Doğadan topladığı rengârenk taşları kendi elleriyle öğütüp toza dönüştürerek eşsiz eserler ortaya çıkaran Bingöllü ressam Ali Rıza Kılıç, köyündeki mütevazı atölyesinde sivil toplum aktivisti Semiramis Karaaslan'ı ağırladı. Hayatına ve sanat yolculuğuna dair ilk kez bu kadar kapsamlı açıklamalarda bulunan Kılıç, başarısının ardında yılların emeği, acıları ve vazgeçmeyen bir ruh olduğunu anlattı.
Sanat yaşamı boyunca birçok sergi teklifini geri çevirdiğini belirten Kılıç, yalnızca Bingöl Üniversitesi'nin teklifini farklı değerlendirdiğini söyledi. Üniversiteye duyduğu saygının bu kararında etkili olduğunu ifade eden sanatçı, sergide yer alan eserlerine belirlediği fiyatların çevresindekileri şaşırttığını dile getirdi.
"Eserlerime 30 bin Euro'dan başlayan fiyatlar koyduğumda bana 'Kendinde misin?' diye sordular" diyen Kılıç, bunun kendisi için son derece doğal olduğunu vurguladı. Çünkü o etiketlerin arkasında yalnızca bir tablo değil, 35 yıllık emeğin, sabrın ve vazgeçmeyen bir sanat anlayışının bulunduğunu söyledi.
ACIYI İÇİNE ÇEKMEDEN ORTAYA GERÇEK BİR ESER ÇIKMAZ!
Sergi daha açılmadan iki eserinin satıldığını anlatan Kılıç, bu satışların ardından insanların sanata değil, daha çok fiyat etiketlerine odaklandığını belirtti. Cumhurbaşkanı ve annesini konu alan eserlerinden birinin satılmasının ardından ilginin daha da arttığını ifade eden sanatçı, toplumun çoğu zaman sanatın arkasındaki uzun yolculuğu görmediğini söyledi.
"İnsanlar bana artık '450 bin liraya resim sattı, 600 bin liraya resim sattı' diyerek bakmaya başladı" diyen Kılıç, asıl görülmesi gerekenin para değil, o noktaya gelene kadar verilen ömür olduğunu dile getirdi.
Sanatın yalnızca teknik bilgiyle değil, ruhla yapılabileceğini söyleyen Kılıç, gerçek sanatçının acıları içinde yoğurması gerektiğini şu sözlerle anlattı:
"Sanat genlerde olacak, ruhta olacak. İyi bir izleyici olacaksın. En önemlisi de acıyı emeceksin. O acıyı yaşamadan, içine çekmeden ortaya gerçek bir eser çıkmaz."
Konuşmasının en dikkat çekici bölümünde ise hayat felsefesini özetleyen ifadeler kullandı.
"Çocukluğumda ve gençliğimde 'Keşke olmasa' dediğim ne varsa bugün sanatımın bir parçası oldu. Hayatımda istemediğim her şey, dönüp dolaşıp bana ilham verdi. Her yaşadığım olay bir tecrübeye dönüştü."

Kılıç, sözlerinin devamında Erzincanlı bir iş insanının "Çobanlık yıllarım bugün iş hayatımda en büyük sermayem oldu." sözlerinden etkilendiğini anlatarak, bu paylaşımı özellikle Bingöllü iş insanlarına örnek olması amacıyla yayımladığını söyledi.
Bu noktadan hareketle Bingölspor'un yaşadığı destek sorununa da değinen sanatçı, kentin güçlü isimlerinin spor kulübüne daha fazla sahip çıkması gerektiğini belirtti.
"İş para kazanmaya gelince herkes koşuyor ama memleketin ortak değerlerine sahip çıkmak söz konusu olduğunda aynı ilgiyi göremiyoruz. İmkânımız olsa biz de Bingölspor'un yanında oluruz ama herkesin gücü aynı değil."
BİNGÖL SEVDASINDAN VAZGEÇMEDİM!
Konuşmasının devamında yeni projelerinden de bahseden Ali Rıza Kılıç, uzun süredir üzerinde çalıştığı iki önemli yayını tamamlamak üzere olduğunu söyledi.
