Şırnak’ın Cizre ve Silopi ilçelerinden Zonguldak’ın Alaplı ilçesine bağlı Bektaşlı köyüne fındık toplamak için giden 70’ten fazla mevsimlik işçinin iki gün boyunca saldırıya uğradığı iddiaları üzerine DEVA Partisi Genel Merkez Kadın Çalışmaları Başkan Yardımcısı Filiz Göztaşı açıklama yaptı.
Göztaşı, yaşananların yalnızca bir kavga veya tartışma olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, mevsimlik işçilerin ekmeklerini kazanmak ve ailelerine katkı sağlamak amacıyla memleketlerinden kilometrelerce uzağa gittiğine dikkat çekti.
ŞIRNAKLI İŞÇİLER NEDEN AYNI İNSANLIKLA KARŞILANMASIN?
Göztaşı Açıklamasında, “Bir insan memleketinden kilometrelerce uzağa neden gider? Ekmek için… Alın teriyle kazanacağı birkaç kuruşu evine götürmek, çocuğunun sofrasına bir lokma daha koyabilmek için. Şırnak’ın Cizre ve Silopi ilçelerinden fındık toplamak üzere Zonguldak’a giden mevsimlik işçilerin saldırıya uğradığı haberleri, hepimizi bir kez daha düşünmeye mecbur bırakıyor.
Çünkü mesele yalnızca bir kavga, yalnızca bir tartışma değildir. Mesele, bu ülkenin insanının birbirine nasıl baktığıdır. Tam da burada Doğu ve Güneydoğu insanının yüzyıllardır taşıdığı bir hasleti hatırlamak gerekiyor: Mertlik. Misafirine kapısını açmak, dara düşenin elinden tutmak, ekmeğini bölüşmek… Bunun yüzlerce örneğini bu coğrafyada görmek mümkündür.
Hatırlayalım… Diyarbakır’da Yozgatlı bir işçinin biçerdöverinin yanması üzerine yaşananlar, aslında Türkiye’nin nasıl olması gerektiğini anlatan çok daha güçlü bir hikâyedir. O insan Diyarbakır’a çalışmaya gelmişti. Başına bir felaket geldiğinde Diyarbakır halkı onun memleketini sormadı.
“Yozgatlı mı?” demedi. “Bizden mi?” demedi. Önce insan olduğunu gördü. Elinden tutmak için kampanyalar düzenlendi, para toplandı ve işçinin yeniden ekmeğini kazanabilmesi için destek olundu.
İşte memleket dediğimiz şey tam da budur. Dara düşenin yanında durmak.
Şimdi soruyorum: Yozgatlı bir işçinin Diyarbakır’da başına gelen felakette Diyarbakır halkı onun yanında durabiliyorsa, Şırnaklı bir işçi Zonguldak’a çalışmaya geldiğinde neden aynı insanlıkla karşılanmasın?”
MEMLEKETLER DEĞİL, İNSANLIK BİRLEŞTİRMELİé
“Bir yerde insanın malı yanarken el uzatıp yeniden ayağa kaldırmak… Başka bir yerde ekmek peşindeki insana taş atmak… İkisi de Türkiye. Ama hangisinin Türkiye olmasını istediğimiz, bugün vereceğimiz tepkiyle belli olacak. Doğu’nun, Güneydoğu’nun insanını yıllardır yalnızca acılarla, çatışmalarla, önyargılarla anlatmaya çalışanlara karşı hayatın kendisi başka bir hikâye anlatıyor.
O hikâyede komşusunun cenazesine koşan da var, yabancının düğününe omuz veren de. Aç olanla ekmeğini paylaşan da var, başına felaket gelen bir insanın yeniden işinin başına dönmesi için elinden geleni yapan da. Çünkü mertlik, insanın yalnızca kendi yakınına değil, hiç tanımadığı insana da sahip çıkabilmesidir. Bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan şey birbirimize kimlik sormak değil, birbirimizin yarasını sarmaktır.
Şırnaklı, Diyarbakırlı, Yozgatlı, Zonguldaklı… Bunlar bizi birbirimizden ayırmak için değil, bu ülkenin ne kadar büyük ve çeşitli olduğunu anlatmak için vardır. Bir insanın ekmeğine sahip çıkmak, memleketine sahip çıkmaktır.
Ve unutmayalım: Bir işçinin biçerdöveri yandığında onun yeniden çalışabilmesi için el ele veren Diyarbakır halkının gösterdiği mertlik, Türkiye’nin en güzel yüzlerinden biridir.
Keşke her yerde aynı yüzü görebilsek. Keşke ekmek için yollara düşen her işçi, gittiği yerde korkuyla değil, güvenle karşılanabilse. Çünkü bu ülkenin gerçek gücü, birbirine taş atan kalabalıklarda değil; Birbirinin yükünü omuzlayan insanlardadır.”




