Yaz aylarında hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte deniz, göl, gölet ve akarsularda yaşanan boğulma vakaları yeniden gündeme geldi. Uzmanlar, yüzme bilmenin tek başına yeterli olmadığını belirterek, özellikle bilinmeyen sulardaki akıntı, anafor ve ani derinleşmelere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Denizcilik Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı ve gümüş cankurtaran eğitmeni Ogün Gezen, suya girilen alanlarda alınacak basit önlemlerin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.
Bilinmeyen sular büyük risk taşıyor
Deniz, göl, gölet ve akarsularda suyun dışarıdan sakin görünmesinin tehlike olmadığı anlamına gelmediğini belirten Gezen, özellikle dip yapısı bilinmeyen alanlarda ciddi riskler bulunduğunu ifade etti.
Ani derinleşmeler, güçlü akıntılar, anaforlar ve balçık ya da kumlu zeminlerin boğulma tehlikesini artırdığına dikkat çekildi. Özellikle gölet ve akarsularda suyun derinliği ile dip yapısının her zaman dışarıdan anlaşılamadığı belirtildi.
Yüzme bilmek her zaman kurtarmıyor
Uzmanlara göre boğulma vakaları yalnızca yüzme bilmeyen kişilerin başına gelmiyor. Kendine fazla güvenerek kıyıdan uzaklaşan, kondisyonunu aşan mesafelere yüzen veya güvenli alanların dışına çıkan kişiler de riskle karşı karşıya kalabiliyor.
Açıkta yaşanan panik anlarının yüzme dengesini bozarak tehlikeli sonuçlara yol açabileceği vurgulanırken, kıyıdan uzaklaştıkça yardım ve kurtarma süresinin de zorlaştığı ifade edildi.
Çeken akıntıya karşı yüzmeyin
Denizde en büyük tehlikelerden biri olan çeken akıntıya kapılan kişilerin panik yapmaması gerektiği belirtildi. Çeken akıntının kişiyi dibe çekmediği, kıyıdan açığa doğru sürüklediği ifade edildi.
Bu durumda akıntıya doğrudan karşı yüzmeye çalışmanın kişiyi kısa sürede yorabileceğine dikkat çekilirken, akıntıdan çıkmak için kıyıya paralel yüzülmesi, güvenli bölgeye ulaşıldıktan sonra kıyıya yönelinmesi gerektiği vurgulandı.
Kişinin su üzerinde kalabiliyorsa enerjisini koruması, mümkünse sırtüstü pozisyonda dinlenerek yardım istemesi önerildi.
Güvenli alanların dışına çıkılmamalı
Uzmanlar, akarsu ve gölet gibi denetimsiz alanlar yerine cankurtaran hizmetinin bulunduğu ve güvenliği belirlenmiş yüzme alanlarının tercih edilmesi gerektiğini belirtti.
Denizde şamandıralarla belirlenen sınırların aşılmaması, dibi ve su koşulları bilinmeyen alanlara girilmemesi gerektiği ifade edildi. Ayrıca tek başına uzun mesafeler yüzmekten kaçınılması gerektiği kaydedildi.
Kurtarmaya çalışırken ikinci bir tehlike oluşabilir
Boğulma tehlikesi yaşayan bir kişiye yardım etmek isteyenlerin de kendi güvenliklerini riske atmaması gerektiği vurgulandı. Eğitim ve gerekli ekipman olmadan doğrudan suya girmenin, kurtarmaya çalışan kişinin de boğulmasına neden olabileceği belirtildi.
Tehlike altındaki kişinin mümkün olduğunca takip edilmesi ve güvenli bir noktaya yönlendirilmesi gerektiği ifade edilirken, cankurtaran veya yetkililerden yardım istenmesinin önemine dikkat çekildi.
Derin dalış yapanlara da uyarı
Nefes tutarak yapılan derin dalışlarda da ciddi riskler bulunduğunu belirten uzmanlar, özellikle zıpkınla balık avlayanların yalnız dalış yapmaması gerektiğini vurguladı.
Derin dalış sırasında yaşanabilecek bayılma riskine karşı dalışın iki kişiyle yapılması ve gerekli güvenlik önlemlerinin alınması gerektiği belirtildi. Serbest dalış yapanların şamandıra kullanmasının da hem görünürlük hem de olası bir acil durumda bulunmayı kolaylaştırdığı ifade edildi.




