DEM Parti Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, meclis genel kurulunda yaptığı konuşmada, maden işçileri, okul saldırıları ve Gülistan Doku cinayeti ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Konuşmasına, maden işçilerine selam yollayarak başlayan Hülakü, “Bingöl'de Dimin Madencilikte sendikaya üye oldukları gerekçesiyle işten çıkarılan ve mücadeleyle, dayanışmayla işlerine geri dönen madenci yoldaşlarımı da buradan selamlıyorum. Gasbedilen hakları için Eskişehir'den Ankara'ya yürüyen, "Şimdi daha da açız, sesimizi duyun." diyen madenci yoldaşlarımızın sesini duyuyor, bu kürsüden seslerimizi yükseltiyoruz: Selam olsun sizlere, selam olsun hakları için örgütlü mücadele eden madenci yoldaşlarımıza. Talepleriniz karşılanana kadar yanınızdayız, sizin mücadeleniz bizim mücadelemizdir” ifadelerini kullandı.
“HALKIN GÜNDEMİ İLE MECLİSİN GÜNDEMİ FARKLI”
Halkın gündemi ile iktidarın gündeminin bir birinden farklı olduğunu dile getiren Hülakü, “Dünyanın hiçbir yerinde sokağın gündemi ile Meclisin gündemi bu kadar birbirinden bağımsız, alakasız bir durumda ilerlememişti. Halkın gündemi açlık, yoksulluk, hukuksuzluk, güvensizlik, halkın gündemi toplumu sarmış çetelerin, mafyaların, uyuşturucu baronların yarattığı güvensizlik, bunlara uygulanan cezasızlık politikaları iken; iktidarın gündemi vergi teşvikleriyle bağış rejimi kurmak, halkı sosyal yardımlara, gıda bankalarına, aşevlerine muhtaç hâle getirmek, yoksulluğu yönetebilecek bir kurum hâline getirmektir. Halkın gündemi ile iktidarın gündemi arasındaki bu makas, iktidarın gerçeklikle nasıl koptuğunun açık bir göstergesidir” dedi.
MİLLETVEKİLLERİNE SESLENDİ
Konuşmasında milletvekillerine seslenen Hülakü, şunları söyledi; “Günlerdir, hatta aylardır, yıllardır burada gördüğümüz tek şey elimizi kaldırmak, indirmek: Kabul edenler... Etmeyenler... Sizin yirmi dört yılda bu el kaldırmayla, el indirmeyle ülkeyi getirdiğiniz hâli şimdi size anlatayım. Bakın, yirmi dört yılda bu ülkeyi ne hâle getirdiniz? Doğaya, toprağa, suya düşman bir anlayış yarattınız. Yolsuzluğun, hırsızlığın, rantın meşrulaştığı bir ülke yarattınız. Çetelerin, mafyaların rüşvetle, uyuşturucuyla pazarladığı, her yerde cirit attığı bir yer yarattınız. Atanmış valilerin, kayyumların, emniyet müdürlerinin, kolluk güçlerinin devletin gücünü kullanarak nasıl cinayet işlediklerini, nasıl delil kararttıklarını, kamunun gücüyle nasıl bir suç sanatı kurduklarını en iyi siz biliyorsunuz. Gülistan Doku, Rojin Kabaiş, Narin Güran, Rabia Naz, Nadira Kadirova ve daha yüzlerce cinayetin âdeta bürokratik bir çete ve cezasızlık zırhıyla işlendiği ve karartıldığı gün gibi ortadadır. İşte, yirmi dört yılda sevgili Rakel Dink'in ifade ettiği gibi, bir çocuktan katil yaratan bu sistem tam da sizin eserinizdir. Tüm bu yozlaşma ve çürümeye dair örnekleri saymakla bitiremeyiz. Biz DEM Parti olarak tüm bu felaketlerin ‘geliyorum’ diye bağırdığını sizlere bu kürsüden, alanlardan defalarca söyledik, önergeler verdik araştırılsın diye, reddettiniz. Soru önergeleri verdik, cevaplamadınız. Kimseyi dinlemiyorsunuz, kendi bildiğinizi yapmaya devam ediyorsunuz. İşte, en sonunda ülkeyi getirdiğiniz nokta şu an bulunduğumuz durumdur. Katili gösterdik, korudunuz; hırsızı gösterdik, terfi ettirdiniz. Sakın ola, yarın "Partimiz böyle karar almıştı, bizim çok fazla söz hakkımız yoktu." demeyin. Eğer söz hakkınız yoksa, gerçekten istifa edin, bunların arkasına sığınıp bunları söylemeyin. Gerçi "istifa" sözcüğünü de siz sözlükten çıkardınız.
Depremde 100 bine yakın yurttaşımızı kaybettik, Murat Kurum hâlen Çevre ve Şehircilik Bakanı. Kartalkaya'da 78 yurttaşımız yanarak can verdi; Turizm Bakanı koltuğuna yapışmış, hâlen orada oturuyor. Soma'da, Amasra'da, Zonguldak'ta, Şırnak'ta, Karaman'da yüzlerce madenci sorumsuzluğunuz yüzünden can verdi; Enerji Bakanı bugün Bakanlık önünde işçiyi gözaltına aldırıyor. Urfa'da, Maraş'ta öğretmenler ve öğrenciler katlediliyor, Millî Eğitim Bakanı çıkıp istifa etmiyor. Siz bir bakan soruşturulmasın, görevini bırakmasın diye buradan Meclis İçtüzüğü'nü değiştirdiniz, gensoruyu ortadan kaldırdınız. Şimdi istediğiniz bakanı ülke yanıp kül olana kadar, ülke yok olana kadar görevde tutun, biat ettiğiniz tek kişinin iki dudağına bakmaya devam edin ama elbet bu halk tüm ölümlerin, tüm hukuksuzlukların, tüm hırsızlığın hesabını soracaktır.”
(Haber Merkezi)