Hazırlık aşamasındaki eserlerden birinin kapsamlı bir sanat kitabı olduğunu belirten Kılıç, kitabın bakanlıklara, valiliklere, kütüphanelere ve ilgili kurumlara ulaştırılacağını ifade etti. Çalışmanın akademik yönünün Muş Üniversitesi'nden bir profesör tarafından yürütüldüğünü, projenin geri kalan kısmına ise Fırat Kalkınma Ajansı'nın destek verdiğini söyledi. İkinci çalışmasının ise eserlerini içeren kapsamlı bir katalog olacağını dile getirdi.
Yıllarca Ankara'da yaşadığını ve burada galericilik ile atölye çalışmaları yaptığını anlatan Kılıç, buna rağmen Bingöl ile bağını hiçbir zaman koparmadığını vurguladı.

"Ben Ankara'da yaşarken de Bingöl sevdasından vazgeçmedim. Ne memleketimin adından vazgeçtim ne de kimliğimden. Bana farklı şeyler söylendi ama ben hiçbir zaman kimliğimi yırtmadım." diyen Kılıç, memleketine olan bağlılığını her fırsatta koruduğunu söyledi.
İlk sergisini yıllar önce Katılım Hipermarket'te, peynir tenekelerinden oluşturduğu sergileme alanında açtığını anlatan sanatçı, yıllar sonra Bingöl'e döndüğünde yaşadığı hayal kırıklığını da paylaştı.
"22 yıl sonra Bingöl'e geldim. Bir sanat atölyesine gidip oturayım, sanat üzerine sohbet edeyim istedim. İnternetten araştırdım ama şehirde gidebileceğim bir sanat atölyesi bulamadım. Trabzon'da sergi açmışım, Ankara'da açmışım, İstanbul'da açmışım ama kendi memleketimde bir sanat atölyesi bulamamıştım."
Bu eksikliğin kendisini yeniden harekete geçirdiğini söyleyen Kılıç, Bingöl'deki ikinci sergiyi de yine kendisinin açtığını belirterek, o gün aldığı kararı şu sözlerle anlattı:
"İşte o zaman kendi kendime 'Ben artık Bingöl'ü bırakmayacağım' dedim. Norveç'ten teklif geldi gitmedim. Çek Cumhuriyeti'nden teklif geldi gitmedim. Fransa'da yaşayan ablam çok ısrar etti ama yine de memleketimden vazgeçmedim."
"ÖĞRENCİLERİM İÇİN KENDİ İMKÂNLARIMI SEFERBER ETTİM"
Ali Rıza Kılıç, sanatı gelecek kuşaklara aktarmak için de önemli çaba gösterdiğini anlattı. Halk Eğitim Merkezi bünyesinde iki yıl boyunca kurs verdiğini belirten sanatçı, öğrencilerin büyük bölümünün eğitim hayatı nedeniyle devam edemediğini, kursa gelen yetişkinlerin ise zamanla süreci yarıda bıraktığını ifade etti.
Buna rağmen öğrencilerinden desteğini hiçbir zaman esirgemediğini vurgulayan Kılıç, kurs sürecini şu sözlerle anlattı:
"Ben öğrencilerimi bırakıp gidip yemek bile yemedim. 'Siz çalışın, ben gidiyorum' demedim. Onlarla birlikte kaldım. Kaleminden defterine, silgisinden bütün malzemelerine kadar her şeyi kendi imkânlarımla karşıladım."
Sanata başladığı ilk yılların büyük yokluklar içinde geçtiğini de dile getiren Kılıç, bugün ulaştığı noktaya kolay gelmediğini belirterek, "Ben bu sanata başladığımda bırakın imkânı, yatacak bir yatağım bile yoktu. Ama hiçbir zaman vazgeçmedim." sözleriyle yıllar süren mücadelesini özetledi.
