Bingöl’ün Kiğı ilçesinde çevre platformları, dernekler ve vatandaşlar, Peri Vadisi’nde yapılması planlanan siyanürlü maden arama faaliyetlerine karşı yürüyüş düzenledi.
Kiğı Peri Vadisi Çevre Platformu öncülüğünde gerçekleştirilen yürüyüşe Kiğı Online Bilim Kültür Sanat ve Dayanışma Derneği, Eski Kavak Çevre Koruma ve Güzelleştirme Derneği, Kiğı Kültürünü Yaşatma ve Dayanışma Derneği, Munzur Çevre Derneği, Sabırtaş Köy Derneği, Ölmez Köy Derneği, Kiğı Muhtarlar Derneği, Kiğı Cemevi ve Peri Vadisi Grubu da destek verdi.
Yürüyüşün ardından yapılan basın açıklamasında, Peri Vadisi’nde planlanan siyanürlü maden arama çalışmalarının doğa, su kaynakları ve yaşam alanları için büyük risk taşıdığı belirtildi.
KİĞI’DA SİYANÜRLÜ MADEN TEPKİSİ
Yapılan açıklamada şunlar kaydedildi;
“Bugün burada sadece bir köyü değil; toprağımızı, suyumuzu, havamızı, yaşam hakkımızı ve çocuklarımızın geleceğini savunmak için toplandık.
Kiğı Peri Vadisi’nde yapılmak istenen siyanürlü maden arama faaliyetleri; doğamızı, ormanlarımızı, su kaynaklarımızı, tarımımızı, hayvancılığımızı ve tüm yaşam alanlarımızı geri dönüşü olmayan büyük bir yıkımla karşı karşıya bırakmaktadır.
Bizler biliyoruz ki; Bir bölgenin suyu kirlenirse yaşam kirlenir. Toprağı zehirlenirse gelecek zehirlenir. Doğa yok edilirse insanlar doğdukları toprakları terk etmek zorunda kalır.
Bugün “maden” adı altında başlatılmak istenen bu süreç; yarın zorunlu göçün, kuraklığın, yoksulluğun ve büyük bir çevre felaketinin başlangıcı olacaktır.
Bölgedeki en büyük tehlikelerden biri ise bölgenin Deprem bolgesi olmasıdır.
Kiğı ve Peri Vadisi; çok sayıda doğal su kaynağına, dereye ve yer altı su ağına sahip hassas bir coğrafyadır.”
“BİR DAMLA SİYANÜR TÜM BÖLGEYİ ETKİLER”
“Bu bölgede oluşabilecek en küçük kimyasal sızıntı veya siyanür kaynaklı bir kirlilik bile yalnızca tek bir alanı değil, suyun ulaştığı tüm yaşam alanlarını tehdit edecektir.
Çünkü su bulunduğu yerde kalmaz. Derelerle, yer altı kaynaklarıyla, tarım arazileriyle ve yaşam alanlarıyla birlikte geniş bir coğrafyaya yayılır.
Bu nedenle oluşabilecek bir kirlilik; İçme sularını, Tarım alanlarını, Hayvancılığı, Arıcılığı, Doğal yaşamı ve insan sağlığını doğrudan tehdit edecektir.
Söz konusu riskin yayılımı yalnızca bir köyü değil, bütün bölgeyi etkileyebilecek büyük bir çevre faciasına dönüşebilir.
Bu bölge sadece dağlardan ve taşlardan ibaret değildir. Nesli tükenmekte olan Vaşak,Boz ayı, Dağ keçisi gibi yaban hayvanların yaşam alanlarıdır. Bu topraklar; hayvancılığın, arıcılığın, temiz suyun ve doğal yaşamın merkezidir.”
DOĞAMIZA DOKUNMAYIN! SUYUMUZA DOKUNMAYIN! TOPRAĞIMIZA DOKUNMAYIN!
“Bölgenin en kaliteli ve en doğal balı, burada yetişen endemik bitkiler sayesinde üretilmektedir. Doğal bitki örtüsünün bozulmasıyla birlikte arıcılık büyük zarar görecek, iklim dengesi değişecek ve binlerce yıldır var olan doğal yaşam yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.
Vahşi madencilik faaliyetleriyle birlikte; Meralar zarar görecek, Hayvancılık bitecek, Su kaynakları kirlenecek, Arıcılık yok olma noktasına gelecek, İklim dengesi değişecek, Bitki örtüsü geri dönüşü olmayacak şekilde tahrip edilecektir.
Bizler çocuklarımıza zehirli sular, kurumuş dereler ve talan edilmiş dağlar bırakmak istemiyoruz.
Biz Kiğı’nın, Peri Vadisi’nin ve Munzur’un çocuklarıyız. Bu dağlar bizimdir. Bu dereler bizimdir. Bu topraklar bizimdir.
Hiçbir şirketin, hiçbir rant grubunun milyonlarca yıllık doğayı birkaç yıllık kazanç uğruna yok etmesine izin vermeyeceğiz. Bugün burada bulunan herkes yalnız değildir. Karıncanında kardeşi vardır. Köy derneklerimizle, muhtarlarımızla, kadınlarımızla, gençlerimizle ve doğa savunucularıyla omuz omuzayız. Buradan bir kez daha çağrımızı yineliyoruz. Kiğı halkı birleşiniz Doğamıza, suyumuza, toprağımıza sahip çıkalım! Sessiz kalmak geleceğimizi kaybetmektir! Biz yaşamı savunuyoruz. Biz geleceği savunuyoruz. Biz doğayı savunuyoruz. Ve açıkça söylüyoruz: Doğamıza dokunmayın! Suyumuza dokunmayın! Toprağımıza dokunmayın! Kurtuluş yok tek başına; Ya hep beraber, ya hiçbirimiz!”





