ÖZEL HABER: EYLEM ÖZEN
Bingöl’de çocuk yaşlarda eline aldığı tepsiyle kahvehane kahvehane dolaşarak çiğ köfte satan Fırat Ozman, aradan geçen yaklaşık 30 yıla rağmen aynı mesleği ilk günkü heyecanla sürdürmeye devam ediyor. Kent merkezindeki 10 metrekarelik mütevazı dükkânında doğal yöntemlerle çiğ köfte hazırlayan Ozman, hem mesleğinin geçmişini hem de Bingöl’de oluşan çiğ köfte kültürünü anlattı.
Meslek hayatına çok küçük yaşlarda başladığını belirten Fırat Ozman, çocukluk yıllarından bugüne uzanan hikâyesini şu sözlerle anlattı:
“1976 doğumluyum, iki çocuk babasıyım. İlkokula başladığım yıllardan itibaren yaz aylarında lokantalarda çıraklık yaparak çalışmaya başladım. O dönemlerde çekirdekten yetiştik. 12-14 yaşlarındayken çıraklığım devam ederken çiğ köfte işi bana çok cazip geldi. Bu işi yapmaya karar verdim. 15 yaşına geldikten sonra tepsilerle kahvehaneleri dolaşarak çiğ köfte satmaya başladım. O yıllarda Bingöl’de birçok insan beni bu şekilde tanıdı.”
“GÜNDE 20 DÜRÜMLE BAŞLADIK, 2 BİN DÜRÜME KADAR ÇIKTIK”
Yıllar içerisinde seyyar satıştan sabit tezgâha, ardından da kendi dükkânına geçtiğini anlatan Ozman, işini büyütme fırsatı bulmasına rağmen küçük ve samimi bir işletme anlayışını tercih ettiğini söyledi.
“Önce tepsilerle satış yaptım, ardından sabit bir seyyar tezgâh kurdum. Daha sonra da kendi dükkânımı açtım. Aslında istersem işi daha da büyütebilir, şubeler açabilir ya da zincir oluşturabilirdim. Ama ben hiçbir zaman bunun peşinde olmadım. Kendi işimin başında olmayı tercih ettim. Yeri geldi bu 10 metrekarelik dükkânda 4-5 kişi birlikte çalıştık. Talebe yetişmekte zorlandığımız günler oldu. İlk zamanlarda günlük 20 dürüm satarken zamanla günlük 2 bin dürüme kadar ulaştığımız dönemler yaşadık.”
“BİNGÖL’DE BİR ÇİĞ KÖFTE GELENEĞİ OLUŞTURDUK”
Bingöl’de çiğ köftenin geçmişinin çok eski yıllara dayandığını ifade eden Ozman, kentin önemli ustalarının bu kültürün oluşmasında büyük emek verdiğini söyledi.

“Bingöl’de yıllardır süregelen bir çiğ köfte kültürü var. Ustamızın ustası Gülüm Zeki’yi, Mehmet Usta’yı eski Bingöllülerin tamamı tanır. O dönemlerden bugünlere kadar uzanan bir gelenek oluştu. Şu an o ustaların çoğu emekli oldu ya da vefat etti. Bu doğal çiğ köfte geleneğini sürdüren sayılı ustalardan biri olarak yolumuza devam ediyoruz.”
“ÇİĞ KÖFTENİN SIRRI SEVGİDİR”
Yıllardır çiğ köfte üzerine birçok farklı söylem duyduğunu belirten Ozman, işin sırrının baharat sayısında değil, ustalıkta ve sevgide saklı olduğunu dile getirdi.
“Bazıları çıkıp ‘40 çeşit baharat kullanıyorum’ diyor. Aslında baharatlar aşağı yukarı aynıdır. Çiğ köfteyi farklı yapan şey ustanın el ayarıdır. Bu işin en önemli malzemesi sevgidir. Eğer yaptığınız işi severseniz ortaya güzel bir ürün çıkar. Bana göre çiğ köftenin olmazsa olmazı da isottur. İyi bir çiğ köfte için hem kaliteli malzeme hem de ustalık gerekir.”
“EL YAPIMI ÇİĞ KÖFTENİN YERİNİ HİÇBİR ŞEY TUTAMAZ”
Hazır üretimin yaygınlaştığı günümüzde geleneksel yöntemlerden vazgeçmediğini belirten Ozman, el yapımı çiğ köftenin her zaman farklı bir lezzet sunduğunu söyledi.
“Fabrikasyon üretimle el yapımı çiğ köfte bir olmaz. Biz burada tamamen doğal yöntemlerle çalışıyoruz. Hijyene çok önem veriyoruz. Üretim yaparken üç kat eldiven kullanıyoruz. Yaklaşık 30 yıldır aynı özenle hizmet vermeye devam ediyoruz. İnsanlar da bunun farkında olduğu için bizi tercih ediyor.”
“BİNGÖL DIŞINDAN GELENLER MUTLAKA UĞRUYOR”
Yıllar içerisinde yalnızca Bingöllülerin değil, şehir dışından gelen birçok kişinin de müdavimi olduğunu anlatan Ozman, dükkânının adeta bir uğrak noktası haline geldiğini söyledi.
“Bingöl dışından gelenler, gurbetçiler ve yurt dışından gelen vatandaşlarımız özellikle doğal el yapımı çiğ köfte yemek için dükkânımıza uğruyor. Sanatçılar, siyasetçiler ve çeşitli misafirler de yıllardır bizi ziyaret ediyor. Gelen insanların büyük bölümü tekrar geliyor. Bu da yaptığımız işin karşılığını aldığımızı gösteriyor.”
“ÇİĞ KÖFTEDE BİNGÖL’ÜN SEMBOLÜ HALİNE GELDİK”Mesleğini bugün daha sakin bir tempoda sürdürdüğünü belirten Özman, yıllar içerisinde Bingöl’de çiğ köfte denildiğinde akla gelen isimlerden biri haline geldiklerini söyledi.
“Gençlik yıllarında daha hevesliydik, daha çok çalışıyorduk. Şimdi işleri biraz daha rölantiye aldık ama mesleğimizi aynı sevgiyle sürdürüyoruz. Bingöl denildiğinde insanların aklına bal geliyor. Biz de yıllardır yaptığımız çiğ köfteyle bu şehrin önemli lezzetlerinden biri olduk. Çiğ köfte konusunda Bingöl’de bir sembol haline geldiğimizi düşünüyorum. Allah sağlık verdiği sürece bu geleneği yaşatmaya devam edeceğiz.”
“BU MESLEKLE İKİ ÇOCUĞUNU OKUTUP MESLEK SAHİBİ YAPTI”
Yaklaşık 30 yıldır çiğ köfte mesleğinden elde ettiği gelirle ailesinin geçimini sağlayan Fırat Özman, iki çocuğunu da bu meslek sayesinde büyüttüğünü ifade etti. Alın teriyle kazandığı helal kazançla çocuklarının eğitim hayatına destek olduğunu belirten Özman, çocuklarından birinin öğretmen, diğerinin ise memur olarak görev yaptığını söyledi.
“Bu dükkân benim sadece ekmek teknem değil, aynı zamanda hayatımın en büyük emeği oldu. Yıllardır bu meslekten kazandığım gelirle ailemi geçindirdim. İki çocuğumu bu iş sayesinde okuttum, büyüttüm. Çok şükür bugün bir çocuğum öğretmen, diğer çocuğum ise memur olarak görev yapıyor. Onların bu noktalara gelmesinde bu dükkânda döktüğümüz alın terinin büyük payı var. Bu yüzden mesleğime her zaman saygı duydum ve severek yaptım.” dedi.




