Bingöl Yem-Süt-Besicilik A.Ş.’nin mülkiyetinde bulunan ve yüzde 90’ın üzerinde payı Bingöl İl Özel İdaresine ait olan Saray Mahallesindeki arsa satışları ile ilgili tartışmalar sürüyor. Bingöl Valiliği, yaptığı açıklamada, açılan davanın Bingöl Yem-Süt-Besicilik A.Ş.’nin lehine sonuçlandığını, 31 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla alıcı firmaya mülkiyet devir ve tescil işlemleri resmen tamamlandığını, satışa konu taşınmazların ihale bedellerinin faiziyle birlikte eksiksiz olarak tahsil edildiğini açıkladı.

Valiliğin açıklamasına cevap veren BİNAŞ Yönetim Kurulu, dava sürecinin devam ettiğini açıkladı.

BİNAŞ Yönetim Kurulu’ndan yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi;

“Bingöl Valiliği tarafından, Bingöl Yem-Süt-Besicilik A.Ş.’nin mülkiyetinde bulunan Bingöl ili Merkez Saray Mahallesi 724 ada 6, 59 ve 60 parsel sayılı taşınmazların satış ve devir süreçlerine ilişkin kamuoyuna yapılan açıklamada doğrudan muhatap alınarak şirketimizin adının geçmesi tarafımızca incelenmiş olup, şirketimize yönelik suçlayıcı ifadelerin yer alması nedeniyle BİNAŞ Yönetim Kurulu olarak, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla Valiliğin açıklamasında yer alan bazı hususların açıklığa kavuşturulmasını zorunlu görmekteyiz.

Öncelikle belirtmek isteriz ki; amacımız herhangi bir kişi veya kurumu peşinen suçlamak, devam eden yargı sürecini etkilemek veya kamuoyunda yanlış bir algı oluşturmaktan ibaret değildir. Tam tersine, tartışmanın bütün yönleriyle, belgeler ve yargısal denetim çerçevesinde değerlendirilmesini istiyoruz.

1-DAVA SÜRECİ HENÜZ SONA ERMEMİŞTİR

Valiliğin açıklamasında, ihale ve satış sürecinin yargı mercileri önünde değerlendirildiği ve Bingöl Yem-Süt-Besicilik A.Ş. lehine karar verildiği belirtilmektedir.

Ancak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi bakımından önemli bir hususun özellikle ortaya konulması gerekmektedir:

Söz konusu yargısal süreç henüz kesinleşmiş değildir.Bingöl 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin;

Asıl Dosya: 2025/102 Esas – 2025/411 Karar

Birleşen Dosya: 2025/287 Esas – 2025/323 Karar

sayılı kararına karşı HMK m. 353 kapsamında istinaf başvurusunda bulunulmuş olup istinaf incelemesi halen devam etmektedir. Bu nedenle henüz kesinleşmemiş bir yerel mahkeme kararının, taşınmaz satışlarının hukuka uygunluğunun kesin olarak yargı tarafından teyit edildiği şeklinde değerlendirilmesi doğru değildir.

2.YEREL MAHKEME SATIŞIN HUKUKA UYGUN OLDUĞUNA DAİR ESASTAN BİR KARAR VERMEMİŞTİR

Burada özellikle altı çizilmesi gereken bir başka husus bulunmaktadır. Yerel mahkeme, birleşen dava bakımından uyuşmazlığın esasına girerek “ihale ve satış işlemleri hukuka uygundur” şeklinde bir karar vermemiştir. Mahkeme, birleşen davayı “ihale aşamasında kalındığı” gerekçesiyle idari yargının görevli olduğu kabulüyle, yargı yolu/görev yönünden reddetmiştir. Dolayısıyla verilen kararın hukuki niteliği: Uyuşmazlığın esasının incelenerek reddedilmesi değil, mahkemenin görevli olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddedilmesidir. Bu ayrım son derece önemlidir.Çünkü görev yönünden verilen bir karar ile taşınmaz satışının, ihale işlemlerinin, ihale şartlarının veya tapu devrinin hukuka uygun olduğuna ilişkin esastan verilmiş kesin bir yargı kararı aynı şey değildir. Nitekim bu değerlendirmeye karşı istinaf yoluna başvurulmuş ve süreç halen devam etmektedir.

