Bingöl merkeze bağlı Dallıtepe (Cafran) Köyü'nde 2023 yılından bu yana devam ettiği belirtilen orman kesim faaliyetleri, bölge halkının tepkilerine rağmen sürüyor.
Bölge halkının mücadelesine rağmen ağaç kesimleri devam ederken, bölge halkına destek vermek amacıyla Cafran'a giden eğitimci-yazar Doğan Karasu şunları söyledi:
GENÇLEŞTİRME DEĞİL, DOĞANIN YOK EDİLMESİ!
"Dallıtepe bölgesindeyiz. Coğrafyanın talan edildiği, ormanın yok edildiği, tıraşlama adı altında, yenileme adı altında aslında kökünün kurutulmaya çalışıldığı bir bölgedeyiz. Şöyle bir soruyla aslında başlamak istiyorum konuya:
Orman Müdürlüğü diyor ki: 'İşte ormanlık alanları gençleştirme çalışmasıdır bu.' Peki Orman Müdürü'ne soruyorum; siz 50 yaşını doldurmuş amcanızı, babanızı, teyzenizi, halanızı, köylünüzü, tanıdıklarınızı 'yaşlandı' diye öldürüyor musunuz? Tam tersine onu daha bir koruma, onu daha bir yaşatma, ona daha bir değer biçme, gerekirse onu numaralandırma, künyelendirme, onu bir canlı olmanın ötesinde, yıllarını geçirmiş bir varlık, bir kişi olarak yaşatmanız gerekmiyor mu?”
ORMAN BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ NEDEN ELAZIĞ'DA?
Ya bir başka soruyu da Bingöllü yöneticilere, siyasilere soralım: Orman varlığının büyük bir bölümü Bingöl coğrafyasında, Tunceli coğrafyasında olmasına rağmen bu Orman Bölge Müdürlüğü niye Elazığ'da? Bingöl Orman İşletme Müdürlüğü niye Elazığ Orman Bölge Müdürlüğü'ne bağlı? Ha, şunu anlarım; bu orman varlığının çoğu Elazığ'da olmuş olsaydı, Bingöl ve Tunceli orman varlığı açısından tali bir alan, bir coğrafya olmuş olsaydı bu kısmen anlaşılabilirdi.
Burada Orman İşletme Müdürlüğü'nü duyarlılığa çağırıyoruz ki işin temelinde de onlar var, arka planında da onlar var. Onlar, yerine göre Elazığ Orman Bölge Müdürlüğü'nü referans gösterebiliyor.
Orman talanına, katliamına sebep olan bir diğer faktör ise Orman İşletme Müdürlüğü denen bir müessesenin varlığı. Aslında Orman Müdürlüğü olsa mücadele daha rahat olacaktı. Adına Orman İşletme Müdürlüğü yapmışlar. İşletme dediğin şey ne? İşte üretiyor, yerine göre kesiyor ya da kestiriyor, satıyor; güya ondan devlet bütçesine katkıda bulunmaya çalışıyor ya da en azından onu iddia ediyor. Mantıken bu Orman İşletme Müdürlüğü gibi bir kurumsallaşmanın, bir kurumsal yapının aslında yanlış olduğu bu örnekte bariz bir şekilde ortaya çıkıyor. Çünkü sorduğunda diyor: 'Efendim işte orman yaşlanmış, bilmem büyümüş, tek tipleşecek, işte gençleştireceğiz.' E, ne yapıyoruz? Bunun bir kısmını ihale ediyoruz. İşte aracılar var ya da bu işin taşeronları var, firmaları var. Bu işten para kazananlar var ya da geçim olarak bu yolu tercih edenler var. Onlara belirli bir bedel karşılığında bunu satıyoruz. Onlar da gelip işte bu tıraşlamayı, kesimi yapıyor.
KESİM SÜRECİ ŞEFFAF DEĞİL!
“Fakat burada şöyle bir sıkıntı daha var: Bu kesimin sınırı ne kadardır? Ne kadar ihale edilmiş? Ne kadar kesilip götürülmüş? İhale edildiğinden daha fazla oranda kesilmiş mi, kesilmemiş mi? Bu soruların hiçbirinin cevabı yok.
Kaldı ki alanı gezdiğimiz zaman çok keyfî bir orman kesiminin de bu bölgede var olduğunu görüyoruz. Şunu çok net olarak söyleyeyim: Bölgedeki siyasiler Orman Müdürü'ne sahip çıkmazsa, bu uygulamaya sahip çıkmazsa, el altından destek vermezse hiçbir Orman Müdürü burada bir tane ağaç kesemez, bir tane ağaç kestiremez.”
AĞAÇ, ODUN DEĞİLDİR!
