koyma becerisinin temelini oluşturur.

​Benlik Kavramı ve Sınırlar

​Mahremiyet eğitiminin temel taşlarından biri de çocuğun benlik kavramı geliştirmesidir. Çocuk, kendi bedeninin farkına varmalı ve bedeninin özel olduğunu bilmelidir. Bunun için ebeveynler, çocuğun izni olmadan ona dokunmamaya özen göstermelidir. Örneğin bir ebeveyn çocuğuna sarılmak istediğinde “Sana sarılabilir miyim?” diye sorması, çocuğun sınırlarına saygı duyulduğunu gösterir. Bu sayede çocuk, isteği dışında dokunulduğunda rahatsızlığını ifade edebilmeyi öğrenir ve benlik kavramı gelişir.

​“Hayır” Diyebilmek Bir Kalkandır

​Mahremiyet eğitiminin bir diğer önemli boyutu da çocuğun “hayır” diyebilme becerisidir. Çocuk, kendini rahatsız eden bir durumda “hayır” demeyi öğrenmelidir. Çünkü “hayır” demek yalnızca bir kelime değildir; bir sınırdır, bir duruştur, bir korunma kalkanıdır. Taciz, bir bireyin isteği dışında fiziksel veya duygusal şiddete maruz kalmasıdır. Böyle bir risk karşısında çocuğun en güçlü savunmalarından biri, kendi iradesini ifade edebilmesidir. Bu nedenle çocuklara küçük yaşlardan itibaren “İstemediğin bir şeye hayır diyebilirsin” mesajı tutarlı biçimde verilmelidir.

​Erken çocukluk döneminden başlayarak anne babaların bu konuda bilinçli davranması büyük önem taşır. Çocuğun duygu ve sınırlarına saygı gösterilen bir aile ortamında büyümesi, onun da kendi sınırlarını koruyabilmesini sağlar. Unutulmamalıdır ki “hayır” diyebilen çocuk, sınırlarını koruyabilen çocuktur. Sınırlarını koruyabilen çocuk ise kendini koruyabilen çocuktur.

​Toplumsal Bir Sorumluluk

​Mahremiyet eğitimi hafife alınacak bir konu değildir. Çocuklarımızın masum dünyasını koruyan bir kalkandır. Çocuklarımızı koruduğumuzda, onların geleceğini ve dolayısıyla neslimizin sağlam temeller üzerine inşa edilmesini sağlarız. Mahremiyet eğitimi toplumsal bir mesele olarak ele alınmalı ve her birey bu konuda duyarlılık göstermelidir.

​Unutmayalım: Çocuklarımıza bedenlerinin onlara ait olduğunu öğretmek, onları en büyük tehlikelerden korumak demektir.

Hazırlayan: Mehmet Şengönül

Rehber: Dr. Öğr. Üyesi Gülçin BİLGİNER

Bu çalışma, Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Okul Öncesi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı Topluma Hizmet dersi kapsamında hazırlanmıştır.

KAYNAKÇA

Güneş, A. (2014). Mahremiyet Eğitimi. İstanbul: Timaş Yayınları.

Çocuklar doğru ve yanlışı nasıl öğreniyor?
Çocuklar doğru ve yanlışı nasıl öğreniyor?
İçeriği Görüntüle