HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Hak Sanayici ve İş Adamları Derneği (HAKSİAD) tarafından düzenlenen iftar programına katılmak üzere Bingöl’e geldi.

İftar programında yaptığı konuşmada, İsrail ABD’nin Gazze ve İran’a yönelik saldırılarını ve körfez ülkelerinin tutumunu değerlendiren Yapıcıoğlu, İsrail’in 1948 öncesinde kurduğu terör örgütleriyle saldırılarına başladığını ve bu saldırıların farklı coğrafyalarda hala devam ettiğini belirterek, “Gazze’yi ve Batı Şeria’nın tamamını siyonistlere verseniz onların saldırılarından kurtulamazsınız. Filistin’i verseniz üstüne Lübnan’ı isteyecek, onu da verseniz üstüne Suriye’yi isteyecek, sonra Ürdün’ü isteyecek, sonra Irak’ı isteyecek ve Türkiye’yi de isteyecek. Çünkü onların sapıkça inançlarına göre, Nil’den Fırat’a kadar olan bütün topraklar onlara vaat edilmiş topraklardır, hepsi onların malıdır ve o topraklar üzerinde yaşayan herkes şu anda onlara göre işgalcidir.

Bu saldırıların yeni halkası olarak İran’a saldırdılar. Kimse zannetmesin ki eğer İran’ı da devirebilirlerse, yıkabilirlerse ya da boyun eğdirebilirlerse orada duracaklar. Hayır, emin olun durmayacaklar. Rabbim inşallah onlara bu fırsatı vermeyecek” dedi.

Hüda Par Zekeriya Yapıcıoğlu (3)

HÜDA PAR: Genç’te Meslek Lisesi Açılmalı
HÜDA PAR: Genç’te Meslek Lisesi Açılmalı
İçeriği Görüntüle

“AMERİKA SADECE SİYONİST REJİMİ KORUYOR”

Katar’da Hamas ile ateşkes müzakereleri devam ederken siyonist uçakları tarafından hedef alındığını belirten Yapıcıoğlu, “Halbuki Katar hem arabulucuydu hem de batı ile iyi ilişkiler içerisinde. Üstelik Katar topraklarının önemli bir kısmı Amerikan üssüydü ve orada hava savunma sistemleri vardı. O sistemler, Katar’a doğru ilerleyen savaş uçaklarını durdurmak için harekete bile geçmedi. Bu bir kırılma noktası oldu. Sadece katar değil, diğer körfez ülkeleri de ‘Amerika buraya kurduğu tesislerle sadece kendini mi koruyor, hani bizi koruyacaktı?’ diye sorgulamaya başladılar.

Yine müzakereler devam ederken ABD ve İsrail’in son saldırıları sonrasında memleketleri cayır cayır yanan Amerika’nın sözde müttefikleri oldu. Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Bahreyn… Bu inşallah ikinci bir kırılma noktası olur. Onlar da anlar ki Amerika bölgede sadece Siyonist rejimi ve kendi menfaatlerini korumak için vardır. İnşallah bu iyice anlaşılır, sorgulamalar başlar. Ekonomik destek Amerika’nın arkasından çekilirse ne Amerika kalır ne Amerika lobisi kalır” dedi.

“BÖLGE ÜLKELERİNİ SAVAŞTIRMAK İSTİYORLAR”

Bölge ülkelerinin Amerika ve İsrail’in oyununa gelmemesi gerektiğini ifade eden Yapıcıoğlu, şöyle devam etti; “Savaşı şimdi bölge ülkelerinin sırtına yüklemeye çalışıyorlar. Savaşı bölge ülkelerine devredip aradan sıyrılmaya çalışıyorlar. Çünkü nasıl bir belaya düştüklerini onlar da gördüler. Şimdi kışkırtıyorlar, sahte bayrak operasyonlarıyla bölge ülkelerini savaştırmak istiyorlar. Bu oyuna Allah’ın izniyle düşmeyeceğiz.”

ÇÖZÜM SÜRECİ DEĞERLENDİRMESİ

Yapıcı, konuşmasında Türkiye’de yürütülen çözüm süreci ile ilgili ise şunları söyledi; “Memleketimizde de biliyorsunuz uzunca bir süredir konuşulan bir süreç vardı. Bizim bir sorunumuz vardı. Kiminin ‘Doğu-Güneydoğu’, kiminin ‘terör sorunu’, kiminin ‘şiddet sorunu’, kiminin başka meselelerle başka isimler, kiminin ‘Kürt sorunu’ dediği bir sorunumuz vardı. Bizim aslında pek çok sorunumuz, pek çok meselemiz var ama biz hep şunu söyledik; biz kendi iç meselelerimizin hiçbirini emperyalizme havale etmeden ve şiddete başvurmadan mutlaka hepsini tek tek çözmek zorundayız. Hiçbirini onlara havale etmeyeceğiz ve şiddete başvurmayacağız dedik ve hepsinin çözüm yolu vardır. Meclis’te kurulan komisyonun, birbirine bu kadar uzak siyasi düşüncelerdeki partilerin, birbirine bu kadar uzak raporlar hazırlamış olan partilerin sonuç itibarıyla bir ortak rapor hazırlayabilmiş olmasını da inşallah bunun bir işareti, bir alameti olarak görüyoruz. Ve Allah’ın izniyle evet, biz kendi iç meselelerimizi emperyalistlere havale etmeden ve şiddete başvurmadan diyalogla, siyasetle çözeceğiz ve çözmek zorundayız. Bunun bir an önce çözülmesi gerektiği şu son olaylarda, özellikle siyonist işgal rejiminin bölgedeki halkları birbirine karşı kışkırtmak ve birini diğeri aleyhine… Yani sadece ülkeleri, sadece hükümetleri değil, herhangi bir ülke içerisindeki farklı etnik veya mezhebi grupları birbirine karşı kışkırtmak için nasıl oyunlar sergilediklerini de gördük. Öyleyse bunu görelim ve bir an önce bütün farklılıklarımızı bir zenginlik olarak kabul edip sorunlarımızı adalet temelinde çözelim ve aramızdaki kardeşlik hukukunu bir an önce tesis edelim diyoruz.”

(Haber Merkezi)