3-UYUŞMAZLIĞIN HANGİ YARGI KOLUNUN GÖREV ALANINA GİRDİĞİ DAHİ TARTIŞMALIDIR

İstinaf başvurumuzun temel noktalarından biri de budur.Bingöl Yem-Süt-Besicilik A.Ş., 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na tabi, özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren bir anonim şirkettir.Şirket sermayesinde kamu payının bulunması, tek başına şirketi bir idari merci hâline getirmemektedir.

Öte yandan söz konusu taşınmaz satışının 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamında yapılmış olması da tek başına işlemi idari işlem hâline getiren bir unsur olarak kabul edilemez.

Özellikle somut olayda 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında gerçekleştirilen bir kamu ihalesinden söz edilmemesi, uyuşmazlığın niteliğinin ve görevli yargı kolunun ayrıca değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle, henüz istinaf incelemesi devam ederken uyuşmazlığın hukuki niteliği kesinleşmiş gibi bir değerlendirme yapılması isabetli değildir.

4-ASIL TARTIŞILMASI GEREKEN HUSUS: TAŞINMAZLARIN SATIŞ SÜRECİDİR

BİNAŞ Yönetim Kurulu olarak kamuoyunun dikkat çekmek istediği temel konu, yalnızca taşınmazların satılmış olması değildir.

Asıl olarak;

taşınmazların muhammen bedellerinin nasıl belirlendiği,

satış tarihindeki gerçek rayiç değerlerinin ne olduğu,

Mesut Günaydın, Bingöl TSO Başkanlığına Aday Oldu
Mesut Günaydın, Bingöl TSO Başkanlığına Aday Oldu
İçeriği Görüntüle

ihale şartlarının nasıl oluşturulduğu,

ihale sonrasında şartlarda değişiklik yapılıp yapılmadığı,

ihale bedelinin şartnameye uygun zamanda ödenip ödenmediği,

ödeme süreci ile tapu devirlerinin mevzuata uygun olup olmadığı,

şirket açısından herhangi bir ekonomik kayıp meydana gelip gelmediği

hususlarının şeffaf ve objektif biçimde ortaya konulması gerekmektedir.

Bunlar kişisel itham değil, kamuoyunun cevap beklediği somut sorulardır.

5-724 ADA 6 PARSEL İLE 59 VE 60 PARSELLER ARASINDAKİ DEĞER FARKI AÇIKLANMALIDIR

Aynı ada içerisinde bulunan taşınmazların satış değerleri arasında dikkat çekici farklılıklar bulunmaktadır. 724 ada 6 parselin yaklaşık 7.178 TL/m² birim değer üzerinden satıldığı görülürken, yalnızca yaklaşık beş ay sonra gerçekleştirilen ihalelerde;

724 ada 59 parsel yaklaşık 39.306 TL/m²,

724 ada 60 parsel yaklaşık 27.380 TL/m²

birim değerler üzerinden ihale edilmiştir.

Elbette farklı taşınmazların yüzölçümü, imar durumu, kullanım özellikleri ve sair özellikleri nedeniyle farklı değerlerde olması mümkündür. Ancak aynı ada içerisinde ve kısa zaman aralığında ortaya çıkan bu derece yüksek farkın satış tarihleri itibarıyla yapılacak bağımsız değerleme ve emsal araştırmasıyla açıklanması gerekir.

BİNAŞ’ın itirazı da tam olarak budur: Taşınmazların gerçek değerleri konusunda kamuoyuna açık, objektif ve denetlenebilir bir değerlendirme yapılmalıdır.

6-862 MİLYON TL’LİK İKİ TAŞINMAZ ALIMININ FİNANSMANI DA ŞEFFAF OLMALIDIR

20 Mart 2025 tarihli ihalelerde;

724 ada 59 parsel 511.000.000 TL,

724 ada 60 parsel 351.000.000 TL

bedelle ihale edilmiştir. İki taşınmazın toplam ihale bedeli yaklaşık 862.000.000 TL’dir.

Burada herhangi bir şirket veya kişi hakkında peşinen olumsuz bir değerlendirme yapılmamaktadır.Ancak bu büyüklükte bir taşınmaz yatırımının hangi ekonomik kaynakla gerçekleştirildiği, kamuoyunun anlayabileceği şekilde açıklanabilecek objektif bir ekonomik veridir.Dolayısıyla; “Bu taşınmazların bedelleri ödenmiştir” denilmesi, tek başına finansman sürecine ilişkin bütün soruları cevaplamamaktadır. Asıl açıklanması gereken husus, ödeme kaynaklarının ve finansman modelinin hukuka uygun ve şeffaf biçimde ortaya konulmasıdır.

