"Yaş ilerledikçe insan çevresinde kalabalık değil, karakter arıyor..."
Belki de insan yaş aldıkça değişmiyor; sadece neyin gerçekten değerli olduğunu daha iyi anlamaya başlıyor.
Hayatın içinden geçtikçe yoruluyoruz. Kırılıyoruz, hayal kırıklıkları yaşıyoruz, bazı insanları kaybediyoruz... Ama bütün bunların arasında kendimizi de daha iyi tanıyoruz.
Ve bir gün fark ediyoruz ki artık çevremizde çok insan olmasına değil, doğru insanların olmasına ihtiyaç duyuyoruz.
İnsan artık naz yapanı değil, anlayış göstereni; sürekli sorun çıkaranı değil, çözüm arayanı; sözleri güzel olanı değil, davranışlarıyla güven vereni yanında istiyor.
Çünkü zaman insana şunu öğretiyor: İnsanı her zaman hayatın yükü yormuyor; bazen yanlış insanlar, hayatın bütün yükünden daha ağır geliyor.
Bu yüzden yaş ilerledikçe kalabalıkların cazibesi azalıyor. Her ortama dahil olma, herkes tarafından sevilme, her davete
yetişme, her ilişkiyi sürdürme isteği yerini başka bir şeye bırakıyor: Huzura...
Artık sırf yalnız kalmamak için huzurundan vazgeçmiyorsun.
Çünkü yalnızlığın her zaman kötü olmadığını öğreniyorsun. Bazen insanın kendisiyle baş başa kalması, yanlış insanların arasında kaybolmasından çok daha kıymetli geliyor.
Zaman, bazı gerçekleri kabullenmeyi de öğretiyor insana: Her girdiğin ortam ait olduğun yer değildir.
Her uzatılan el dostluk değildir. Her "kal" diyen yuva değildir.
Her yanında duran da gerçekten senin yanında değildir.
Ve belki de olgunlaşmak biraz da budur...
Kiminle güldüğünden çok, kimin yanında kendin olarak kalabildiğini önemsemek.
Artık insan sayısını değil, insanın karakterini ölçüyorsun. Çünkü kalabalıklar her zaman yalnızlığı bitirmiyor; bazen insanın
yalnızlığını daha da büyütüyor.
O yüzden yaş aldıkça çevremizdeki insanlar azalabilir. Ama hayatımızdaki samimiyet, güven ve huzur artıyorsa, aslında
hiçbir şey kaybetmiş sayılmayız.
Çünkü insan bir yaştan sonra yalnız kalmaktan korkmuyor...
Yanlış insanların arasında kendini kaybetmekten korkuyor.
Ve galiba hayatın en güzel taraflarından biri de şu: Bir zamanlar "çok insan" isterken, bir süre sonra birkaç gerçek insanın ne kadar büyük bir zenginlik olduğunu anlıyorsun.
Sözün özü can dostlar; Yaş ilerledikçe insan kalabalık değil, karakter arıyor.
Çokluk değil, gerçeklik...
Gürültü değil, huzur...
Herkesi değil, gerçekten "iyi ki" dediklerini yanında istiyor.
Benim düşüncem böyle...
Peki siz ne düşünüyorsunuz?
Sizce de insan yaş aldıkça kalabalıktan çok karakteri
mi arıyor?
Haklı değil miyim can dostlar...?
Semiramis Bektaş
Karaarslan