“Bingöl'deki yöneticiler, bürokrasi görebildiğim kadarıyla bir ağacı ağaç olarak görmüyor arkadaşlar. Bir ağacı odun olarak görüyor; bu ağaç hangi ağaç türü olursa olsun. Oysa zihnimizde şunu netleştirmemiz lazım: Bir ağaç işe yaramadığı zaman odundur, ağaç olmaktan çıktığı zaman odundur. Diğer canlılara sağladığı faydalara dair fonksiyonlarını yitirdiği zaman ancak odun olabilir.”
CEVDET YILMAZ'A SESLENİYORUZ!
“Sayın Cevdet Yılmaz'a da buradan sesleniyoruz: Bu coğrafyada meydana gelen tahribat, buradaki orman kesimi, buradaki talan onu Ankara'da da yalnız bırakmaz. Onun çocuklarının, torunlarının geleceği üzerinde de bir rol oynayacak. Buradaki çölleşme, buradaki doğal dengenin bozulması, buradaki ekolojik durumun ortadan kalkması bütün bunları etkileyecek. Yani 'Ben dokunmuyorum, orada değilim.' Kimse bunu yapamaz, yapmamalı.”
BİNGÖL'ÜN EN BÜYÜK SERMAYESİ DOĞASI!
“Bingöl'ün, Bingöl dışındakilere, dışındaki insanlara pazarlayabilecekleri, anlatabilecekleri tek sermayesi doğadır, Bingöl'ün doğasıdır. Bakir bir doğa, çok zengin bir doğa. Her yönüyle bu alan geliştirilmeli, zenginleştirilmeli.”
DOĞAYA VERİLEN ZARAR HERKESİ ETKİLER!
“Ağaç bu işin omurgasıdır, ana bileşenidir ama ağaç etrafında dönen bir canlılar dünyası var, bir canlılar âlemi var. Bir toprak var, bir coğrafya var, ne bileyim insanlar var, ekoloji var, doğal bir çevre var; onun dışında insanlık var. Bütün aslında âlem var.
Bugün yeryüzünün herhangi bir yerinde meydana gelen bir yangın olayı, çevre kirliliği burayı da etkiler. Burada olabilecek herhangi bir durum bir başka yeri etkileyebilir. Bakın, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması dünyadaki bütün coğrafyaların, ülkelerin ekonomisini altüst etti. Hürmüz Boğazı serbest bırakıldığı zaman tekrar normale dönüş oldu ya da biterse olacak. Buradaki bir çevre kirliliği ya da doğaya, çevreye verilecek bir zarar, tıpkı Hürmüz Boğazı'nda olduğu gibi bütün dünyaya, bütün ekosisteme zarar verecek. Yanlış yanlıştır; yanlışı kim yaparsa yapsın."
CAFRANLI KADINLAR ORMAN KESİMLERİNE TEPKİ GÖSTERDİ: "İÇİMİZ YANIYOR"
Bingöl merkeze bağlı Dallıtepe (Cafran) Köyü'nde devam eden orman kesimlerine köy sakinlerinin tepkisi sürüyor. Köyde yaşayan kadınlar, yıllardır bölgenin doğal zenginliği olan ormanların hızla yok edildiğini belirterek yetkililere çağrıda bulundu.
KİMSE ORMANLARIN KESİLMESİNİ İSTEMİYOR!
Köy sakinlerinden Fazilet Kişin, orman kesimlerine karşı olduklarını belirterek, yaşananlara karşı çaresiz kaldıklarını söyledi.
2023 yılından sonra kesimlerin başladığını ifade eden Kişin, "İstemiyoruz. Hak yok, hukuk yok. İnşallah devlet sahip çıkar. Elimizden bir şey gelmiyor." dedi.
KÖYDE ORMAN KALMADI!
Bir diğer köy sakini Hemsiye Kişin ise kesimlerin köyün geleceğini olumsuz etkilediğini belirterek, ormanların hızla yok olduğunu dile getirdi.

Ormanların korunması gerektiğini ifade eden Kişin, "Ben istemiyorum ki orman kessinler. İki kişi girmiş ormana, bir şey kalmamış. Köy yazıktır, millet yazıktır. Herkes kendini düşünüyor. Kimse 'Bu kadar orman neden kesiliyor?' demiyor. Şimdi orman yok olmuş; ot yoktur, odun yoktur. Kim söylüyorsa da kimse dinlemiyor." diye konuştu.
İÇİMİZ YANIYOR
Cemile Kişin de yapılan kesimlerin kendilerini derinden üzdüğünü belirterek, yetkililerin duruma müdahale etmesini istedi.
Kesimlerin köy halkının onayı alınmadan gerçekleştirildiğini beliten Kişin, "Bir iki kişi bizim bu ormanı harabe etti. Hiç
kimsenin onayını almadan bu ormanları bu hale getirdiler. Bir gidin görün, insanın içi parçalanıyor. Yeter artık. İçimiz yanıyor. Kalan ağaçları da korusunlar. Bu manzarayı gören herkes üzülür." ifadelerini kullandı.
HABER EYLEM ÖZEN




