Bingöl Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Bingöl Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Bingöl Gazeteciler Cemiyeti iş birliğinde düzenlenen “Bingöl: Tarih, Kültür ve Medeniyet Sempozyumu” yoğun katılımla gerçekleştirildi.

Recep Tayyip Erdoğan Kongre Merkezi’nde saat 10.30’da başlayan sempozyumun açılış programına akademisyenler, gazeteciler, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı.

Programda konuşan Bingöl Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Murat Çaka, sempozyumun sadece bilimsel bir buluşma değil, aynı zamanda geçmiş ile gelecek arasında kurulan güçlü bir köprüye vesile olacağını ifade etti.

Sempozyumda sunulacak bildirilerin; geçmişi unutmamak, gelecek nesillere güçlü bir medeniyet bilinci bırakmak açısından önemli olduğunu belirten Çaka, emeği geçenlere teşekkür etti.

Programda konuşan Prof. Dr. Erdal Çelik, sempozyumun yalnızca akademik bir etkinlik olmadığını belirterek, Bingöl’ün geçmişini, kültürel mirasını ve medeniyet birikimini ortaya koymayı hedefleyen önemli bir çalışma olduğunu ifade etti.

‘SÜTAŞ Atıkları Meraya Dökülüyor’ İddiası!
‘SÜTAŞ Atıkları Meraya Dökülüyor’ İddiası!
İçeriği Görüntüle

BİR ŞEHRİN KÜLTÜRÜ, O TOPLUMUN HAFIZASIDIR!

Bingöl’ün tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan önemli bir coğrafya olduğuna dikkat çeken Çelik, şunları kaydetti:

“Üniversitemiz Bingöl Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Bingöl Gazeteciler Cemiyeti iş birliğinde düzenlenen “Bingöl: Tarih, Kültür ve Medeniyet Sempozyumu” vesilesiyle sizleri Bingöl Üniversitesi’nde ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.

Bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu sempozyumu yalnızca akademik bir toplantı olarak değerlendirmiyoruz. Bu organizasyonu; Bingöl’ün geçmişine dair güçlü bir hafıza çalışması, bugününe dair çok yönlü bir değerlendirme zemini ve geleceğine yönelik önemli bir düşünsel yatırım ve dev adımlar olarak görüyoruz.

Şehirler yalnızca nüfus verileriyle, fiziki yapılarıyla ya da ekonomik göstergeleriyle tanımlanamaz. Şehirleri asıl anlamlı kılan şey; taşıdıkları kültürel birikim, toplumsal hafıza, insan hikâyeleri ve medeniyet tecrübesidir. Bu nedenle bir şehrin tarihini çalışmak aslında o şehrin kimliğini anlamaya çalışmaktır

Bir şehrin kültürünü incelemek ise o toplumun hafızasını, düşünme biçimini ve hayat tasavvurunu anlamaya çalışmaktır. Bu yönüyle Bingöl, son derece zengin bir akademik çalışma alanı sunmaktadır. Tarih boyunca farklı medeniyetlerin geçiş ve etkileşim alanlarından biri olan bu coğrafya; sahip olduğu tarihsel birikim, kültürel çeşitlilik, sözlü gelenek, dini yapı, toplumsal ilişkiler ağı ve doğal özellikleriyle çok katmanlı bir araştırma zemini oluşturmaktadır.”

KENDİ KÜLTÜREL BİRİKİMİNİ KORUYABİLEN ŞEHİRLER, GELECEĞE DAHA SAĞLAM ADIMLARLA YÜRÜYEBİLİRLER!

“Sempozyum programında dikkat çeken en önemli hususlardan biri de geleneksel kültür ile güncel meselelerin birlikte ele alınmasıdır. Bir yandan medrese geleneği, halk hikâyeleri, dengbêjlik kültürü, Zaza dili ve tasavvufi hayat konuşulurken; diğer yandan afet yönetimi, dijitalleşme, gençlik çalışmaları, sürdürülebilir kalkınma, turizm potansiyeli ve bilimsel ve toplumsal dönüşüm gibi güncel konular da tartışılmaktadır.

Bu yaklaşımın son derece kıymetli olduğunu düşünüyorum. Çünkü geçmiş ile gelecek arasında sağlıklı bir bağ kurabilen toplumlar güçlü bir gelişim zemini oluşturabilirler. Kendi kültürel birikimini koruyabilen şehirler, aynı zamanda geleceğe daha sağlam adımlarla yürüyebilirler.”