"Hasan Berdibek’in kalemindeki insan sevgisinde, hakkaniyetli ve mütevazı duruşunda emeği olan, Bingöl’e uzun yıllar hizmet etmiş babası Latif Bey’in aziz hatırasına ithaf olunur."

Gazetecileri ve köşe yazarlarını tanımak için onlarla uzun vakitler geçirmek gerekmez.

Kullandıkları dil, üzerinde durdukları meseleler ve satır aralarına bıraktıkları izler, onların dünyasını anlamaya yeter.

Hasan Berdibek’i de köşe yazıları aracılığıyla tanıdım.

Artı Medya ve Çapakçur Gazetesi’nde yayımlanan yazılarını okudukça, kendisini anlatmaktan çok yaşadığı şehrin sorunlarına kulak veren, dertleri kendi derdi gibi gören bir kalemle karşılaştım.

Onun kaleminin yönü Bingöl’e dönüktür.

Yıllardır çözülemeyen meseleleri gündeme taşırken, gözden kaçan güzellikleri de hatırlatır.

Cümlelerinde, yaşadığı toprağın insanını tanıyan birinin samimiyeti vardır.

Sözü dolaştırmadan söyleyen, okurunun karşısına süslü kavramlarla değil, içten bir dille çıkan bir yazardır.

Bu yönüyle okuruyla arasında mesafe kurmaz.

Bu üslubun oluşumunda hayatının izlerini görmek mümkündür.

1990 yılında Bingöl’de dünyaya gelen Hasan Berdibek, sekiz kardeşli bir ailenin yedinci çocuğudur.

Kalabalık bir evin sıcaklığı, paylaşımı ve dayanışması, onun insanlara yaklaşımında ve kurduğu dilde kendisini hissettirir.

Mahalleyi, sokağı ve gündelik hayatı dışarıdan gözleyen biri gibi değil; içinden yetişmiş bir insanın bakışıyla anlatır.

Hayatının önemli bir bölümü Bingöl Dörtyol’daki Genç Yazıhanesi’nde, babası Latif Bey’in yanında geçti.

Orada yalnızca vakit geçirmedi; insanları dinledi, sohbetlere ortak oldu, yaşadığı coğrafyanın sesini tanıdı.

Ateş üzerinde yavaş yavaş ısınan su gibi, hayatın içinde ağır ağır olgunlaştı.

Bugünkü gözlem gücünün arkasında iletişim fakültesinde okumanın yanı sıra biraz da o yılların kazandırdığı tecrübe ve entelektüel birikim bulunmaktadır.

Sokaktaki insanı tanır.

Esnafın serzenişi, öğrencinin beklentisi, çiftçinin sıkıntısı ve vatandaşın yaşadığı sorunlar, onun yazılarında sadece bir haber konusu olarak kalmaz; hayatın gerçek birer parçasına dönüşür.

Gazeteyle tanışması çocukluk yıllarına dayanır.

Babasına gazete almaya giderken kendisine de spor gazeteleri alan bir çocuğun, zamanla kitapların ve yazının dünyasına yönelmesi şaşırtıcı değildir.

2013 yılında ilk köşe yazısını kaleme alan Hasan Berdibek, yerel basında muhabirlikten yazı işleri müdürlüğüne kadar farklı görevlerde bulundu.

Kurduğu haber sitesinde yaşadığı başarısızlığı da saklamayan bir anlayışla, hayatın her tecrübesini bir öğrenme süreci olarak gördü.

Bugün bir kamu kurumunun basın biriminde görev yaparken aynı zamanda Gazeteciler Cemiyeti’nde başkan yardımcılığı görevini sürdürmektedir.

Bingöl’e bakışında dikkat çeken en önemli özelliklerden biri hakkaniyet duygusudur.

Eksikleri dile getirirken suçlayıcı bir dil kurmaz; yapılan çalışmaları da yok saymaz.

Eleştiriyle sahiplenmeyi aynı çizgide buluşturmaya çalışır.

12 Bingölspor üzerine kaleme aldığı yazılar, bunun belirgin örneklerindendir.

Takımın başarısını yalnızca skor üzerinden değerlendirmez.

Kulübün şehirle kurduğu bağı, taraftarın beklentilerini ve yöneticilerin sorumluluklarını da yazılarının konusu hâline getirir.

Bir taraftarın heyecanı ile bir gazetecinin sorgulayıcı bakışı aynı satırlarda buluşur.

Onun kaleminde insan her zaman merkezde yer alır.

Resmî açıklamaların ardındaki hayatı görmeye çalışır.

Bir hizmetin, kararın ya da eksikliğin insanların günlük yaşamında nasıl bir karşılığı olduğuna bakar.

Göç, işsizlik, üretim yetersizliği, gençlerin gelecek kaygısı ve kırsalın giderek boşalması, Bingöl üzerine yazdığı metinlerde sıkça yer bulan meselelerdir.

Bu kronik sorunları gündeme taşıması yalnızca gazetecilik refleksiyle açıklanamaz; aynı zamanda yaşadığı şehre duyduğu aidiyetin de bir göstergesidir.

Hasan Berdibek’i tanımlayan önemli özelliklerden biri de mütevazılığıdır.

Yaptıklarından çok yapılması gerekenleri konuşur; adını öne çıkarmaktan çok ortaya konulan işin topluma fayda sağlamasını önemser.

Babasıyla ilgili anlattığı bir hatıra da onun insani tarafını ortaya koyar.

Kendi kazandığı parayla babasına güzel bir hediye almak, bir ihtiyacını karşılamak istemiştir.

Fakat hayatın yoğunluğu içinde buna fırsat bulamadan babasını kaybetmiştir.

İnsanın içinde kalan böyle duygular, uzun uzun anlatılan yaşanmış anılardan daha derin bir iz bırakır.

Bugün Bingöl basınından söz edilirken Hasan Berdibek’in adı mutlaka anılmaktadır.

O, sadece haber aktaran bir gazeteci değil; yaşadığı toplumun geleceğine not düşen, insanının sevincini ve sıkıntısını kalemine taşıyan isimlerden biridir.

Gazeteci, yaşadığı coğrafyanın insanıyla aynı duyguyu paylaşabildiği ölçüde kalıcı olur.

Hasan Berdibek de Çapakçur Ovası’nı besleyen sular gibi Bingöl insanının ortak bakışını ve kolektif ruhunu besleyen bir kalemdir.

Onun yıllardır haberlerinde ve yazılarında yaptığı da budur:

Bingöl’ün sorunlarını yazarken şehrin geleceğine not düşmek, bugünü kayıt altına alırken yarına bir tanıklık bırakmak.