Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Bingöl’de sivil toplum kuruluşları (STK) ve medya temsilcileriyle bir araya geldi. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki illeri kapsayan saha çalışmaları kapsamında Bingöl’de STK ve medya temsilcileriyle buluşan Arıkan,

Sp Genel Başkani1

ülke ve dünya gündemindeki konulara dair değerlendirmelerde bulundu.

Arıkan, “Bölge illerini ziyaretlerimiz kapsamında bugün güzel ilimiz Bingölümüzdeyiz. Sonrasında Tunceli ve Elazığ ziyaretleri ile bu haftaki turumuzu tamamlayacağız. Önümüzdeki hafta yine bölge illerini ziyaret etmeye devam edeceğiz. Bu gezilerde Türkiye’nin bütün illerini bütün coğrafyalarını ziyaret etmeye özen gösteriyoruz” dedi.

SAHA SİYASETİNİ ÖNEMSİYORUZ

Milli Görüş olarak saha siyasetini önemseyen bir hareket olduklarının altını çizen SP Genel Başkanı Arıkan. "57 yıl boyunca başarılı olduğumuz her dönemde sahada insanlarımızın dertleriyle hemhal olduğumuzda başarı gelmiştir. Bu yılda, muhtemelen önümüzdeki yıl yapılacak seçimlerde en güzel neticeyi alabilmek için Saadet Partisi olarak iktidar ortağı olabilmek için saha siyasetini önemseyerek insanlarımızla biraraya gelip onların dertlerini dinleyip, Ankara’ya bu dertleri götürüp bu dertleri götürdüğümüzde de iktidarı köşeye sıkıştırmak için değil; Muhalefette olsak bile o ildeki sorunların çözümüne hizmet edebilmek için bu ziyaretleri yapıyoruz” diye konuştu.

AMACIMIZ KARDEŞÇE YAŞANABİLEN BİR TÜRKİYE İNŞA EDEBİLMEKTİR

Arıkan yaptığı konuşmada, “32 yıl önce Bingöl’de tarihi bir miting vardı, Allah rahmet eylesin, Erbakan Hocamız 1994 senesinde burada tarihi bir konuşma yapmıştı. Bu konuşmayı o gün için Bingöllü kardeşlerimiz, vatandaşlarımız anlamışlardı. Türkiye’nin büyük bir ekseriyeti Erbakan Hocamızın o gün ne dediğini anlayamamıştı ama 32 yıl sonra hocamızın o dönem söylediği cümleler bugün Türkiye’de büyük bir kesim tarafından tartışılıyor. Orada işaret ettiği doğruların bugün doğru olduğunu gördüğümüz bir zaman dilimindeyiz. Biz bu meseleyle alakalı hiç kimsenin dönüp de bize ‘Saadet Partililer doğru söyledi’ demesini beklemiyoruz. Siyasette böyle beklentiler doğru değildir. Bizim amacımız, mücadelemizin hedefi bu sorunu, Kürt meselesini sıkıntısız bir şekilde çözebilmektir. Bu ülkede 86 milyon insanın kardeşçe yaşayabildiği bir Türkiye’yi inşa edebilmektir” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin zorlu bir süreçten geçtiğine dikkat çeken SP Genel Başkanı Arıkan, “Coğrafyamızdaki hadiseler, ülke içindeki sıkıntılar, ama bir de ülke yönetiminden kaynaklanan sıkıntılar var. Düşünebiliyor musunuz! Yeni doğan bir çocuk, birkaç günlükken çete ile mücadele etmek zorunda kalıyor! Ne çetesi? Yeni doğan bebek çetesinin tuzağına düşmeden büyümek durumunda kalıyor! Biraz büyüdüğünde, çocukluk yaşlarına geldiğinde bu sefer kayıp çocuk çetesinin tuzağına düşmeden bu çağı da atlatması gerekiyor! Epstein hadisesini hep beraber yaşadık. Deprem sonrasında kaybolan çocukları hep yaşadık. Türkiye’de çok ciddi sayıda kayıp çocuk var ve bunun verisine ulaşamadığımız bir dönemi yaşıyoruz. Hadi çocuk onu da atlattı. Lise yıllarına geldi. Bu sefer karşısında ‘Yeraltı İstihdam Ofisi’ diye bir düzenek çıktı. Ne demek bu? İnsanlar, legal yollardan iş bulamayınca, okul ihtiyaçlarını gideremeyince çete diye tabir ettiğimiz, yeraltında istihdam edilmek için iş görüşmeleri yapıyorlar. Bunu kimler söylüyor? Okullarımızın idarecileri söylüyor, muhtarlarımız söylüyor, yereldeki yöneticilerimiz söylüyor. Bunu da atlattı çocuk. Hasbelkader üniversiteye başladı. Bu sefer, maddi problemlerle karşı karşıya kalıp uyuşturucu çetesine, uyuşturucu tuzağına, sanal kumar tuzağına düşmemek için bir gayret içerisinde olmaya çalışıyor. Haydi, üniversiteyi bitirdi, evlenmesi gerekiyor. Bu sefer evlenmeyle ilgili çok büyük faturalarla karşı karşıya kalıyor! Böyle bir Türkiye’de yaşıyoruz” diye konuştu.

