Yeni Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu Üyesi Evrim Rızvanoğlu, bölgede çekilen doğa görüntülerini paylaşarak, yapılabilecek çalışmaları sıraladı.
“Geçmişte yanan güzelim ormanlar restore edilebilir, çıplak dağlar ağaçlarla yeşillendirilebilir ve Türkiye'nin Doğu'su ülkenin yeni akciğerleri olabilir” diyen Rızvanoğlu, Adıyaman, Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Hakkari, Iğdır, Malatya, Mardin, Muş, Kars, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Tunceli ve Van illerinde oluşturulacak ‘Yeşil Ekonomi’ sistemi ile halkın ekonominin işçisi değil patronu olabileceğini ifade etti.
Rızvanoğlu, bölgede yapılabilecek çalışmaları şöyle anlattı; “Türkiye'nin doğusu ve güneydoğusu için kalkınmayı yeniden düşünmenin zamanı gelmedi mi? Bölgenin geleceğini yalnızca fabrikalar, büyük altyapı yatırımları ve dışarıdan gelecek sermaye üzerinden tanımlamak zorunda değiliz. Elbette bunlar önemli. Ancak dünyanın yeni ekonomik dönüşümü bize çok daha geniş bir fırsat sunuyor: Yeşil ekonomi. Artık doğayı korumak ile ekonomik kalkınma birbirinin alternatifi değil. Doğru planlandığında ormanlar, biyolojik çeşitlilik, su kaynakları, tarım ve yenilenebilir enerji yeni bir refahın kaynağı olabilir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun coğrafi ve doğal zenginlikleri bu açıdan büyük bir potansiyel taşıyor.
Peki ne yapılabilir?
1-BÖLGESEL BİR EKOLOJİK RESTORASYON SEFERBERLİĞİ
Orman alanları, meralar, su havzaları ve bozulan ekosistemler bilimsel bir planlamayla yeniden iyileştirilmeli. Her bölgenin iklimine, toprağına ve su kaynaklarına uygun yerli türlerle ormanlaştırma ve doğayı onarma çalışmaları başlatılmalı. Ancak hedef yalnızca fidan dikmek olmamalı. Ormanların bakımı, korunması, yangınların önlenmesi ve biyolojik çeşitliliğin geliştirilmesi de kalıcı bir ekonomik faaliyete dönüşmeli.
2-ORMANLAR YENİ BİR YEREL EKONOMİNİN KAYNAĞI OLMALI
Ceviz, badem, kuşburnu, sumak, kekik, adaçayı ve bölgeye uygun diğer ürünler üzerinden yeni üretim zincirleri kurulabilir. Arıcılık, tıbbi ve aromatik bitkiler, doğal kozmetik, meyve kurutma, bitkisel yağ üretimi, fidan yetiştiriciliği ve ekolojik turizm gibi alanlar geliştirilebilir. Böylece doğayı korumak aynı zamanda gelir ve istihdam yaratmanın da bir yolu haline gelebilir.
3-VATANDAŞI YENİ EKONOMİNİN İŞÇİSİ DEĞİL, ORTAĞI YAPMALIYIZ
Bence en önemli mesele bu. Kalkınmayı yalnızca büyük şirketlerin bölgeye yatırım yapması ve yerel halkın bu işletmelerde çalışması olarak görmemeliyiz. Köylüler, kadınlar, gençler ve küçük üreticiler kendi işletmelerini kurabilmeli. Üretim kooperatifleri aracılığıyla ürünlerini işleyebilmeli, markalaştırabilmeli ve pazarlayabilmeli. Devlet; başlangıç sermayesi, düşük maliyetli finansman, teknik eğitim, makine ve ekipman desteği sağlamalı. Kamu alımları ve özel sektörle yapılacak alım anlaşmaları sayesinde küçük üreticinin pazara erişimi kolaylaştırılmalı.
4-DOĞAYI KORUMAK DA BİR MESLEK VE GELİR KAYNAĞI OLMALI
Yerel halkın ormanların bakımını, yangın riskinin azaltılmasını, erozyonla mücadeleyi ve doğal alanların korunmasını üstlendiği modeller geliştirilebilir. Ekosistem hizmetleri karşılığında ödeme mekanizmalarıyla, doğayı koruyan insanlar bu faaliyetlerden düzenli gelir elde edebilir.
5-YENİLENEBİLİR ENERJİ VE DÖNGÜSEL EKONOMİYİ KÖYLERE TAŞIMALIYIZ
Kooperatiflerin ortak güneş enerjisi yatırımları, güneş enerjili sulama sistemleri, tarımsal atıklardan kompost ve biyogaz üretimi, ortak soğuk hava depoları ve kurutma tesisleri desteklenebilir. Böylece küçük üreticiler hem üretim maliyetlerini düşürebilir hem de yeni ekonomik faaliyetler geliştirebilir. Çin'in Loess Platosu'nda yürüttüğü ekolojik restorasyon programı bu konuda önemli bir örnek. Doğanın iyileştirilmesi, tarımsal üretimin dönüşümü ve çiftçi gelirlerinin artırılması birlikte ele alındı. Buradan çıkarılacak ders, ağaçlandırmanın insanın geçim kaynaklarıyla birlikte planlanmasıdır.”
Haber Merkezi





