Bingöl’ün Yedisu ve Kiğı ilçelerinde bulunan maden sahaları üzerinden başlayan ortaklık, taraflar arasında yaşanan anlaşmazlığın ardından uzun yıllardır devam eden bir hukuk mücadelesine dönüştü.
Hüseyin Negüzel ile ortağı, söz konusu maden sahalarının işletilmesi amacıyla 14 Ağustos 2013 tarihinde noter huzurunda adi ortaklık sözleşmesi imzaladı. Sözleşmeye göre taraflar ortaklıkta yüzde 50’şer pay sahibi olacak, kâr ve zarara eşit şekilde katılacak ve ortaklığı birlikte yönetecekti.
Ancak taraflar arasında yaşanan anlaşmazlığın ardından konu yargıya taşındı. 2015 yılında başlayan dava süreci yıllara yayıldı.
“DOSYADA BUGÜNE KADAR 10’DAN FAZLA HÂKİM DEĞİŞMİŞ!”
Bingöl’de 2015 yılından bu yana devam eden maden ortaklığı davasında davalı Hüseyin Negüzel, yargılama sürecinin uzaması nedeniyle hukuki ve ticari açıdan mağduriyet yaşadığını belirterek, davanın makul sürede sonuçlandırılmasını isteyerek şu ifadelere yer verdi:
“2015 yılından bu yana devam eden davam nedeniyle yıllardır ciddi bir hukuki ve ticari mağduriyet yaşıyorum. Dosyada bugüne kadar 10’dan fazla hâkim değişmiş, bilirkişi değişiklikleri ve dosyada tespit edilen eksiklikler nedeniyle süreç defalarca uzamıştır. Duruşmaların çeşitli nedenlerle ertelenmesi de davanın makul sürede sonuçlanmasını engellemiştir.
Üstelik yıllardır devam eden ihtiyati tedbir kararı, ticari faaliyetlerimi doğrudan etkileyerek ekonomik kayıplara yol açmaktadır.
Benim talebim ayrıcalık değil; hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olan, davanın makul sürede ve adil şekilde sonuçlandırılmasıdır. Yıllardır devam eden bu sürecin artık sonuçlandırılmasını ve yaşadığım mağduriyetin dikkate alınmasını istiyorum.
Yetkili mercilerin dosyayı ve yaşanan gecikmeleri titizlikle incelemesini, hukuki sürecin makul süre içerisinde tamamlanmasını bekliyorum.”
Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Davalı Hüseyin Negüzel’in avukatı Sümeyra Göçmen, duruşmalarda eksikliklerin tek seferde değil, farklı aşamalarda giderildiğini belirtti.
Göçmen, “Bir duruşmada bir eksiklik gideriliyor, ikinci duruşmada başka bir eksiklik ele alınıyor. Normalde hâkimin bunların tamamını tespit ederek ilk duruşmada belirtmesi gerektiğini düşünüyoruz.” dedi.
“İLK BİLİRKİŞİ RAPORLARI MÜVEKKİLİMİN LEHİNEYDİ”
Dava sürecinde birden fazla bilirkişi raporu hazırlandığını belirten Göçmen, ilk raporların Hüseyin Negüzel lehine olduğunu ancak karşı tarafın itirazlarının ardından sürecin devam ettiğini söyledi.
Göçmen, “İlk bilirkişi raporları müvekkilim lehine çıktı. İki veya üç kez bilirkişi raporu hazırlandı. Ancak karşı taraf bu raporlara sürekli itiraz etti ve yapılan itirazlar kabul edildi. En sonunda karşı tarafın lehine bir bilirkişi raporu çıktı” ifadelerini kullandı.
“DAVANIN 11 YILDIR DEVAM ETMESİ OLAĞAN DEĞİL”
Bilirkişi raporları ve değerlendirmelerin süreç içerisinde değiştiğini belirten Göçmen, müvekkilinin yargılama sürecinin işleyişine yönelik itirazlarının bulunduğunu söyledi.
Göçmen, “Normal şartlarda bir veya iki yıl içerisinde sonuçlanması beklenen bir dosyanın 11 yıldır devam etmesi elbette olağan bir durum değil” dedi.





