TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Bingöl İl Temsilcisi Mehmet Alban, 13 Ekim Uluslararası Afet Risklerinin Azaltılması Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Bingöl’ün deprem gerçeğine dikkat çekerek alınması gereken önlemleri sıraladı.

Birleşmiş Milletler tarafından 1989 yılında ilan edilen 13 Ekim Uluslararası Afet Risklerinin Azaltılması Günü’nün 2026 yılı temasının, “Dirençlilik Evde Başlar” olarak belirlendiğini belirten Alban, “Bu tema; evlerimizin afetlerden en fazla etkilenilen yaşam alanları olmasının yanı sıra, afetlere karşı hazırlık ve dirençliliğin başladığı temel yerler olduğunu vurgulamaktadır.” dedi.

Alban, “Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF) ile Doğu Anadolu Fay Hattı’nın (DAF) kesişim noktasında, ülkemizin tektonik açıdan en hassas coğrafyalarından birinde yer alan Bingöl’de; kamu kurumları, meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları, engelli bireyleri temsil eden örgütler, kadın ve gençlik yapıları, özel sektör, yerel yöneticiler ve tüm Bingöllüler, afet risklerini evlerimizden ve mahallelerimizden başlayarak azaltmaya ve dirençli bir kent oluşturmak için somut adımlar atmaya davet edilmektedir.” İfadelerini kullandı.

Yapılan bu çağrının, güvenli konutlarda yaşamanın, bilimsel planlamanın ve afet risklerini azaltmaya yönelik kamusal politikaların önemini Bingöl ölçeğinde bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Alban, şöyle devam etti; “Afetler ne kaderdir ne de Bingöl halkının alışmak zorunda olduğu olağan olaylardır. Bingöl ve çevresinde sıkça karşılaştığımız; Diri fay hatları ve depremler (Yedisu Fay Segmenti, Karlıova Üçlü Eklemi ve Bingöl-Göynük Fay Hattı), heyelan ve kaya düşmesi riskleri, çığ tehlikesi ve dere yataklarındaki düzensiz yapılaşma, sel ve taşkınlar gibi doğa olayları, coğrafyamızın doğal bir parçasıdır. Ancak bu olayların büyük yıkımlara ve can kayıplarına dönüşmesi kaçınılmaz değildir. Bingöl’de yanlış yer seçimi, denetimsiz yapılaşma, zemin etütlerini ve bilimsel verileri dikkate almayan imar kararları ve kamusal sorumlulukların aksatılması afet risklerini artırmaktadır.

Afetleri yalnızca doğanın kaçınılmaz sonuçları olarak göstermek ya da mücbir sebep saymak, yaşanan yıkımların arkasındaki yönetsel ve teknik sorumlulukları görünmez kılmaktadır.

Geçmişte Bingöl’de yaşanan depremler ve en son 6 Şubat 2023 depremleri, risk azaltma politikalarındaki eksikliklerin ne denli ağır sonuçlar doğurduğunu net bir şekilde göstermiştir.

Her afetin ardından aynı kayıpların yaşanmasını normalleştiren anlayış derhal terk edilmelidir.”

BİNGÖL İÇİN HAYATİ ADIMLAR VE YASAL ZORUNLULUKLAR

Bingöl’ün coğrafi yapısının; diri faylar, yüksek heyelan ve çığ riski taşıyan dik yamaçlar ve taşkın alanları ile çevrili olduğunu ifade eden Alban, “Kentimizdeki temel sorun, bu tehlikelerin bilinmemesi değil; bilimsel bilgi ve mühendislik birikiminin Bingöl’ün kentleşme, imar ve denetim süreçlerine yeterince yansıtılmamasıdır.

Afet risklerinin azaltılmasını bütüncül ve bağlayıcı bir yasal çerçeveye kavuşturacak kapsamlı bir “Afet Risk Azaltılması Kanunu”, diri faylar üzerindeki yapılaşmayı düzenleyecek “Fay Yasası” ile Cumhurbaşkanı tarafından kurulacağı ifade edilen “Afet Bakanlığının” kurulmasına ilişkin düzenlemelerin halen çıkarılmamış olması önemli eksikliklerdir.

Risk azaltma politikaları, afet sonrası müdahaleye dayalı anlayışın önüne geçirilmeli; bilimsel veriler, etkin denetim ve kamu yararı esas alınmalıdır.

Kentsel dönüşüm, rant ve yapı yoğunluğu artışına değil, güvenli yerleşim alanlarının oluşturulmasına hizmet etmelidir. Zemin özellikleri ve jeolojik tehlikeler dikkate alınmalı; güvenli barınma hakkı ekonomik koşullardan bağımsız olarak bütün yurttaşlar için güvence altına alınmalıdır.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak bir kez daha vurguluyoruz:

Hey yıl çok sayıda can kaybının yanında, GSMH ’sının %5- %7’si arasında değişen oranda mali kaynağı yaşanan afetlere aktaran bir ülke olan Türkiye’nin; üzerinde yaşadığımız yeryüzünün bilimsel yöntemlerle araştırılması, tehlikelerin önceden belirlenmesi, afet risklerinin azaltılması ve bu bilgilerin planlama süreçlerine yansıtılmasıyla mümkündür.

Bunun için gerekli yasal düzenlemeler ivedilikle yapılmalı, bilimsel araştırmalar ve kamusal yatırımlar artırılmalı, mühendislik hizmetleri ve kamusal denetim mekanizmaları güçlendirilmelidir. Afetlere yol açan ihmallerin ve yanlış politikaların sonuçları normalleştirilemez.

Afetlere dirençli kentler, afet sonrasında verilen sözlerle değil, afet öncesinde bilim ve mühendisliğin rehberliğinde alınan kararlar ve idari düzenleme ve denetimlerle inşa edilir.

13 Ekim Uluslararası Afet Risklerinin Azaltılması Günü`nde bütün yetkilileri, bugünün anlamını kavramaya, afet risklerini azaltmayı ertelenebilir bir harcama değil yaşamsal bir kamu yatırımı olarak görmeye ve toplumun güvenli yaşam hakkını korumaya çağırıyoruz.

Afetler kader değildir! Güvenli yaşam hakkı kamusal sorumluluktur.” açıklamasında bulundu.

Ziraat Bankası’ndan Emeklilere 3 Bin TL’lik Kampanya: İşte Şartlar
Ziraat Bankası’ndan Emeklilere 3 Bin TL’lik Kampanya: İşte Şartlar
İçeriği Görüntüle

Haber Merkezi