7-“BEDELLER TAHSİL EDİLDİ” İFADESİ, TARTIŞILAN HUKUKİ SORULARI ORTADAN KALDIRMAZ

Valiliğin açıklamasında taşınmazların ihale bedellerinin faizleriyle birlikte eksiksiz tahsil edildiği ve tapu devir işlemlerinin tamamlandığı belirtilmektedir. Ayrıca 59 ve 60 parseller bakımından şartnamede öngörülen ödeme süresine rağmen ödeme yapılmaması nedeniyle şirketin 14 ay gibi uzun süre ihale bedelinden mahrum kaldığı anlaşılmaktadır.

Buna rağmen gecikme döneminde yalnızca %24 oranındaki kanuni faizin tahsil edildiği anlaşılmaktadır.

Tarafların tacir olması ve işlemin ticari nitelikte bulunması karşısında, 6102 sayılı TTK m. 19/2 ile 3095 sayılı Kanun’un 2. maddesi kapsamında uygulanması gereken temerrüt faizi yerine kanuni faiz uygulanmasının gerekçesinin kamuoyuna açıklanması gerekmektedir. Ancak tartışma yalnızca “para ödendi mi, ödenmedi mi?” sorusundan ibaret değildir.

Özellikle 59 ve 60 parseller bakımından;

şartnamede öngörülen ödeme süresine uyulup uyulmadığı,

ödeme süresinin geçirilmesi hâlinde hangi işlemlerin yapılması gerektiği,

ihale şartlarında sonradan değişiklik yapılıp yapılmadığı,

varsa değişikliğin hangi hukuki gerekçeye dayandığı,

tapu devrinin hangi şartlarda gerçekleştirildiği

hususları da hukuki denetimin konusudur.

Dolayısıyla sonradan bedelin ödenmiş olması, ödeme sürecinde gerçekleştirilen işlemlerin ayrıca incelenmesine engel değildir.

8.BİNAŞ’IN TUTUMU AÇIKTIR: KİMSEYİ SUÇLAMADAN, HER ŞEYİN ARAŞTIRILMASINI İSTİYORUZ

Son günlerde kamuoyunda farklı değerlendirmeler yapılmaktadır. BİNAŞ Yönetim Kurulu olarak özellikle vurgulamak isteriz ki;Hiçbir kişi hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadan suç isnadında bulunulmasını doğru bulmuyoruz.Aynı şekilde hiçbir işlemin de yalnızca kamuoyuna yapılan bir açıklamayla “kesin olarak hukuka uygundur” şeklinde nitelendirilmesini doğru bulmuyoruz.Bizim talebimiz son derece basittir:

Belgeler ortaya konulsun.

Değerleme süreçleri açıklansın.

İhale dosyaları incelensin.

Ödeme ve devir süreçleri açıklığa kavuşturulsun.

Devam eden istinaf süreci sonuçlansın.

Ve bütün bunların sonucunda kamuoyu gerçekleri öğrenmiş olsun

9.SONUÇ: KAMUOYU KESİNLEŞMEMİŞ BİR YARGI KARARI ÜZERİNDEN YANILTILMAMALIDIR

Bingöl Valiliği’nin kurumsal açıklamasına saygı duyuyoruz. Ancak kurumsal bir açıklamanın kamuoyunu aydınlatabilmesi için, devam eden yargı sürecinin niteliğinin de eksiksiz biçimde ortaya konulması gerektiğine inanıyoruz. Bugün itibarıyla; Dava süreci devam etmektedir. Yerel mahkemenin birleşen dava yönünden verdiği karar esastan verilmiş bir hukuka uygunluk kararı değildir.Karar istinaf edilmiştir ve istinaf incelemesi henüz sonuçlanmamıştır. Bu nedenle BİNAŞ Yönetim Kurulu olarak herhangi bir kişi veya kurum hakkında peşin hüküm oluşturmak yerine, hukuki ve mali bütün hususların yetkili mercilerce denetlenmesini ve kamuoyunun bütün yönleriyle bilgilendirilmesini talep ediyoruz. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi; yalnızca yapılan işlemlerin sonucunun değil, o sonuca nasıl ve hangi hukuki süreçlerden geçilerek ulaşıldığının da açıklanmasını gerektirir. BİNAŞ Yönetim Kurulu olarak hukukun üstünlüğüne, yargısal denetime ve kamu yararına olan inancımızı koruyoruz.”

Haber Merkezi