"GENÇLERİ TEŞVİK ETTİM AMA DEVAMINI GETİREMEDİLER"
Ali Rıza Kılıç, en büyük hayallerinden birinin yetiştirdiği öğrencilerin bu sanatı geleceğe taşıması olduğunu söyledi. Ancak günümüz gençlerinin sanata ilgisinin geçmişe göre azaldığını belirten Kılıç, bunda sosyal medyanın ve değişen yaşam alışkanlıklarının etkili olduğunu ifade etti.
"Kara lastik bile bulamadığımız günlerden geldik." diyen Kılıç, bugün ise ailelerin çocuklarına en iyi imkânları sunmasına rağmen sanat üretimine yeterince ilgi gösterilmediğini dile getirdi.
Yetenekli gençleri desteklemek için önemli fedakârlıklar yaptığını anlatan Kılıç, reddettiği siparişleri dahi öğrencilerine yönlendirmek istediğini söyledi.
"Onlara, 'Benim kabul etmeyeceğim işleri size vereceğim. Benim atölyemde, benim malzemelerimle çalışın, kazandığınız para da sizin olsun.' dedim. Sadece bu sanatı sevsinler ve devam ettirsinler istedim. Ama ne yazık ki uzun soluklu olmadı."
Bingöl'de görev yapan valilerin de kendisinden sürekli yeni sanatçılar yetiştirmesini istediğini belirten Kılıç, "Her gelen vali en az beş-altı kişi yetiştirmem gerektiğini söylerdi." ifadelerini kullandı.
"BU SANAT DÜNYADA DA YOK"
Röportaj sırasında bu sanatı dünyada yapan sayılı isimlerden biri olduğu hatırlatılan Kılıç ise daha iddialı bir değerlendirmede bulundu.
"Bu sanat dünyada da yok." diyen sanatçı, benzer çalışmalar yapan bazı kişilerin doğal taş yerine boyalı kum kullandığını, kendisinin ise tamamen doğadan topladığı taşlarla üretim yaptığını söyledi.
Bu özelliği sayesinde yurt dışından da ilgi gördüğünü belirten Kılıç, Azerbaycan Sanat Akademisi'nden aldığı teklifi ilk kez anlattı.
Akademiden kendisine ulaşıldığını ve bu sanatın dünyada benzerine rastlanmadığının ifade edildiğini aktaran Kılıç, yoğun çalışmaları nedeniyle yüz yüze eğitim veremeyeceğini söylediğini ancak çevrim içi eğitim konusunda olumlu yaklaştığını anlattı.
Sanatı öğretmeyi kabul ederken tek bir şart öne sürdüğünü belirten Kılıç, "Bu sanatın Azerbaycan'a ait olduğu söylenmeyecek. Bu sanat Türkiye'nindir, Bingöl'ündür." dediğini aktardı.
Bu şartın kabul edildiğini söyleyen sanatçı, ilk ders olarak öğrencilerinden doğadan taş toplamalarını istediğini, eğitimlerin ise görüntülü görüşmeler üzerinden sürdüğünü ifade etti.
MERKEZDE OLSAM RESİM YAPMAYA VAKİT BULAMAM
Kılıç, zaman zaman neden şehir merkezinde bir atölye açmadığı yönündeki sorularla karşılaştığını da söyledi.
Bingöl'de misafirperverliğin çok güçlü bir kültür olduğuna dikkat çeken sanatçı, şehir merkezinde çalışması hâlinde üretime yeterince zaman ayıramayacağını dile getirdi.
"Bizim memleketimizde misafir eksik olmaz. Gelen herkesi başımızın üstünde ağırlamak isteriz. Ben de öyle yetiştim." diyen Kılıç, evlenmeden önce bu durumu eşiyle de konuştuğunu anlattı.
"Eşime, 'Benim çok misafirim olur, bunu bilerek gel.' dedim. O da 'Ben de misafiri severim.' dedi. Bugün bu üretimi yapabiliyorsam bunda eşimin desteğinin büyük payı var."
Köydeki atölyesinde daha sakin ve üretken bir ortam bulduğunu ifade eden Ali Rıza Kılıç, şehir merkezinde olmasının sürekli ziyaretçi trafiği nedeniyle sanatına yeterince zaman ayıramamasına neden olacağını söyledi.
HABER: EYLEM ÖZEN