YORGUN BİR AK PARTİ İKTİDARI VAR!

Arıkan, 25 yıldır ülkeyi tek başına yöneten Ak Parti iktidarının artık Türkiye’ye verecek hiçbir şeyi kalmadığını, özellikle ekonomi başta olmak üzere birçok alanda yaşanan gerilemeye dikkat çekerek

Sp Genel Başkani3

şunları söyledi: “25 yıl boyunca ülkeyi tek başına yöneten iktidar, 25 senenin sonunda bunları konuşmamamız gerekirdi. Bugün ülke olarak yapay zekâyı tartışmamız lazım. Ülke olarak bu savaşların yaşandığı bir dönemde başkalarını memnun edebilmek için değil özellikle 10 bin kilometre ötedeki Amerika Birleşik Devletleri’ni mutlu edebilmek için değil, kendimizin ve bizim gibi düşünen ülkelerle beraber bir hareket planı ortaya koyabilmemiz lazım. Bu dirayeti ortaya koyabilmemiz lazım. İşte yakın coğrafyamızda Amerika ve İsrail’in İran’a saldırılarını takip ediyoruz. Sanki saldırıları Amerika hiç yapmıyormuş gibi biz dönüp dolaşıp İran’ı kınamak durumunda kalıyoruz maalesef. Ben şu sorunun cevabını çok merak ediyorum. Aklıselim insanlara bu soruları sormak istiyorum. 25 yıl az bir zaman değil. 25 yıl boyunca, 25 yıl öncesine göre ahlaki ve kültürel seviyemiz daha iyi bir yerlere mi gitti yoksa daha sıkıntılı bir yerlere mi gitti? 25 yıl öncesine göre gelir dağılımındaki adaletimiz daha mı dip noktaya gitti yoksa daha sıkıntılı bir noktaya mı gitti? 25 yıl boyunca sosyal yardıma ihtiyaç duyan insan sayımız arttı mı azaldı mı? 25 yıl boyunca fakirlik sınırı altında yaşayan insanlarımızın toplam nüfusa oranı azaldı mı arttı mı? 25 yıl boyunca ki bunu Cumhuriyet tarihine endeksleyebiliriz. İlk kez açlık sınırının altında insanlara asgari ücret vermek durumunda kaldık. En son açıklandı bu hafta, hepinizin malumu, açlık sınırı 33 bin lira oldu. Yoksulluk sınırı 104 bin lira oldu. Biz 28 bin lira asgari ücreti, 20 bin lira emekli maaşı ile insanlarımızı geçindirmek zorunda kalıyoruz maalesef. Sormaya devam ediyorum: 25 yıl öncesine göre genç işsiz oranımız arttı mı azaldı mı? Ben aklıselim insanlara, trolleri bir kenara bırakıyorum. Aklıselim seçmenlere bu soruyu sormak istiyorum. 25 yıl öncesine göre genç işsizimizin sayısı azaldı mı arttı mı? 25 yıl öncesine göre, uluslararası sıralamaya giren üniversite sayımız azaldı mı arttı mı? 25 yıl boyunca israf, yolsuzluk, rüşvet arttı mı azaldı mı? 25 yıl boyunca TV dizilerindeki ahlaksızlık arttı mı azaldı mı? 25 sene önceki diziler mi bugünden daha ahlaksızdı, yoksa bugünkü diziler 25 yıl önceki dizilerden daha mı ahlaksız? Yine 25 yıl öncesine göre, bütçeden faiz ödemeleri azaldı mı arttı mı? Bunların hepsi olumsuz manada yukarıya doğru çıktı değerli arkadaşlar. Neticede 25 yılın sonunda ne var elimizde? Yorgun bir Ak Parti iktidarı var. Artık Türkiye’ye verecek bir şeyi kalmayan Ak Parti iktidarı var. Yıllar önce sayın Cumhurbaşkanı bunu ifade etmişti: Metal yorgunluğu olup ve bu metal yorgunluğuna sahip olan insanların ülkeyi yönetemeyeceğini söylemişti. Şu anda Ak Parti kadrolarının çok büyük bir ekseriyetinde metal yorgunluğu olduğunu görüyoruz.

25 SENE BOYUNCA DÖNDÜK DOLAŞTIK EN BAŞA GELDİK!

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı İleri, Bingöl’de Hane Ziyaretlerinde Bulundu
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı İleri, Bingöl’de Hane Ziyaretlerinde Bulundu
İçeriği Görüntüle

2000’li yılların başı bugünküne benzer bir ekonomik kriz yaşıyoruz ve Amerika’dan bir kurtarıcı getiriyoruz: Kemal Derviş, IMF planlarıyla Türkiye’ye geliyor. Türkiye’yi kurtaracağını söylüyor. IMF, Türkiye’ye 3 tane talimat veriyor. 3 tane şeyi artıracaksınız diyor. Bir, vergileri artıracaksınız; iki, faizleri artıracaksınız; üç, fiyatları artıracaksınız diyor. Aradan 25 sene geçti. Yine bir ekonomik kriz yaşıyoruz. Bu sefer İngiltere’den Mehmet Şimşek geldi, ‘kurtarıcı’ olarak! O gün Kemal Derviş gelmişti, bugün Mehmet Şimşek ‘kurtarıcı’ olarak geldi. Ne yaptı? O da vergileri artırdı, o da faizleri artırdı, o da fiyatları artırdı. Hani bir tabir var ya: 25 sene boyunca döndük dolaştık yine en başa gelmek durumunda kaldık maalesef.”

ZULÜMLE VE ZALİMLİKLE MÜCADELE EDEN BİR SİYASİ ANLAYIŞA SAHİBİZ

Saadet Partisi olarak Milli Görüş hareketinin bugünkü siyasi temsilcisi olduklarını kaydeden Arıkan, zulümle ve zalimlikle mücadele eden bir siyasi anlayışa sahip olduklarının altını çizerek “Netice itibariyle biz Milli Görüş’ün bugünkü siyasi temsilciyiz, Saadet Partisi’yiz. Ve bizim anlayışımızda merhamet ve vicdanın hiçbir zaman ne ırkı ne rengi ne de dili vardır! İnsan olarak bakıyoruz hadiselere. Biz zulümle, zalimlikle mücadele eden bir siyasi anlayışa sahibiz. Ve yine, nimet ve külfet dengesini gözetmeyen, o dengeyi sağlamayan hiçbir düzen Türkiye’yi refaha erdiremez. Bugünkü problemlerden bir tanesi o. Yukarıda mutlu bir azınlık var, ‘orta direk’ diye tabir ettiğimiz insanlar neredeyse yok olmaya yakın bir yere geldiler, aşağıdaki ‘gariban’ diye tabir ettiğimiz insanların oranının her geçen gün arttığını görüyoruz. Yine kuvvetli olmanın, çoğunluk olmanın, belirli bir ırktan olmanın hak sahibi olduğu bir düzenin de doğru olmadığını tekraren ifade etmek istiyorum.

Bugün Türkiye’nin yapısal gerilemesinin sebeplerinin başında yargı bağımsızlığının zayıflaması geliyor. Kuvvetler ayrılığı ve kurumsal denge sorununun çözülememesi geliyor. Temel hak ve özgürlüklerde bile insanların önündeki sıkıntıların giderilmemesi geliyor. Adalet sistemindeki etkinlik sorunları geliyor. Ve en önemlisi belki de şeffaflığın ve hesap verilebilir düzeneğin elinin tersiyle itildiği bir düzen olduğunu görüyoruz” şeklinde konuştu.

BİNGÖL’DE HÜKÜMETE ÇAĞRIDA BULUNDU

SP Genel Başkanı Arıkan, konuşmasının son bölümünde ise Türkiye’nin Dünya Kupası maçlarının İran ve Gazze’deki katliamlar nedeniyle Amerika’da yapılmaması hususunda FİFA ve UEFA nezdinde girişimlerde bulunulması hususunda hükümete çağrıda bulundu. Arıkan,

Sp Genel Başkani4

şöyle konuştu: “Türkiye Milli Takımı 24 yıl sonra Dünya Kupası’na katılma başarısını ortaya koydu. Tüm futbolcularımızı, teknik heyetimizi, yöneticilerimizi yürekten tebrik ediyorum. Ama enteresan bir hadise: Bu sene Dünya Kupası, Amerika, Kanada ve Meksika’da gerçekleştirilecek. Bugün dünyanın en büyük 2 haydut ülkesi kim diye sorsak; Birçoğumuz birisi İsrail, birisi Amerika diyecektir! Türkiye’deki toplumlar olarak da protesto yapmayı seviyoruz. Bugün yapılacak en kıymetli eylemlerden bir tanesi, buna da sayın Cumhurbaşkanı’nın öncülük yapmasını ben özellikle talep ediyorum. Amerika’da yapılacak Dünya Kupası maçlarının, İran’da ve Gazze’de yaptığı katliamdan dolayı Amerika’daki maçların Kanada ve Meksika’ya alınmasıyla alakalı sayın Cumhurbaşkanı’nın FİFA’ya ve UEFA’ya bir çağrıda bulunmasıdır. Ve bizim de insanlar olarak bu çağrıya destek vermemizdir. Ben Bingöl’den bir davet yapmak istiyorum: Boykotsa; köprü üzerine çıkmak yerine, eylemler, mitingler yapmak yerine, Amerika’ya yapılacak en güzel boykot, Milli Takım maçlarının bütün ülkelerin milli takım maçlarının Amerika yerine Kanada ve Meksika’da oynanması çağrısının sayın Cumhurbaşkanı tarafından, iktidar partisi tarafından yapılmasını teklif ediyorum.”

SP Genel Başkanı Mahmut Arıkan, yaptığı değerlendirmelerin ardından programın son bölümünde

Sp Genel Başkani2

sivil toplum kuruluşları ile medya temsilcilerinin görüşlerini dinleyerek sorularını yanıtladı.

EROL YILMAZ